partisan (isim) Tarafgir, taraftar, yandaş The partisan media behave like there are no problems in the country and even the only problem in country is the opposition. (Yandaş medya ülkede hiçbir problem yokmuş ve hatta ülkedeki tek sorun muhalefetmiş gibi davranıyor.) We couldn’t win the elections because of our party’s partisans. (Partimizin tarafgirleri yüzünden seçimi kazanamadık.) Almost all newspapers has become partisan of the nationalist party. (Hemen hemen tüm gazeteler milliyetçi partinin partizanı oldular.) Gerilla,…

serenity (isim) Sukünet, sakinlik, huzur, dinginlik When you find serenity and happiness, everything will be fine.(Huzur ve mutluluğu bulduğunda her şey yoluna girecek.)Inside the cafe, there was a feeling of serenity.(Kafenin içinde bir dinginlik hissi vardı.)Serenity of mind and heart is important more than anything in the world.(Aklın ve kalbin suküneti dünyadaki her şeyden daha önemlidir.)Your soulmate should give you serenity.(Ruh eşiniz size huzur vermeli.)I love going to he mountains every weekend for serenity.(Sakinlik için…

İngilizce cümle kurmak, dil öğrencileri için oldukça zorlu bir konu olmasına rağmen aslen dilimizde düzenli ve anlamlı cümleler kurmaktan çok da farklı değildir. Pek çok açıdan benzer özellikleri de bulunan İngilizce ve Türkçe cümle yapıları, bazı dilbilgisi kurallarında bağdaşır. Dolayısı ile İngilizcede zorlanılan bir konuyu daha iyi kavramak adına Türkçedeki kurallar ile karşılaştırabilir, ezberlemeden fakat bağdaştırarak kavramaya çalışabiliriz. Örnek olarak İngilizcedeki gerund infinitive konularını ele alalım. Kurallı ve basit bir cümle normal şartlarda özne nesne…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!