High Türkçe ne demek? High (sıfat, fiil, isim) Yüksek, zirve, ulu, muhteşem, üst, direnmek, kabarmak, dolgun(ücret), asil If you want to reach a high position in the company, you have to work hard and win the boss’s favor.(Şirkette yüksek bir pozisyona ulaşmak istiyorsanız, çok çalışmanız ve patronun gözüne girmeniz gerekiyor.) The mountain we climbed was so high that after a while we could see the clouds from above.(Tırmandığımız dağ o kadar yüksekti ki bir süre…

İngilizce Dili Hakkında Kapsamlı Kılavuz İngilizce dili, ilk olarak erken dönem orta çağ İngiltere’sinde konuşulan ve şu an dünya çapında ortak dil olan bir Batı Cermen dilidir. İngiltere’ye göç eden Cermen kabilesi Anglus’dan adını alan dil, daha sonra Baltık Denizindeki Anglia yarım adasının adı ile anılmıştır. Kelime hazinesi erken orta çağ döneminde diğer Cermen dillerinden ve daha sonra gelen Fransızca başta olmak üzere Latin dil ailesinden önemli oranda etkilense de Friz dilleri ile yakından bağlantılıdır.…

cross (fiil) Karşıya geçmek, keşişmek Crossing the road is dangerous from here. Let’s see if there is a traffic light near.(Buradan yolun karşısına geçmek tehlikeli. Hadi, yakınlarda trafik ışığı var mı bakalım.)Cross the cinema, then turn left.(Sinemadan karşıya geç, daha sonra sola dön.)Student: What is the meaning of cross?(Öğrenci: Cross ne demek?)Teacher: Cross means to travel across.(Öğretmen: Cross karşıya geçmek demektir. ) cross (isim) Çarmıh, haç Josephine always wears a gold cross necklace around her neck.(Josephine boynuna her…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!