nude (sıfat) Çıplak Nude sunbathing is usually not allowed in beaches. (Çıplak güneşlenmek genelde plajlarda izin verilmez.) I think she is so brave for her nude poses we saw in a magazine. (Bir dergide gördüğümüz çıplak pozları için çok cesur olduğunu düşünüyorum.) nude (isim) Çıplak insan vücudu, çıplaklık, çıplak kimse I don’t feel comfortable seeing nude in the photograph exhibition. (Fotoğraf sergisinde çıplaklık görmek beni rahatsız ediyor.) Children shouldn’t see nude in TVs. (Çocuklar televizyonda…

premium (isim) İkramiye, prim Health care premiums have increased this year but it still isn’t enough. (Sağlık hizmetleri primleri bu yıl arttı ama yine de yeterli değil.) We can pay a premium for the best location for our new hotel. (Yeni otelimiz için en iyi konuma ikramiye ödeyebiliriz.) premium (sıfat) Yüksek kaliteli, ayrıcalıklı Astrid prefers to drink premium coffee. (Astrid yüksek kaliteli kahve içmeyi tercih ediyor.) Jake is a premium member of our society. (Jake,…

has (fiil) Sahip olmak (have fiilinin 3. tekil şahıslar için kullanılan hali) The car has GPS navigation.(Araç GPS navigasyonuna sahip.)Jessica has a new puppy. You should see it, it is so cute.(Jessica’nın yeni bir köpeği var. Görmelisin, çok tatlı.)I can safely say that Jack has excellent taste.(Jack’in mükemmel bir zevke sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.)I don’t have to worry. After all, he has you.(Endişelenmeme gerek yok. Nihayetinde, sana sahip.)Student: What is the meaning of has?(Öğrenci: Has…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!