flu (isim) Grip, influenza, soğuk algınlığı My sister is very hot and has a runny nose, I assume she has flu. (Kız kardeşimin ateşi var ve burnu akıyor, sanırım grip olmuş.) Coronavirus is so similar with the flu virus but there are some differences between them. (Koronavirüs influenzaya çok benziyor ama aralarında bazı farklar var.) Flu is a very contagious disease. For example Tom in my son’s class has infected the rest of the class…

like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

trip (isim/fiil) Seyahat, gezi, yolculuk, hafif adımlarla dans etmek, çelmek I hope you enjoy your trip comfortably, our only desire is to serve you well.(Umarım seyahatinizi rahat geçirirsiniz, tek arzumuz size iyi bir şekilde hizmet etmektir.) Classmates tripped John and they knocked her down.(Sınıf arkadaşları John’a çelme taktı ve onu yere serdiler.) On our last trip, we traveled across the continent with my wife.(Son seyahatimizde eşimle birlikte tüm kıtayı dolaştık.) Have a good trip, take…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!