remove (fiil) Kaldırmak, sökmek, çıkarmak Dylan removed his jacket and put it on the couch. (Dylan ceketini çıkartıp koltuğa koydu.) You should carefully remove your bandage. (Sargını yavaşça çıkarmalısın.) She yelled him to remove his hand. (Elini kaldırması için bağırdı.) Ortadan kaldırmak, sona erdirmek Please clean the kitchen after you remove the plants. (Lütfen bitkileri ortadan kaldırdıktan sonra mutfağı temizle.) The show was removed after last night’s episode. (Dün geceki bölümden sonra dizi sona erdirildi.)…

paradise (isim) Cennet I knew that it wouldn’t end well when I realized I was in love with him, then I wept like the angels in paradise.(Ona aşık olduğumu anladığımda bunun iyi bitmeyeceğini biliyordum, sonra cennetteki melekler gibi ağladım.) When I was a kid, I thought this garden was paradise.(Küçükken bu bahçenin cennet olduğunu düşünürdüm.) Mountains and forests, according to Josephine, were paradise. He felt very happy in nature.(Dağlar ve ormanlar, Josephine’a göre cennetti. Doğada…

dear (sıfat/isim) Sevgili, canım, tatlım, tatlı kimse, sevimli, değerli I’ll miss you so much my dear friend.(Seni çok özleyeceğim sevgili arkadaşım.) I usually start diaries with “dear diary”.(Günlüklere genellikle “sevgili günlük” diyerek başlıyorum.) My uncle’s dear friends fulfilled their last duty to him by attending his funeral.(Amcamın sevgili arkadaşları, cenazesine katılarak ona karşı son görevlerini yerine getirdiler.) Dear Lord, what just happened in the living room?(Aman Tanrım, oturma odasında az önce ne oldu?) He was…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!