like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

e Okul Veli Bilgilendirme Sistemi Giriş Ekranı Milli Eğitim Bakanlığı, e-okul sistemi üzerinden veli ve öğrencilere e okul Veli Bilgilendirme Sistemi ile bir çok bilgiye erişim imkanı sunuyor. Öğrenciler ve veliler, notları ve devamsızlıkları e-okul üzerinden takip edebiliyorlar. Nakil işlemleri ve TEOG sonuçlarının açıklanması gibi konular e okul Veli Bilgilendirme Sistemi üzerinden öğrenilebiliyor. e-okul Hakkında Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri (MEBBİS) projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, Ocak 2007 tarihinde kullanıma açılmıştır. e okul web tabanlı…

will (isim/fiil/zarf) Vasiyet, irade, dilemek, emretmek, kastetmek, amaç, husumet This summer we will go on vacation to Cabau for 3 weeks.(Bu yaz 3 haftalığına Cabau’ya tatile gideceğiz.) If something like this happens again, this time I will be there for you.(Yine böyle bir şey olursa, bu sefer senin yanında olacağım.) This is our father’s will, I recommend that we fulfill his last desires.(Bu babamızın vasiyeti, onun son arzularını yerine getirmemizi tavsiye ederim.) You have always…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!