team (isim) Takım, ekip I am sure that our basketball team will win the final match.(Basketbol takımımızın final maçını kazanacağına eminim.) Don’t forget that Elizabeth is a part of our team. Please be nice to her.(Elizabeth’in takımımızın bir parçası olduğunu unutmayın. Ona kibar davranın.) team (fiil) Takım halinde yapmak, ekip kurmak, takım oluşturmak If we want to be successful on this project, we should team up.(Eğer bu projede başarılı olmak istiyorsak takım oluşturmalıyız.)It is not…

Playboy Türkçe ne demek? playboy (isim) Zampara, Çapkın She was dating a rich American playboy who was seeing two other women at the same time.(Aynı anda iki kadınla görüşen zengin bir Amerikalı zamapara ile birlikteydi.) Legendary actor Roger Moore stars as debonair playboy Simon Templar in the series that made him an international star.(Efsanevi oyuncu Roger Moore, kendisini uluslararası bir yıldız yapan dizide güler yüzlü zampara Simon Templar’ı canlandırıyor.) Their lives are forever changed when…

Fix Türkçe ne demek? fix (fiil) Düzeltmek, onarmak, tamir etmek, hile karıştırmak, şike yapmak I have been receiving reports that horse racing competitions were fixed.(At yarışı müsabakalarına hile karıştırıldığına dair raporlar alıyorum.) I don’t want it, if you really want it, go ahead and fix something.(İstemiyorum, eğer gerçekten istiyorsan, devam et ve bir şeyi düzelt.) You can’t fix a war that’s been on for hundreds of thousands of years.(Yüzbinlerce yıldır devam eden bir savaşı düzeltemezsiniz.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!