low (sıfat) Alçak, az, düşük, alt, ucuz She bought this skirt at a low price. (O bu eteği düşük bir fiyata satın aldı.) This chair is too low for her. (Bu sandalye onun için çok alçak.) I saw this computer at the mall. The price tag was not low. (Bu bilgisayarı alışveriş merkezinde gördüm. Fiyat etiketi düşük değildi.) Zayıf, güçsüz, kısa The battery is low that’s why the laptop doesn’t work. (Batarya zayıf bu yüzden…

İngilizce dil bilgisi ve kullanımı içerisinde bazı kalıplaşmış cümle yapıları yer almaktadır. Bir şeye sahip olduğunuzu belirtmek istediğinizde “have” kalıbı ile cümleler kurarken, bir şeyin var olduğunu belli etmek için “there is/there are” kullanımı yapılmaktadır. Konuyu anlayabilmeniz için ilk olarak kelime anlamının doğru bir şekilde oturması gerekmektedir. Herhangi bir şey için var anlamında bir cümle kurmak istediğinizde there is ya da there are kalıbını kullanmanız gerekmektedir. Sizler için hazırladığımız bu yazımızda, İngilizce gramatik yapıyı, soru…

beach (isim) Sahil, kumsal, plaj, kıyı, kara When we went to the beach we saw that many jellyfish had hit the shore. (Plaja gittiğimizde birçok denizanasının sahile vurmuş olduğunu gördük.) Beach volleyball is my favorite sport and we play beach volleyball every summer. (Plaj voleybolu en sevdiğim spordur ve biz her yaz plaj voleybolu oynarız.) Next time you go to the beach, don’t forget to take your sunscreen with you. (Bir dahaki sefere sahile gittiğinizde,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!