skill (isim) Yetenek, maharet, beceri, vasıf, hüner Survival skills are so high that she can live alone.(Hayatta kalma becerileri o kadar yüksek ki yalnız yaşayabilir.) She climbed the career ladder one by one due to her professional skills.(Mesleki becerilerinden dolayı kariyer basamaklarını tek tek tırmandı.) Summer holidays are perfect times to learn new hobbies and develop skills.(Yaz tatilleri, yeni hobiler öğrenmek ve beceriler geliştirmek için mükemmel zamanlardır.) Children who have the skill to play piano…

will (isim/fiil/zarf) Vasiyet, irade, dilemek, emretmek, kastetmek, amaç, husumet This summer we will go on vacation to Cabau for 3 weeks.(Bu yaz 3 haftalığına Cabau’ya tatile gideceğiz.) If something like this happens again, this time I will be there for you.(Yine böyle bir şey olursa, bu sefer senin yanında olacağım.) This is our father’s will, I recommend that we fulfill his last desires.(Bu babamızın vasiyeti, onun son arzularını yerine getirmemizi tavsiye ederim.) You have always…

legend (isim) Efsane Every culture in the world has some unique or common legends that have been told for centuries. (Her kültürün yüzyıllardır anlatıla gelen ortak ya da benzersiz birçok efsanesi mevcuttur.) King Arthur’s legend is very popular in Britain and the rest of the World. (Kral Arthur’un efsanesi Britanya’da ve dünyanın geri kalanında çok popülerdir.) I made a trip to West Africa and there, I learned some legends which I have never heard before.…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

SON GÜN! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
SON GÜN! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!