like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

respect (isim) Saygı, hürmet, itibar I respect the elderly people. (Yaşlı insanlara saygı duyarım.) Marrie certainly deserves our respect. (Marrie kesinlikle saygımızı hak ediyor.) In these days, nobody respects each other. (Bu günlerde kimse birbirine saygılı değil.) İlgi, alaka, hatır With respect to these papers, I think the best thing is to hide them. (Bu kağıtlarla ilgili olarak, sanırım en iyi şey onları saklamaktır.) With respect to school works, Mrs. Marry knows more than anyone…

Current ne demek? current (sıfat) geçerli, mevcut Current parenting perspectives gives more opportunity to children for express themselves.(Mevcut ebeveynlik perspektifleri çocuklara kendilerini ifade etmeleri için daha çok fırsat veriyor.)Current fashion trends shows that ladies will wear lots of thick dresses this winter.(Geçerli moda trendleri gösteriyor ki bu kış kadınların bol bol kalın elbise giyeceğini göreceğiz.)Student: What does current means?(Öğrenci: Current ne demek?)Teacher: Current means valid.(Öğretmen: Current geçerli demektir.) güncel, halihazırda, şimdiki, şu anki Current experiments…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!