de facto (sıfat) Resmi olmamak ile birlikte fiili After the civil war, a de facto government was established in the country. (İç savaştan sonra ülkede fiili bir hükümet kuruldu.) De facto actually not depends on legality. (Fiili aslında yasallığa bağlı değildir.) He became the de facto leader of the movement. (O hareketin fiili lideri oldu.) Gerçekte, fiilen, genel geçer Some goverments acted de facto due to disagreements. (Bazı devletler anlaşmazlıklar nedeniyle fiilen hareket etmiştir.) Countries…

bride (isim) Gelin, evlenecek olan kadın I have always wanted to be a bride. (Hep bir gelin olmak istemişimdir.) The bride is wearing her dress right now. (Gelin şu anda elbisesini giyiyor.) I couldn’t see the bride’s best friend at the wedding. (Düğünde gelinin en yakın arkadaşını göremedim.) The bride and the groom are coming onto the stage. (Gelin ve damat sahneye geliyor.) Bride için Eş Anlamlı Kelimeler HelpmateHelpmeetLadyWifeBetter halfConsortMatePartnerSpouseSoul mateDomestic partner Bride için Zıt…

fast (sıfat) Süratli, hızlı Jack bought a fast car and he is very proud of it. (Jack hızlı bir araba aldı ve bununla gurur duyuyor.) Luna is a really fast Olympic swimmer. (Luna gerçekten hızlı bir olimpik yüzücü.) fast (zarf) Çabuk, hızlı You should act fast if you want to get the job. (Eğer işi almak istiyorsan, hızlı davranmalısın.) Come on, we need to buy concert tickets right now. The seats are filling up fast.…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!