change (fiil/isim) Değişmek, değiştirmek, takas etmek, bozdurmak I changed my tires last week when the weather got worse.(Geçen hafta hava kötüleştiğinde lastiklerimi değiştirdim.) She had just changed the battery of her watch, but the watch was still not working.(O, saatinin pilini yeni değiştirmişti ama saat hala çalışmıyordu.) If you want to be healty; Don’t try the change your life, try the change yourself(Eğer sağlıklı olmak istiyorsan; Hayatını değiştirmeyi deneme, kendini değiştirmeyi dene!) Student: What is…

Official Türkçe ne demek? official (isim/sıfat) memur, yetkili, resmi görevli, memura yaraşır, memuriyete ilişkin When we asked the official to help us, she treated us as if we wanted her life.(Yetkiliden bize yardım etmesini istediğimizde, bize onun canını istemişiz gibi davrandı.) This is an official service crime and only a government official can commit this crime.(Bu memuriyete ilişkin bir suçtur ve bu suçu ancak bir devlet memuru işleyebilir.)He had some problem with officials.(Yetkililerle bazı sorunları…

Gelecek zaman, İngilizcede gerek yazı dilinde, gerekse konuşma dilinde en çok karşımıza çıkan zamanlardan biridir. İki farklı kullanım şekli olan gelecek zaman, cümleye -will ya da -be going to takısı eklenerek oluşturulur. Özellikle İngilizce öğrenmeye yeni başlayan öğrencilerin sıklıkla karıştırdıkları gelecek zamanı ve bununla beraber -will ve -be going to kalıplarının farklarını bu yazımızda bol örnek ve bol alıştırma eşliğinde öğreneceksiniz. İngilizce’de Gelecek Zaman (Future Tense) Her dilde olduğu gibi, İngilizce de gelecek zamanda olacak…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!