restore (fiil) Yenileştirmek, restore etmek, onarmak, yerine koymak After the fire that damage Notre Dame Cathedral significantly, the French government started a charity campaign to restore the building.(Notre Dame Katedraline ciddi zarar veren yangından sonra Fransız hükümeti binayı restore etmek amacıyla bir yardım kampanyası başlattı.) Last night you broke her heart badly so if you want to be forgiven, you have to restore her feelings.(Dün gece onun kalbini fena bir şekilde kırdın bu yüzden affedilmek…

province (isim) Vilayet, il, saha, taşra, yetki alanı, ülkenin idari bölümlerinden biri, eyalet My uncle was the governor of this province for 15 years. (Benim amcam 15 yıl bu ilin valiliğini yaptı.) A curfew was declared throughout the province due to Covid-19. (Covid- 19 nedeniyle il genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.) This is the most famous cafe in this province. (Bu eyaletteki en ünlü kafe burasıdır.) All my memories take place in this province…

Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı kapsamında değerlendirildiğinde İngilizce de dahil olmak üzere tüm diller üç adet seviyeden oluşmaktadır. Bu seviyeler şu şekildedir: Temel kullanıcı (A1 ve A2 seviyesi)Bağımsız kullanıcı (B1 ve B2 seviyesi)Uzman kullanıcı (C1 ve C2 seviyesi) Temel kullanıcı düzeyindeki A1 seviyesine bakıldığında aslında günlük konuşma dilinde ‘’başlangıç’’ (beginner) olarak adlandırdığımız İngilizce başlangıç aşamasından söz edilmektedir. Aslında tüm bireylerin öğrencilik hayatı boyunca gördüğü İngilizce ’ye karşılık gelmektedir. Ülkemizdeki İngilizce Öğretimi esaslarına bakıldığında ana amaç…