sit (fiil) Oturmak, tünemek, donmak, bulunmak Even though people are not aware of it, most of their days pass by sitting.(İnsanlar farkında olmasalar da günlerinin çoğu oturarak geçer.) The ornamental pool in the garden has become the place where birds sits daily.(Bahçedeki süs havuzu kuşların her gün oturduğu yer haline geldi.) What I will tell is long and detailed, sit down and listen to me.(Anlatacağım şey uzun ve ayrıntılı, oturun ve beni dinleyin.) The teacher…

Dilimizde bir olayın tarihini, süregelen faaliyetlerin gerçekleşme zamanını ya da gelecekte gerçekleşmesi öngörülen olayların tahmini saatini belirtirken “-de, -da” bulunma halini kullanırız. İngilizce dilinde bu bulunma hali “in on at” edatları ile sağlanır. Örneğin; “Okula saat tam sekizde varacağım.” “Dedem 1957’de doğmuş.” gibi. Aynı şekilde olayların belirli bir zaman aralığında gerçekleştiğini belirtmek için “Üç gündür buradayım.” “Beş sene içerisinde mezun olacağım.” gibi ifadeler kullanırız. İngilizcede ise tüm bunları ifade etmek için İngilizce zaman edatları kullanılır.…

you (kişi zamiri) Sen, seni, sana, siz, sizleri You are my favorite person and I love you. (Sen benim kendime en yakın bulduğu insansın ve seni seviyorum.) I want to stay with you forever my darling. (Sonsuza kadar seninle birlikte kalmak istiyorum canım.) What do you want from me exactly? (Benden tam olarak ne istiyorsun?) You are so young and pretty, just like me forty years ago. (Tıpkı benim kırk yıl önceki halim gibi çok…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!