skill (isim) Yetenek, maharet, beceri, vasıf, hüner Survival skills are so high that she can live alone.(Hayatta kalma becerileri o kadar yüksek ki yalnız yaşayabilir.) She climbed the career ladder one by one due to her professional skills.(Mesleki becerilerinden dolayı kariyer basamaklarını tek tek tırmandı.) Summer holidays are perfect times to learn new hobbies and develop skills.(Yaz tatilleri, yeni hobiler öğrenmek ve beceriler geliştirmek için mükemmel zamanlardır.) Children who have the skill to play piano…

paint (fiil/isim) Boya, boyamak, portresini yapmak, resmetmek, resim yapmak The artist paints a portrait at the lakeside.(Sanatçı göl kenarında bir portre çiziyor.) We’ll take care of everything, including the paint job.(Boya işi dahil her şeyle biz ilgileneceğiz.) Paint is all over the place, who is responsible for this mess?(Boya her yere bulaşmış, bu karmaşadan kim sorumlu?) I will rent a house but it should be painted like a new.(Yeni bir ev kiralayacağım ama yeni gibi…

kit (isim) Takım, alet, araç, aygıt takımı, eşya dizisi Always keep spare blankets, water, first aid kits and bandages in your room in case of an earthquake. (Deprem ihtimaline karşın odanızda daima yedek battaniye, su, ilk yardım çantası ve bandaj bulundurun.) You should always carry a repair kit in the trunk of your car in case your tire blows. (Lastiğinizin patlaması ihtimaline karşı, aracınızın bagajında her zaman bir tamir kiti taşımalısınız.) Soldiers have to keep…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!