Zaman kavramı olmadan yaşamak ne kadar zorsa konuşmak da bir hayli zordur. Tüm dillerde zamanı belirten belli başlı ekler, kelimeler, haller vardır. Bunlar olmasa, örneğin “ben” ve “gelmek” kelimelerinden anlamlı bir cümle oluşturmak istediğimizde “Ben gelmek.” İfadesi eylemin geçmişte mi, şimdi mi yoksa gelecekte mi yapılacağına dair bir ipucu vermez. Bu da bir anlam karışıklığına yol açarak iletişimin önüne geçer. Dolayısı ile tıpkı anadilimizde ve diğer bütün dillerde olduğu gibi “zamanlar” İngilizcenin de temelini oluşturur.…

edge (isim) Kenar Don’t put the plates close to the edge of table, you may drop them. (Tabakları masanın kenarına yakın koyma, onları düşürebilirsin.) Buy the right perfume, there must be a black horse in its edge, be careful. (Doğru parfümü al, kenarında siyah bir at olmalı ona dikkat et.) Avantaj, üstünlük We have the edge boys be careful we took the lead! (Üstünlük bizde çocuklar, dikkatli olun öne geçtik.) You had the edge but…

İngilizce Konuşamamak Terfiye Engel Olmasın: İş İngilizcesinde Özgüven Kazanmanın Yolu Merve, büyük bir ilaç firmasında ürün yöneticisi. İşini seviyor, yıllardır aynı şirkette çalışıyor ve üst düzey yöneticilerle aynı toplantılara katılıyor. Ancak bir sorun var: Toplantı dili İngilizce olduğunda, susmayı tercih ediyor. Çünkü konuştuğunda, cümlelerini toparlayamıyor. “Anlıyorum ama konuşamıyorum.” diyor. Tanıdık geldi mi? Bu yalnızca Merve’nin değil, binlerce beyaz yaka çalışanın yaşadığı bir gerçek. Kariyer basamaklarını tırmanmak isteyen herkesin önünde aynı engel var: İş İngilizcesinde özgüven…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!