mental (isim) Kaçık, akıl hastası, deli He was acting like a mental last night so I called his mother to come get him.(O dün gece akıl hastası gibi davranıyordu, ben de gelip onu alması için annesini aradım.) Student: What is the meaning of mental?(Öğrenci: Mental ne demek?)Teacher: Mental means psycho.(Öğretmen: Mental akıl hastası demektir.) mental (sıfat) Ruhsal The man was treated for mental illness last year.(Adam geçen yıl ruhsal bozukluk / akıl hastalığı için tedavi…

yes (zarf) Evet (onaylamak, anlaşmaya varmak) Do you agree with me? – Yes, I agree. (Bana katılıyor musun?) – Evet, katılıyorum. Evet (bir karşıtlığı tasdiklemek) Don’t go that way. – Yes, I will. (O taraftan gitme. – Evet gideceğim.) Evet (seslenişe cevap vermek) Excuse me? – Yes mam. (Pardon bakar mısınız? – Evet hanımefendi.) Evet (kabul oyu ) *aye kelimesi de kullanılır hay hay, elbette Do you want go to lunch with me? – Yes…

edge (isim) Kenar Don’t put the plates close to the edge of table, you may drop them. (Tabakları masanın kenarına yakın koyma, onları düşürebilirsin.) Buy the right perfume, there must be a black horse in its edge, be careful. (Doğru parfümü al, kenarında siyah bir at olmalı ona dikkat et.) Avantaj, üstünlük We have the edge boys be careful we took the lead! (Üstünlük bizde çocuklar, dikkatli olun öne geçtik.) You had the edge but…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!