low (sıfat) Alçak, az, düşük, alt, ucuz She bought this skirt at a low price. (O bu eteği düşük bir fiyata satın aldı.) This chair is too low for her. (Bu sandalye onun için çok alçak.) I saw this computer at the mall. The price tag was not low. (Bu bilgisayarı alışveriş merkezinde gördüm. Fiyat etiketi düşük değildi.) Zayıf, güçsüz, kısa The battery is low that’s why the laptop doesn’t work. (Batarya zayıf bu yüzden…

İngilizce fiillerin ikinci hali geçmiş zaman cümleleri kurarken kullanılır. İngilizce fiiller 2. hallerine çevrilirken genellikle değişime uğrar. Yani İngilizce geçmiş zaman ile ilgili cümleler kurarken fiilerin ikinci hallerini bilmeniz gereklidir. İngilizce fiillerin 2. halleri geçmiş zaman için kullanılırken, 3. halleri present perfect tense ile kullanılır. Fiiller kendi aralarında düzenli ve düzensiz fiiller olarak ikiye ayrılır. Düzenli fiillerin 2. ve 3. halleri fiile -d ve -ed eklerini ekleyerek okuşturulur. Düzensiz fiiler ise 2. hallerine çevrilirken çekil…

country (isim) Ülke, memleket I love my country and if necessary, I would die for it willingly. (Ülkemi çok seviyorum ve gerekirse onun için seve seve ölürüm.) She is a traveler. She has seen almost 100 countries around the world. (O bir gezgin. Dünya üzerinde neredeyse 100 tane ülke gördü.) Every country has a different culture and a different history. (Her ülke farklı bir kültüre ve farklı bir tarihe sahiptir.) Taşra, kırsal kesim You live…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!