restore (fiil) Yenileştirmek, restore etmek, onarmak, yerine koymak After the fire that damage Notre Dame Cathedral significantly, the French government started a charity campaign to restore the building.(Notre Dame Katedraline ciddi zarar veren yangından sonra Fransız hükümeti binayı restore etmek amacıyla bir yardım kampanyası başlattı.) Last night you broke her heart badly so if you want to be forgiven, you have to restore her feelings.(Dün gece onun kalbini fena bir şekilde kırdın bu yüzden affedilmek…

vinegar (isim) Sirke This shop sells handmade apple vinegar and it’s very high quality. (Bu dükkan el yapımı elma sirkesi satıyor ve çok oldukça kaliteli.) In a nostalgic Turkish movie, a married couple gets divorced over a debate about whether pickles will taste better when made with vinegar or lemon juice. (Nostaljik bir Türk filmimde, evli bir çift turşunun sirkeyle mi yoksa limon suyuyla mı yapıldığında daha lezzetli olacağı hakkında bir tartışma yüzünden boşanır.) I…

daddy (isim) Baba, babacığım I don’t know why I thought that everything would be okay when daddy came. (Babam geldiğinde neden her şeyin yoluna gireceğini düşündüğümü bilmiyorum.) Daddy says I look just like mommy. (Babacığım tıpkı anneciğime benzediğimi söylüyor.) Lessie needs to ask for permission from her daddy before going out. (Lessie’nin dışarı çıkmadan önce babasından izin istemesi gerekir.) The little girl was crying because her daddy went to job. (Küçük kız, babası işe gittiği…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!