over (zarf) Üstüne, üzerine, üzerinde, üzerinden, aşkın, fazla There were over 500 participants at this year’s meeting. (Bu yılki toplantıda 500’ü aşkın katılımcı vardı.) My father jumped over the fence to enter the house. (Babam eve girmek için çitlerin üzerinden atladı.) Üst üste, art arda, sürekli Alice called me over and over tonight. (Alice bu gece beni defalarca kez aradı.) Öbür tarafında, karşı yakasında My sister lives just over the river. (Kız kardeşim nehrin karşı…

girl (isim) Kız, sevgili, kız arkadaş, hizmetçi kız When one of the girls in the class screamed, everyone started running towards there.(Sınıftaki kızlardan biri çığlık atınca herkes oraya doğru koşmaya başladı.) I’m an architect, my girlfriend Leslie is a banker and we live together.(Ben bir mimarım, kız arkadaşım Leslie bir bankacı ve biz birlikte yaşıyoruz.) The girl was crossing tge road and suddenly a car hit her.(Kız karşıdan karşıya geçiyordu ve aniden bir araba ona…

moron (isim) Aptal, ahmak. Suzan fell in love with that moron. (Suzan o morona aşık oldu.) They look like morons. I still can’t believe how they got a job at the office in New York? (Onlar morona benziyor. New York’taki ofiste nasıl işe girdiklerine hala inanamıyorum. Psikoloji biliminde hafif zeka geriliği olan kimse, orta derecede zihinsel kusur His son had the IQ test and the result is 52. So the doctor diagnosed as moron. (Oğlu…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!