fast (sıfat) Süratli, hızlı Jack bought a fast car and he is very proud of it. (Jack hızlı bir araba aldı ve bununla gurur duyuyor.) Luna is a really fast Olympic swimmer. (Luna gerçekten hızlı bir olimpik yüzücü.) fast (zarf) Çabuk, hızlı You should act fast if you want to get the job. (Eğer işi almak istiyorsan, hızlı davranmalısın.) Come on, we need to buy concert tickets right now. The seats are filling up fast.…

Swordsman Türkçe ne demek? Swordsman (isim) İyi kılıç kullanan kimse, silahşör, kılıç ustası, savaşçı The swordsman lifted a sword from the ground and quickly attacked his opponent.(Kılıç ustası yerden bir kılıcı kaldırdı ve hızla rakibine saldırdı.) He was the finest swordsman in the army, and possessed that daring recklessness which is the most useful quality of leadership against Asiatics.(Ordudaki en iyi kılıç ustasıydı ve Asyalılara karşı liderliğin en yararlı niteliği olan bu cüretkar pervasızlığa sahipti.)…

And ne demek? and (bağlaç – zarf) ve, ile, sonra, sonrasında, daha sonra, artı, durmadan, gittikçe My uncle came home and entered his room after watching us all for a long time.(Amcam eve geldi ve hepimizi uzun süre izledikten sonra odasına girdi.)Sully and Mike didn’t even realize they were heading for a huge adventure.(Sully ile Mike büyük bir maceraya doğru yola çıktıklarının farkında bile değildi.)When I ask you a question, look at my face and…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!