low (sıfat) Alçak, az, düşük, alt, ucuz She bought this skirt at a low price. (O bu eteği düşük bir fiyata satın aldı.) This chair is too low for her. (Bu sandalye onun için çok alçak.) I saw this computer at the mall. The price tag was not low. (Bu bilgisayarı alışveriş merkezinde gördüm. Fiyat etiketi düşük değildi.) Zayıf, güçsüz, kısa The battery is low that’s why the laptop doesn’t work. (Batarya zayıf bu yüzden…

you (kişi zamiri) Sen, seni, sana, siz, sizleri You are my favorite person and I love you. (Sen benim kendime en yakın bulduğu insansın ve seni seviyorum.) I want to stay with you forever my darling. (Sonsuza kadar seninle birlikte kalmak istiyorum canım.) What do you want from me exactly? (Benden tam olarak ne istiyorsun?) You are so young and pretty, just like me forty years ago. (Tıpkı benim kırk yıl önceki halim gibi çok…

Nick ne demek? nick (fiil) çalmak, kazıklamak, dolandırmak I can’t believe I’ve had my phone nicked again.(Telefonumu tekrar çaldırdığıma inanamıyorum.)I don’t trust Clara. She is trying to nick me all the time.(Clara’ya güvenmiyorum. Her zaman beni kazıklamaya çalışıyor.) Student: What is the meaning of nick?(Öğrenci: Nick ne demek?)Teacher: Nick means to scam.(Öğretmen: Nick dolandırmak demektir.) tam zamanında yakalamak / tutuklamak The police nicked Tommy for driving too fast.(Polis, Tommy’i çok hızlı araba kullandığı için tam zamanında…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!