Zaman kavramı olmadan yaşamak ne kadar zorsa konuşmak da bir hayli zordur. Tüm dillerde zamanı belirten belli başlı ekler, kelimeler, haller vardır. Bunlar olmasa, örneğin “ben” ve “gelmek” kelimelerinden anlamlı bir cümle oluşturmak istediğimizde “Ben gelmek.” İfadesi eylemin geçmişte mi, şimdi mi yoksa gelecekte mi yapılacağına dair bir ipucu vermez. Bu da bir anlam karışıklığına yol açarak iletişimin önüne geçer. Dolayısı ile tıpkı anadilimizde ve diğer bütün dillerde olduğu gibi “zamanlar” İngilizcenin de temelini oluşturur.…

event (isim) Olay, vaka I believe this event will affect all of us in a bad way. (Öyle inanıyorum ki bu olay her birimizi kötü bir şekilde etkileyecek.) Because of a terrible event that had happened last year, students changed their schools. (Geçen yıl gerçekleşen korkunç bir olay sonucunda, öğrenciler okullarını değiştirdi.) If this event wouldn’t happened, we might never meet with your mother. (Eğer bu olay meydana gelmeseydi, annenizle hiçbir zaman tanışamayabilirdik.) Karşılaşma, müsabaka,…

left (sıfat) Sol Bir kişinin ya da nesnenin kuzeye bakarken batıda olan bir şeyin üzerinde, ona doğru ya da onunla ilgili bir şeyi ifade etmesidir. His left arm was broken. (Onun sol kolu kırılmıştı.) Radikal, reformcu veya sosyalist görüşleri destekleyen bir kişi veya grupla ilgili de kullanılabilmektedir. He was very interested in left politics. (Sol siyaset ile oldukça ilgilenen bir insandı.) Bırakılan, bırakılmış, kalmış Is there any milk left in the refrigerator? (Buzdolabında hiç süt…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!