look (fiil) Bakmak, aramak Let’s go and look at the ducks by the pond. (Hadi gidip göletin kıyısındaki kurbağalara bakalım.) I was looking for you everywhere! (Her yerde seni arıyordum!) Görünmek I think you look so beautiful in that dress. (Bence o elbise içinde çok güzel görünüyorsun.) He is trying to look brave but you can see tears in his eyes. (Cesur görünmeye çalışıyor ama gözlerindeki yaşları görebiliyorsun. Beklemek, ümit etmek I am looking forward…

fever (isim) Ateş Jacob has got a slight fever. Doctor says that he needs to rest.(Jacob’ın hafif ateşi var. Doktor dinlenmesi gerektiğini söyledi.)The first symptoms of coronavirus disease are fever, cough, and headaches.(Koronavirüs hastalığının ilk belirtileri ateş, öksürük ve baş ağrısıdır.)If you have a fever you should drink a lot of water.(Eğer ateşin varsa çok su içmelisin.)Jessica’s fever goes down for a while but then comes back up again every night.(Jessica’nın ateşi bir süreliğine düşüyor…

İngilizce seviyeleri, İngilizce bilip bilmediğinizi test etmek adına genellikle kullanılan faktörlerdir. İngilizceyi kullanma becerilerinizin ne denli iyi – kötü olduğunu tespit etmeye yarayan seviyelerin farklı şekillerde sınıflandırıldığını ifade etmek gerekir. Başlangıç seviyesinden ileri seviyeye kadar 6 farklı aşaması bulunan İngilizce seviyelerini öğrenmek istiyorsanız sizler için hazırladığımız bu şahane rehberi detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz. https://youtu.be/XRLML9-SPaQ İngilizce Dil Seviyeleri A1 – Beginner: Başlangıç Seviyesi A2 – Elementary: Temel Seviye B1 – Pre Intermediate: Orta Seviye Öncesi B2…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!