dear (sıfat/isim) Sevgili, canım, tatlım, tatlı kimse, sevimli, değerli I’ll miss you so much my dear friend.(Seni çok özleyeceğim sevgili arkadaşım.) I usually start diaries with “dear diary”.(Günlüklere genellikle “sevgili günlük” diyerek başlıyorum.) My uncle’s dear friends fulfilled their last duty to him by attending his funeral.(Amcamın sevgili arkadaşları, cenazesine katılarak ona karşı son görevlerini yerine getirdiler.) Dear Lord, what just happened in the living room?(Aman Tanrım, oturma odasında az önce ne oldu?) He was…

like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

team (isim) Takım, ekip I am sure that our basketball team will win the final match.(Basketbol takımımızın final maçını kazanacağına eminim.) Don’t forget that Elizabeth is a part of our team. Please be nice to her.(Elizabeth’in takımımızın bir parçası olduğunu unutmayın. Ona kibar davranın.) team (fiil) Takım halinde yapmak, ekip kurmak, takım oluşturmak If we want to be successful on this project, we should team up.(Eğer bu projede başarılı olmak istiyorsak takım oluşturmalıyız.)It is not…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!