freedom (isim) Özgürlük, bağımsızlık, hürriyet, istiklâl Turkey gained its freedom in 1923 with Treaty of Lausanne. (Türkiye 1923’deki Lozan Barış Antlaşması ile bağımsızlığını kazanmıştır.) In this country, our freedom is guaranteed by the government and by the constitution. (Bu ülkede, özgürlüğümüz hükümet ve anayasa tarafından garanti altına alınmıştır.) Freedom, equality and fraternity are the core values of French Revolution. (Hürriyet, eşitlik ve kardeşlik Fransız Devriminin ana değerlerini oluşturur.) Hak, imtiyaz In United States of America,…

High Türkçe ne demek? High (sıfat, fiil, isim) Yüksek, zirve, ulu, muhteşem, üst, direnmek, kabarmak, dolgun(ücret), asil If you want to reach a high position in the company, you have to work hard and win the boss’s favor.(Şirkette yüksek bir pozisyona ulaşmak istiyorsanız, çok çalışmanız ve patronun gözüne girmeniz gerekiyor.) The mountain we climbed was so high that after a while we could see the clouds from above.(Tırmandığımız dağ o kadar yüksekti ki bir süre…

like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!