fine (sıfat) İyi, hoş At first I thought she was a fine person but then I realized that she is very selfish about everything and she makes fun of people. (İlk başta onun iyi bir insan olduğunu düşündüm, ama daha sonra onun her şeyde çok bencil olduğunu ve insanlarla dalga geçtiğini fark ettim.) Although he had a very serious accident, his condition was fine. (Çok ciddi bir kaza geçirmesine rağmen durumu iyiydi.) She is a…

stay (fiil) Kalmak, durmak We talked about meeting time and place but at the end of the day, I stayed for hours in meeting point.(Buluşma saati ve buluşma yeri hakkında konuştuk ancak günün sonunda buluşma yerinde saatlerce durdum.) I have to go to home because my mom called me. You stay here for a while and I will be back as soon as possible.(Annem çağırdığı için eve geri dönmem gerekiyor. Sen bir süre burada kal…

outdoor (sıfat) Açıkhava, dış mekan My Geography teacher said that we will make the class outdoors tommorow morning because we will look into rocks. (Coğrafya öğretmenim yarın sabah dersi açık havada yapacağımızı söyledi çünkü yarın kayalara bakacağız.) It is very nice to see that you choose an outdoor restaurant for our third anniversary. (Üçüncü yıl dönümümüz için açıkhava bir restoran seçimi yaptığını görmek oldukça güzel.) During this quarantine period, I missed the outdoors very very…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!