sure (sıfat) Elbette, kesinlikle, muhakkak, emin olmak I am sure that we can handle this job. (Eminim ki bu işin üstesinden geleceğiz.) Do you want to come with me to the balcony? – Sure, I do. (Benimle birlikte balkona gelmek ister misin? – Elbette isterim.) Are you sure about that? (Bundan emin misin?) Please be sure to close the windows before you leave. (Lütfen çıkmadan önce pencereleri kapattığından emin ol.) Sağlam, güvenilir I drew a…

sad (sıfat) Üzgün, kederli, mahzun, üzüntülü, gamlı After I heard what she tells me, i feel sad.(Bana anlattıklarını duyduktan sonra üzüldüm.) The last song I listened on the concert made me sad.(Konserde dinlediğim son şarkı beni üzdü.) Student: What is the meaning of sad?(Öğrenci: Sad ne demek?)Teacher: Sad means depressed.(Öğretmen: Sad mahzun demektir.) Keder verici, üzücü, hazin Princess Diana’s car accident was a sad incident.(Prenses Diana’nın araba kazası keder verici bir olaydı.) I don’t like…

Nick ne demek? nick (fiil) çalmak, kazıklamak, dolandırmak I can’t believe I’ve had my phone nicked again.(Telefonumu tekrar çaldırdığıma inanamıyorum.)I don’t trust Clara. She is trying to nick me all the time.(Clara’ya güvenmiyorum. Her zaman beni kazıklamaya çalışıyor.) Student: What is the meaning of nick?(Öğrenci: Nick ne demek?)Teacher: Nick means to scam.(Öğretmen: Nick dolandırmak demektir.) tam zamanında yakalamak / tutuklamak The police nicked Tommy for driving too fast.(Polis, Tommy’i çok hızlı araba kullandığı için tam zamanında…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!