look (fiil) Bakmak, aramak Let’s go and look at the ducks by the pond. (Hadi gidip göletin kıyısındaki kurbağalara bakalım.) I was looking for you everywhere! (Her yerde seni arıyordum!) Görünmek I think you look so beautiful in that dress. (Bence o elbise içinde çok güzel görünüyorsun.) He is trying to look brave but you can see tears in his eyes. (Cesur görünmeye çalışıyor ama gözlerindeki yaşları görebiliyorsun. Beklemek, ümit etmek I am looking forward…

nice (sıfat) Sevimli, güzel, hoş She looks so nice with her new hairstyle.(Yeni saç tarzıyla çok hoş görünüyor.) The movie we watched last night was really nice.(Dün gece izlediğimiz film gerçekten güzeldi.) Nazik, kibar, latif The way he act was very nice to her.(Ona davranış şekli gerçekten çok kibardı.) It was very nice of him to drive you home.(Onu eve bırakması çok kibardı.) Student: What is the meaning of nice?(Öğrenci: Nice ne demek?)Teacher: Nice means…

Evet arkadaşlar bugün sizlere İngilizce’nin temel taşlarından birisi olan Simple Past Tense yani Türkçedeki geçmiş zamanı anlatacağız. Simple Past Tense İngilizce öğrenmek isteyenlerin mutlaka çok iyi bilmesi gereken konulardan birisidir. Çünkü geçmiş zamanla ilgili konuşmaların nerdeyse hepsinde Simple Past Tense’i kullanırız. Bu konuyu öğrenmek için belirli başlı kuralları kafanızda oturtmanız gerekir. Bu kurallara dikkat ettiğiniz sürece İngilizce geçmiş zamanı iyice kavrayıp doğru cümleler kurabilirsiniz. Şimdi Simple Past Tense konu anlatımını örnekler vererek açıklayalım. Kuralları tek…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!