dear (sıfat/isim) Sevgili, canım, tatlım, tatlı kimse, sevimli, değerli I’ll miss you so much my dear friend.(Seni çok özleyeceğim sevgili arkadaşım.) I usually start diaries with “dear diary”.(Günlüklere genellikle “sevgili günlük” diyerek başlıyorum.) My uncle’s dear friends fulfilled their last duty to him by attending his funeral.(Amcamın sevgili arkadaşları, cenazesine katılarak ona karşı son görevlerini yerine getirdiler.) Dear Lord, what just happened in the living room?(Aman Tanrım, oturma odasında az önce ne oldu?) He was…

over (zarf) Üstüne, üzerine, üzerinde, üzerinden, aşkın, fazla There were over 500 participants at this year’s meeting. (Bu yılki toplantıda 500’ü aşkın katılımcı vardı.) My father jumped over the fence to enter the house. (Babam eve girmek için çitlerin üzerinden atladı.) Üst üste, art arda, sürekli Alice called me over and over tonight. (Alice bu gece beni defalarca kez aradı.) Öbür tarafında, karşı yakasında My sister lives just over the river. (Kız kardeşim nehrin karşı…

snob (isim, sıfat) Züppe, burnu havada kimse, snop She was living in a snob neighboorhood for a long time, she decided to move.(Uzun zamandır züppe bir mahallede yaşıyordu, taşınmaya karar verdi.) He always thinks that being a snob is a cool thing.(O her zaman burnu havada olmanın havalı bir şey olduğunu sanır.) The way their family act is so snob.(Onların ailesinin davranış tarzı çok burnu havada.) Jim tells he hates snob people. But his best…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!