nirvana (isim) Nirvana, hırslardan arınılarak ulaşılan salt mutluluk Last year I went to Nepal for reaching Nirvana with other Buddhist monks. (Geçen yaz diğer Budist rahiplerle birlikte Nirvana’ya ulaşmak için Nepal’e gittim.) Probably he reached the Nirvana because when I talk to him I saw the Dalai Lama in front of me. (Muhtemelen o Nirvana’ya ulaşmıştı çünkü onunla konuşurken karşımda Dalai Lama’yı gördüm.) I heard Buddhist monks eat only rice mush for months in order…

in (zarf) İçeri, içinde, iç, dahili Henry insisted I go in and drink a cup of coffee, I couldn’t say no to him. (Henry içeri girip bir fincan kahve içmem için ısrar etti, ona hayır diyemedim.) My friend Andy and Martin couldn’t believe their eyes when they saw what was going on in the house. (Arkadaşım Andy ve Martin içeride neler olduğunu gördüklerinde gözlerine inanamadılar.) In their house, every day was like a carnival. (Onların…

busy (sıfat) Meşgul, başı kalabalık Tonight I am very busy because the deadline of the project has arrived. (Bu gece oldukça meşgulüm çünkü projenin teslim tarihi geldi.) Mr. Mcgill is very busy right now but you can leave a message if you want. (Bay McGill şu an çok meşgul fakat isterseniz bir mesaj bırakabilirsiniz.) Recently he is very busy with all of the homeworks, exams and work. (O şu sıralar ödevlerle, sınavlarla ve işle oldukça…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!