movie (isim) Film, sinema, sinema filmi, video The movie we watched last night was so boring that I fell asleep before half. (Dün gece izlediğimiz film o kadar sıkıcıydı ki yarısından önce uyuyakaldım.) The biggest fear of filmmakers is that the movie will not be viewed at the expected level. (Film yapımcılarının en büyük korkusu, filmin beklenen düzeyde izlenmemesidir.) Clint Eastwood was the leading role of my favorite movie when I was little. (Küçükken en…

paradise (isim) Cennet I knew that it wouldn’t end well when I realized I was in love with him, then I wept like the angels in paradise.(Ona aşık olduğumu anladığımda bunun iyi bitmeyeceğini biliyordum, sonra cennetteki melekler gibi ağladım.) When I was a kid, I thought this garden was paradise.(Küçükken bu bahçenin cennet olduğunu düşünürdüm.) Mountains and forests, according to Josephine, were paradise. He felt very happy in nature.(Dağlar ve ormanlar, Josephine’a göre cennetti. Doğada…

Küçük İngilizce diyaloglar aslında “küçük” değildir. Hava durumu gibi basit bir şey hakkında sohbet edebilmek önemli görünmeyebilir, ancak bir dil öğreniyorsanız sahip olmanız gereken temel bir beceridir. Gün içinde ana dilinizde kaç kez diyaloga girdiğinizi düşünün. İngilizce diyalog kurmak size şu konularda yardımcı olabilir: Garip sessizliklerden kaçınmaYeni birini kolayca tanımaDaha dostça görünmeTanıdıklarınız ve iş arkadaşlarınızla daha yakın olmaAna dili İngilizce olan birine daha çok benzeme Siz ve bir kişi (veya birkaç) başka bir yerde toplandığınızda,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!