yes (zarf) Evet (onaylamak, anlaşmaya varmak) Do you agree with me? – Yes, I agree. (Bana katılıyor musun?) – Evet, katılıyorum. Evet (bir karşıtlığı tasdiklemek) Don’t go that way. – Yes, I will. (O taraftan gitme. – Evet gideceğim.) Evet (seslenişe cevap vermek) Excuse me? – Yes mam. (Pardon bakar mısınız? – Evet hanımefendi.) Evet (kabul oyu ) *aye kelimesi de kullanılır hay hay, elbette Do you want go to lunch with me? – Yes…

PC (isim) Kişiye özel bilgisayar (personal computer) I don’t have a powerful PC but it is very useful for me. (Çok güçlü bir kişisel bilgisayarım yok ancak benim için gayet kullanışlı.) My daughter passed the university exam so it is time to buy a PC for her. (Kızım üniversite sınavını geçti yani şimdi ona bir kişisel bilgisayar alma zamanı.) There are many PCs in our highschool library. (Lisemizin kütüphanesinde bir sürü kişisel bilgisayar mevcuttur.) The…

fury (isim) Hiddet, öfke Please stay calm my friend, this fury will harm you and me in a very bad way. (Lütfen sakin ol dostum, bu hiddet sana ve bana çok kötü bir şekilde zarar verecek) Fury can make you do very bad things and probably you will regret after you calm down. (Öfke sana çok kötü şeyler yaptırabilir ve muhtemelen sakinleşince pişman olursun.) “Fury” is my favorite film and in this movie, there is…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!