true (sıfat/fiil/isim) Hakiki, gerçek, doğru, doğrultmak, nihai gerçeklik, meşru To tell you the truth, he doesn’t want to be friends with you.(Doğrusunu söylemek gerekirse, seninle arkadaş olmak istemiyor.) In the story of the lying shepherd, even if the Shepherd told the truth for the last time, no one believed that he was telling the truth because of his previous lies.(Yalancı çoban hikâyesinde, çoban son kez doğruyu söylese bile, önceki yalanlarından dolayı doğruyu söylediğine kimse inanmıyordu.)…

İngilizce yönler, yer tarifi yaparken bilmemiz gereken kelime gruplarından birisidir. Kendimizin veya bir yerin konumunu tarif etmek istediğimiz zaman İngilizce yön tarifi yapmayı bilmemiz gerekiyor. Sizin için hazırladığımız ana ve ara yönlerin Türkçe karşılıkları. İngilizce Yönler North = KuzeySouth = GüneyEast = DoğuWest = Batı Bu yönlere ek olarak daha net yön tarifi yapabilmemiz için ara yönler kullanılmaktadır. Northeast = KuzeydoğuNorthwest = KuzeybatıSoutheast = GüneydoğuSouthwest = Güneybatı İngilizce Yönlerin Kısaltmaları North (Kuzey) = NSouth (Güney)…

low (sıfat) Alçak, az, düşük, alt, ucuz She bought this skirt at a low price. (O bu eteği düşük bir fiyata satın aldı.) This chair is too low for her. (Bu sandalye onun için çok alçak.) I saw this computer at the mall. The price tag was not low. (Bu bilgisayarı alışveriş merkezinde gördüm. Fiyat etiketi düşük değildi.) Zayıf, güçsüz, kısa The battery is low that’s why the laptop doesn’t work. (Batarya zayıf bu yüzden…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!