great (sıfat) Harika, müthiş, mükemmel I had a great history teacher back in highschool. (Lisede harika bir tarih öğretmenim vardı.) You are the greatest mother of the world. (Sen dünyanın en mükemmel annesisin.) I hope we will make a great profit this year. (Bu yıl müthiş bir kâr elde edeceğimizi umuyorum.) Büyük, fazla, çok There are two types of crates in garage, the small ones and the great ones (Garajda küçük ve büyük olmak üzere…

work (fiil) Çalışmak, meslek icra etmek He works in TOFAS car factory in Bursa. (O, Bursa’da bulunan TOFAŞ araba fabrikasında çalışıyor.) She works as an engineer in the iron steel industry (O, demir çelik endüstrisinde mühendis olarak çalışıyor.) İş yapmak, uğraşmak My grandfather worked all day in his farm. (Büyükbabam bütün gün boyunca tarlasında çalışmış.) Working with plants and flowers is very hard but also very relaxing. (Bitkilerle çalışmak oldukça zor ve bir o kadar…

Safe Türkçe ne demek? safe (sıfat) güvende, emniyette The minute the rain started, we looked for a place where we would be safe from a drenching downpour.(Yağmurun başladığı dakikadan itibaren şiddetli sağanak yağışa karşı emniyette olacağımız bir yer arayışına girdik.) In the shadow of that huge tree, we will be completely safe from burning sun light.(Şu devasa ağacın gölgesinde yakıcı güneşe karşı tamamen güvende olacağız.) güvenli, emniyetli We tried to find a safe place to…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!