crush (fiil) Kıracak ya da şekline zarar verecek kadar bastırmak, ezmek, izdiham yaratmak To get the oil out you will have to crush the seeds. (Yağı çıkarmak için tohumları ezmen gerekecek.) The giant shark crushed the boat and cut it in half. (Dev köpek balığı, tekneyi ezdi ve ortadan ikiye böldü.) crusher (isim) Ezici, kırıcı, parçalayıcı, öğütücü Let’s throw the garbage into the crusher. (Çöpleri öğütücüye atalım.) crushed (sıfat) Ezilmiş, ezik, parçalanmış, bastırılmış Women shouldn’t…

Auto ne demek? auto (isim) otomobil, araba German brands produce very high quality autos with decent prices.(Alman markaları iyi fiyatlara çok kaliteli otomobiller üretiyor.)How old were you when you learnt how to drive an auto?(Bir arabanın nasıl kullanılacağını öğrendiğinde kaç yaşındaydım?)We are finally seeing hybrid and fully electric autos on the roads.(Sonunda yollarda hibrit ve tam elektrikli arabalar görüyoruz.)This huge factory has very big production capacity as they produce 500 autos each day.(Bu büyük fabrika…

boss (isim) Patron, işveren Hey James,I want to introduce you my new boss, James Smith. (Selam James, seni yeni işverenim James Smith’le tanıştırmak isterim.) You are not the boss, so stop acting like that. (Sen patron değilsin, bu yüzden böyle davranmayı bırak.) I hope my boss won’t get mad at me for being late. (Umarım geç kaldığım için patronum bana kızmaz.) boss (fiil) Patronluk yapmak, otoriter olmak, yönetmek Can you stop bossing me around? I…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!