take (fiil) Almak When I was fighting in Vietnam, I took a knife and stabbed a Viet-Cong guerilla in the neck.(Vietnam’da savaşırken bir bıçak alıp bir Viet-Cong gerillasına boynundan sapladım.) According to the instruction book’s words, we need to take this part, turn it upside down and put it here.(Bilgilendirme kitabının sözlerine göre, bu parça almamız, ters yüz etmemiz ve buraya sokmamız gerekiyor.) Please don’t forget to take your pills.(Lütfen haplarınızı almayı unutmayınız.) Do you…

partisan (isim) Tarafgir, taraftar, yandaş The partisan media behave like there are no problems in the country and even the only problem in country is the opposition. (Yandaş medya ülkede hiçbir problem yokmuş ve hatta ülkedeki tek sorun muhalefetmiş gibi davranıyor.) We couldn’t win the elections because of our party’s partisans. (Partimizin tarafgirleri yüzünden seçimi kazanamadık.) Almost all newspapers has become partisan of the nationalist party. (Hemen hemen tüm gazeteler milliyetçi partinin partizanı oldular.) Gerilla,…

public (isim) Halk She insisted that she did everything she can for the public.(Halk için elinden gelen her şeyi yaptığı konusunda ısrar etti.)Before making a decision, the government should ask the public first.(Bir karar vermeden önce, hükümet ilk önce halka sormalıdır.) public (fiil) Kamu, umumi, halk, halka açık Jessica’s biggest dream is to establish a public library one day.(Jessica’nın en büyük hayali, bir gün bir halk kütüphanesi kurmaktır.)I am not sure if I can have…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!