supreme (sıfat) Üstün, en yüce, en üst, üstün derecedeki, ulu, azami Bill’s supreme effort at school will make his parents happy. (Bill’in okuldaki üstün çabası ebeveynlerini mutlu edecektir.) I believe that life itself is the supreme test and we shouldn’t give up. (Hayatın kendisinin en büyük sınav olduğuna ve vazgeçmememiz gerektiğine inanıyorum.) If you are not satisfied with the court decision you can appeal the supreme court. (Mahkeme kararından memnun değilsen, yüksek mahkemeye itiraz edebilirsin.)…

month (isim) Ay This month our cafe made so much profit that I can pay all my bills. (Bu ay kafemiz o kadar çok kar elde etti ki tüm faturalarımı ödeyebilirim.) April is my favorite month because I am a spring person and April is the best month to feel the spring. (Nisan benim en sevdiğim aydır çünkü ilkbahara bayılırım ve Nisan ayı ilkbaharı en iyi hissedebileceğiniz aydır.) A human pregnancy lasts for nine months…

flood (isim) Sel, taşkın, tufan, su baskını The flood destroyed the levee and messed up the town. (Taşkın, seti yıktı ve tüm kasabayı alt üst etti.) Last year approximately these days, it has rained almost 2 days without a break and flood ruined our farm. (Geçen yıl yaklaşık bu zamanlar, yağmur aralıksız olarak iki gün yağdı ve sel çiftliğimizi mahvetti.) flood (fiil) Basmak, su basmak The water flooded everywhere! Who has blocked the bath? (Banyoyu…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!