semi (ön ek) Yarı, yarım, kısmi Our state’s football team is going to play semi final with its biggest rival. (Eyaletimizin futbol takımı en büyük rakibi ile yarı final oynayacak.) After the accident, driver was in a semiconscious state. (Kazadan sonra, sürücü yarı bilinçli bir haldeydi.) Amtrak is a semi-governmental railroad company based in United States of America. (Amtrak Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir yarı hükümet sahipli bir demiryolu şirketidir.) There is a semi-olympic swimming…

sister (isim) Kız kardeş, bacı, abla My sister has a big farm upstate. (Ablamın taşrada büyük bir çiftliği var.) When I grow up, I want to work in my sister’s company. (Büyüdüğümde ablamın şirketinde çalışmak istiyorum.) Sophie’s sister is agressive but she still admires her. (Sophie’nin ablası çok agresif ama o hala ablasına hayran oluyor.) Hemşire, hastabakıcı, rahibe Tell me sister, will my brother survive? (Söyle bana hemşire, ağabeyim yaşayacak mı?) Florence Nightingale was a…

rest (fiil) Dinlenmek, dinlendirmek, kalmak, mola vermek I’m so tired that all I want is to go home and rest. (O kadar yorgunum ki istediğim tek şey eve gidip dinlenmek.) Try to have a good rest, we have a long way to go. (İyi dinlenmeye çalışın, önümüzde uzun bir yol var.) rest (isim) Artık, kalan, kalıntı, duran, dinlenme yeri I gave my neighbor Jake the rest of my daughter’s birthday cake. (Komşum Jake’e kızımın doğum…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!