live (fiil) Yaşamak, ikamet etmek, ömür geçirmek, naklen, zinde They live in a two-story, blue-colored detached house. (Onlar iki katlı, mavi renkte olan müstakil bir evde yaşıyorlar.) Did you know that tortoises can live up to 200 years old? (Kara kaplumbağalarının 200 yaşına kadar yaşayabildiklerini biliyor muydun?) live (sıfat) Canlı, canlı yayın It is necessary to be extremely careful in live animal markets due to the risk of infectious diseases. (Canlı hayvan pazarlarında bulaşıcı hastalık…

smile (fiil) Gülümsemek, tebessüm etmek I fell in love with her because she took my breath away from me when she smiled.(Ona aşık oldum çünkü o güldüğünde nefesimi benden aldı.) You smile so cute and your smile looks just like your mother, child.(Çok sevimli gülüyorsun ve gülüşün aynı annene benziyor çocuğum.) When i was 6 years old, i had a very cute dog and it was alway smile.(Ben 6 yaşındayken, çok şirin bir köpeğim vardı…

Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı kapsamında değerlendirildiğinde İngilizce de dahil olmak üzere tüm diller üç adet seviyeden oluşmaktadır. Bu seviyeler şu şekildedir: Temel kullanıcı (A1 ve A2 seviyesi)Bağımsız kullanıcı (B1 ve B2 seviyesi)Uzman kullanıcı (C1 ve C2 seviyesi) Temel kullanıcı düzeyindeki A1 seviyesine bakıldığında aslında günlük konuşma dilinde ‘’başlangıç’’ (beginner) olarak adlandırdığımız İngilizce başlangıç aşamasından söz edilmektedir. Aslında tüm bireylerin öğrencilik hayatı boyunca gördüğü İngilizce ’ye karşılık gelmektedir. Ülkemizdeki İngilizce Öğretimi esaslarına bakıldığında ana amaç…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!