flood (isim) Sel, taşkın, tufan, su baskını The flood destroyed the levee and messed up the town. (Taşkın, seti yıktı ve tüm kasabayı alt üst etti.) Last year approximately these days, it has rained almost 2 days without a break and flood ruined our farm. (Geçen yıl yaklaşık bu zamanlar, yağmur aralıksız olarak iki gün yağdı ve sel çiftliğimizi mahvetti.) flood (fiil) Basmak, su basmak The water flooded everywhere! Who has blocked the bath? (Banyoyu…

Bugün sizlere belki de herkesin İngilizce’ye başlarken ilk öğrendiği gramer konusu olan “Simple Present Tense” konusunu anlatacağız. Türkçedeki geniş zamana tekabül eden bu zaman, her şeyin temelidir. Hadi gelin bu gramer konusuna detaylı bir göz atalım ve hem eğlenceli hem öğretici hem de bol örnekli yazımıza başlayalım. Simple Present Tense ile basitçe cümleler türetebiliriz. Belki de bu yüzden bize ilk öğretilen İngilizce zaman konusu budur. Sadece özne ve yüklem ile başarılı bir şekilde konuşabilirsiniz. Mesela…

allow (fiil) İzin vermek, müsaade etmek, kabul etmek Allow me to give you an example for this situation. (İzin verirseniz bu durum için size bir örnek vereyim.) You have to allow your son attend some school parties otherwise he would go without your permission. (Oğlunun okuldaki bazı partilere katılmasına izin vermelisin, aksi takdirde senin iznin olmadan gidecektir.) Would you allow me in? I’m too late. (İçeri girmeme izin verir misin? Çok geç kaldım.) My father…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!