crush (fiil) Kıracak ya da şekline zarar verecek kadar bastırmak, ezmek, izdiham yaratmak To get the oil out you will have to crush the seeds. (Yağı çıkarmak için tohumları ezmen gerekecek.) The giant shark crushed the boat and cut it in half. (Dev köpek balığı, tekneyi ezdi ve ortadan ikiye böldü.) crusher (isim) Ezici, kırıcı, parçalayıcı, öğütücü Let’s throw the garbage into the crusher. (Çöpleri öğütücüye atalım.) crushed (sıfat) Ezilmiş, ezik, parçalanmış, bastırılmış Women shouldn’t…

hello (ünlem) Merhaba, selam, merhabalar, alo Hello, you look better today than yesterday. (Merhabalar, bugün dünden daha iyi görünüyorsunuz.) Hello, we talked on the phone last week, remember? (Merhaba, geçen hafta telefonda konuştuk, hatırladın mı?) Hello to you too, you are very cheerful this morning. (Sana da merhaba, bu sabah pek bir neşelisin.) Hello, can you still hear me sir? (Alo, efendim beni hala duyabiliyor musunuz?.) I’ll stop talking to her if she doesn’t say…

İngilizce dil bilgisi ve kullanımı içerisinde bazı kalıplaşmış cümle yapıları yer almaktadır. Bir şeye sahip olduğunuzu belirtmek istediğinizde “have” kalıbı ile cümleler kurarken, bir şeyin var olduğunu belli etmek için “there is/there are” kullanımı yapılmaktadır. Konuyu anlayabilmeniz için ilk olarak kelime anlamının doğru bir şekilde oturması gerekmektedir. Herhangi bir şey için var anlamında bir cümle kurmak istediğinizde there is ya da there are kalıbını kullanmanız gerekmektedir. Sizler için hazırladığımız bu yazımızda, İngilizce gramatik yapıyı, soru…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!