paradise (isim) Cennet I knew that it wouldn’t end well when I realized I was in love with him, then I wept like the angels in paradise.(Ona aşık olduğumu anladığımda bunun iyi bitmeyeceğini biliyordum, sonra cennetteki melekler gibi ağladım.) When I was a kid, I thought this garden was paradise.(Küçükken bu bahçenin cennet olduğunu düşünürdüm.) Mountains and forests, according to Josephine, were paradise. He felt very happy in nature.(Dağlar ve ormanlar, Josephine’a göre cennetti. Doğada…

ex (isim) Eski sevgili My ex called me but I didn’t answer it. (Eski sevgilim beni aradı fakat ben telefonu açmadım.) I saw my ex with a new guy, and she saw me as well. (Eski sevgilimi yanında biriyle gördüm, o da beni gördü.) ex (ön ek) Eski, önceki, sabık My ex-wife and I are staying in touch for the kids. (Eski karım ve ben çocuklar için iletişimi kesmiyoruz.) Ex-president gave a speech which criticizes…

sing (fiil) Şarkı söylemek, söylemek, şiir okumak My son is singing now at the school concert. (Oğlum şu anda okul konserinde şarkı söylüyor.) When her favorite singer sings a song, she almost screams. (Onun en sevdiği şarkıcı şarkı söylediğinde neredeyse çığlık atar.) Alice loves to sing when she is having shower. (Alice duş alırken şarkı söylemeyi sever.) Şakımak, ötmek, vızıldamak Our canary is singing every morning. (Kanaryamız her sabah ötüyor.) He is singing like a…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!