sadist (isim) Sadist, elezer, acı çektimekten (özellikle cinsel anlamda) hoşlanan kişi Lily has a psychological disorder named sadism. She gets pleasure from hurting people around her. (Lily’in sadizm denilen psikolojik bir rahatsızlığı var. O, etrafındaki insanlara acı çektirmekten keyif alıyor.) My grandfather was a sadist person and he was literally torturing my grandmother. (Büyük babam sadist bir insandı ve büyükanneme resmen eziyet ederdi.) Alan’s sister is sadist but she still can’t accept it. (Alan’ın kız…

Would ne demek sorusu İngilizce’de birden fazla cevabı olan ve kapsamlı bir soruyu ifade eder. Will yardımcı fiilinin geçmişteki ifade şeklinden tutun da rica cümlelerinde kullanılan yardımcı fiil olma özelliğine kadar “would” kelimesinin geniş bir anlam yelpazesi vardır. Gelin şimdi would ne demek sorusu hakkında kafalardaki soru işaretlerini giderecek tüm anlamlara göz atalım: Would Ne Demek Sorusunun “Future in The Past” Yapısıyla Bağlantısı Would kelimesi İngilizce’de “Future in the Past” kalıbının bir parçası olarak kullanılabilmektedir.…

true (sıfat/fiil/isim) Hakiki, gerçek, doğru, doğrultmak, nihai gerçeklik, meşru To tell you the truth, he doesn’t want to be friends with you.(Doğrusunu söylemek gerekirse, seninle arkadaş olmak istemiyor.) In the story of the lying shepherd, even if the Shepherd told the truth for the last time, no one believed that he was telling the truth because of his previous lies.(Yalancı çoban hikâyesinde, çoban son kez doğruyu söylese bile, önceki yalanlarından dolayı doğruyu söylediğine kimse inanmıyordu.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!