Zaman kavramı olmadan yaşamak ne kadar zorsa konuşmak da bir hayli zordur. Tüm dillerde zamanı belirten belli başlı ekler, kelimeler, haller vardır. Bunlar olmasa, örneğin “ben” ve “gelmek” kelimelerinden anlamlı bir cümle oluşturmak istediğimizde “Ben gelmek.” İfadesi eylemin geçmişte mi, şimdi mi yoksa gelecekte mi yapılacağına dair bir ipucu vermez. Bu da bir anlam karışıklığına yol açarak iletişimin önüne geçer. Dolayısı ile tıpkı anadilimizde ve diğer bütün dillerde olduğu gibi “zamanlar” İngilizcenin de temelini oluşturur.…

really (zarf) Gerçekten, hakikaten, cidden I went to the hospital and it was really crowded. Public health is not good at all. (Hastaneye gittim ve gerçekten kalabalıktı. Halk sağlığı hiç iyi durumda değil.) I made a turkey sandwich yesterday with an avocado and sweet onion sauce and it was really delicious. (Dün avokado ve tatlı soğan sosuyla bir hindili sandviç yaptım ve hakikaten çok lezzetli oldu.) The girl I met in the librarywas really pretty…

book (fiil) Ayırtmak, rezervasyon yaptırmak I booked a dinner for both of us at the best restaurant in the city. (Şehrin en iyi restoranında ikimiz için bir akşam yemeği rezervasyonu yaptırdım.) I booked that shoe I wanted 3 months ago. (İstediğim o ayakkabıyı 3 ay önce ayırttım.) book (isim) Kitap, defter Clair is excitedly reading her new book in her room, I think it’s a page-turner. (Clair odasında heyecanla yeni kitabını okuyor, sanırım kitap çok…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!