semi (ön ek) Yarı, yarım, kısmi Our state’s football team is going to play semi final with its biggest rival. (Eyaletimizin futbol takımı en büyük rakibi ile yarı final oynayacak.) After the accident, driver was in a semiconscious state. (Kazadan sonra, sürücü yarı bilinçli bir haldeydi.) Amtrak is a semi-governmental railroad company based in United States of America. (Amtrak Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir yarı hükümet sahipli bir demiryolu şirketidir.) There is a semi-olympic swimming…

lounge (isim) Bekleme salonu, lobi I waited a few hours in lounge of American Airlines at John F. Kennedy Airport.(John F. Kennedy Havalimanı’nda bulunan Amerikan Havayolları lobisinde birkaç saat beklemiştim.) I saw the lounge of the new hospital, which was quite modern and brightly decorated.(Yeni hastanenin bekleme salonunu gördüm ki oldukça modern ve aydınlık bir şekilde dekore edilmişti.) I only have one client left so you can wait in lounge for a moment then we…

flow (isim) Akış, cereyan, akım, akıntı The flow of energy between two sides was obvious. (İki taraf arasındaki enerji akışı açıkça görülebiliyordu.) When we left the party, we sat by the river until the water flow stopped. (Partiden çıktıktan sonra su akıntısı durana kadar nehrin yanında oturduk.) It is very difficult to try to swim against the flow. (Akıntıya karşı yüzmeye çalışmak çok zordur.) flow (fiil) Akmak, akmaya başlamak When I saw her, my tears…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!