İngilizce sebzeler tıpkı İngilizce meyveler gibi çok sık ihtiyaç duymayacağımız ancak bilmemiz gereken kelime gruplarından birisidir. Dünya genelinde en popüler ve lezzetli sebzelerden bazıları soğan, mısır, patates, domates, havuç, patlıcan ve lahanadır. İngilizce Sebzeler Sebzelerin, Türkçe karşılıklarını ve telaffuzlarını harf sırasına göre bu başlık altında bulabilirsiniz. İngilizceTürkçeTelafuzBeanFasulyeBiinBroccoliBrokoliBrokoliBroad BeanBaklaBırod BiinGumboBamyaGumboPeaBezelyePiTomatoDomatesTomeytoMallowEbegümeciMelovArtichokeEnginarArtiçokCarrotHavuçKerıtSpinachIspanakSipiniçMarrowKabak (Yeşil)MarıvCauliflowerKarnabaharKaulıfılavırAsparagusKuşkonmazAsparagısCabbageLahanaKebıçLettuceMarulLetısCornMısırKornBeetPancarBiitPatatoPatatesPıteytoEggplantPatlıcanEkpılantLeekPırasaLiikGarlicSarımsakGarlikPurslaneSemizotuPursileynOnionSoğanOniınTurnipŞalgamTürnipCressTereKıresRadishTurpReydişBrussel SproutBrüksel LahanaBrusel SıprautCeleryKerevizSeleriyMushroomMantarMaşrum İngilizce Sebzelerin Resimleri ve Örnekleri Örnekler hiç şüphesiz ki öğrenme ve uygulama noktasında bizlere avantajlar sağlamakta. Örnek cümlelerimizi inceleyerek kelimelerin kullanımı ile…

Export Türkçe ne demek? export (isim) ihracat, ihraç, dışsatım Thanks to the export from China in ancient times, we were able to use gunpowder in our weapons.(Antik çağlarda Çin’den ihracat sayesinde, silahlarımızda barut kullanabildik.) export (fiil) ihraç etmek, dışsatım yapmak Turkey generally exports agricultural products due to its having fertile lands.(Türkiye verimli toprakları olması sebebiyle genellikle tarım ürünleri ihraç eder.) Student: What does export means?(Öğrenci: Export ne demek?)Teacher: Export means to sell abroad.(Öğretmen: Export dışa…

look (fiil) Bakmak, aramak Let’s go and look at the ducks by the pond. (Hadi gidip göletin kıyısındaki kurbağalara bakalım.) I was looking for you everywhere! (Her yerde seni arıyordum!) Görünmek I think you look so beautiful in that dress. (Bence o elbise içinde çok güzel görünüyorsun.) He is trying to look brave but you can see tears in his eyes. (Cesur görünmeye çalışıyor ama gözlerindeki yaşları görebiliyorsun. Beklemek, ümit etmek I am looking forward…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!