sorry (sıfat) Üzgün, pişman, üzüntülü I am very sorry to hear that you are moving to Boston. (Boston’a taşındığını duyduğuma üzüldüm.) She was very sorry about her grandfather’s funeral. (O, büyükbabasının cenazesinden dolayı çok üzgündü.) Peter failed the exam, I am sorry about his result. (Peter sınavdan geçemedi, onun sınav sonuçlarına üzüldüm.) İzin isteme, ricada bulunma Sorry, may I enter the class? (Pardon, sınıfa girebilir miyim?) Sorry, can you give me tissue? (Kusura bakmayın, bana…

oral (sıfat – isim) Ağız, ağızdan söylenen, sözel When Andy gets sick, his doctor always gives him oral medicine because he is afraid of syringe. (Andy hasta olduğunda doktoru ona ağız yoluyla alınan ilaçlar veriyor çünkü o iğneden çok korkuyor.) My uncle is an orthodontist. His job is to ensure the oral health of people. (Amcam bir ortodontisttir. Onun işi insanların ağız sağlığını sağlamaktır.) Şifahi, sözlü yapılan, sözel Frank made an oral agreement and now…

Garb Türkçe ne demek? garb (isim) Kıyafet Most people wears some traditional Bavarian garbs fort he traditional and famous Oktoberfest.(Çoğu insan, geleneksel ve ünlü Oktoberfest için bazı geleneksel Bavyera kıyafetleri giyer.) She looked so lovely in that garb that he simply stood and watched in silence.(O kıyafetle o kadar güzel görünüyordu ki sessizce durup izledi.) I want to wear a vampire garb for the next Halloween party in our school.(Okulumuzdaki bir sonraki Cadılar Bayramı partisi…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!