challenge (fiil) Mücadeleye davet etmek. Meydan okumak. They had challenged the best teams in the world. (Dünyanın en iyi takımlarına meydan okudular.) He challenged the minister to show evidence. (Bakana kanıt göstermesi için meydan okudu.) The idea has never been challenged. (Bu fikre hiçbir zaman meydan okunmadı.)   challenge (isim) Büyük efor ve kararlılık gerektiren yeni ve zorlayıcı mesele, aşılması zor bir durum, yarışma / düello / müsabaka / zorluk Mountain Everest presented a challenge…

Focus Türkçe ne demek? focus (isim / fiil) odaklanmak, fokuslanmak, odaklamak, merkezlemek, odak, merkez I’m focused on something right now, can you please leave me alone?(Şu anda bir şeye odaklanıyorum, lütfen beni yalnız bırakır mısın?)Now we will focus on the matches going forward, we cannot be tied to the past.(Şimdi önümüzdeki maçlara odaklanacağız, geçmişe bağlı kalamayız.)I tried to focus on my exams, but my mind was full of questions about my parents divorcing process.(Sınavlarıma odaklanmaya…

People Türkçe ne demek? people (isim) insanlar, toplum, ulus, insanlık Despite the horrors she witnessed, Anne Frank never lost her faith in people.(Tanık olduğu dehşetli olaylara rağmen, Anne Frank insanlığa karşı olan inancını hiçbir zaman kaybetmedi.) The 1920s to 1950s renderings of what people thought the future would look like are full of things like personal jetpacks and flying cars.(1920li yıllardan 1950’li yıllara kadarki dönemde insanların geleceğin neye benzeyeceği ile ilgili yorumlar tamamen uçan arabalar…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!