soft (sıfat) Yumuşak, cıvık, hoş I love using soft towels, they have a refreshing feel.(Yumuşak havluları kullanmayı seviyorum, ferahlatıcı bir his veriyorlar.) Her voice is so soft, I can listen to her songs all day.(Onun çok yumuşak bir sesi var, tüm gün şarkılarını dinleyebilirim.) How many times have I told you, I do not like to eat soft eggs.(Sana kaç kez söyledim, cıvık yumurta yemeyi sevmiyorum.) Student: What is the meaning of soft?(Öğrenci: Soft ne…

other (sıfat) Öteki, başka, diğer In other words, it’s none of my business. So, I don’t care. (Başka bir deyişle, bunların hiçbiri beni ilgilendirmez. Yani, umurumda değil.) Why do you care what others think about you? (Neden diğerlerinin senin hakkında ne düşündüğünü önemsiyorsun?) Jonathan didn’t like the other children. That’s why he never played with them. (Jonathan öteki çocukları sevmedi. Bu yüzden onlarla hiç oynamadı.) Can we go to other place, please? I didn’t like…

Have ve has, ”sahip olmak” fiilinin farklı biçimleridir. Aynı kelimeden gelseler de kullanım şekillerinde küçük farklılıklar vardır. Have I, you, we they ile kullanırken has ise he, she it ile kullanılmaktadır. https://youtu.be/gzUwK3XV3BA Kelime anlamı olarak have ve has pek çok anlama gelmektedir. Sahip olmak, içermek ve kullanmak have ve has kelimelerinin sahip olduğu anlamlar arasındadır. Have ve has barındırdığı anlama göre farklı kullanımlara da sahiptir. Sahiplik Anlamında Have ve Has Kullanımı Aşağıdaki şekillerde kullanılan have…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!