heat (isim)

  1. Sıcaklık, ısı, hararet
  • Julia passed out because of the heat.

(Julia sıcaktan bayıldı.)

  • She likes summer but she hates the summer heat.

(O yazı sever ama yaz sıcağından nefret eder.)

  • Miranda is trying to sleep for 3 hours but she can’t sleep because of heat.

(Miranda üç saattir uyumaya çalışıyor ama sıcaktan uyuyamıyor.)

  1. Ateş, tav
  • If you keep playing with heat, you will burn the house.

(Ateşle oynamaya devam edersen evi yakacaksın.)

heat (fiil)

  1. Isıtmak, kızdırmak
  • My husband hates to eat dinner cold, he always wants me to heat them up.

(Kocam, yemekleri soğuk yemekten nefret eder; onları her zaman ısıtmamı ister.)

  • Heat the olive oil and add the tomatoes.

(Zeytinyağını ısıtın ve domatesleri ekleyin.)

  • Jessie is heating up a piece of pizza in the microwave.

(Jessie, mikrodalgada bir dilim pizza ısıtıyor.)

Heat Kelimesi İle Eş Anlamlı Olan Kelimeler

  • Warm
  • Tempature temperature
  • Warmth
  • Hotness
  • Fever
  • Fervor
  • Glow
  • Fire

Yorum Yaz