beat (fiil) Dövmek Once, when I was in college, I have beaten by ten men who have clubs. (Bir keresinde, üniversitedeyken ellerinde sopalar olan on tane adam tarafından dövüldüm.) Police took a man in custody because he beats his wife and his children brutally. (Polis bir adamı karısını ve çocuklarını vahşice dövdüğü için gözaltına aldı.) I am taking Kung Fu classes because I don’t want to beaten by anyone. (Kung Fu dersleri alıyorum çünkü kimsenin…

casual (sıfat) Raslantısal, rastgele, tesadüfî Today, I attended a casual meeting which I hadn’t got any preparations. (Bugün hiç hazırlığımın olmadığı ve rastgele gerçekleşen bir toplantıya katıldım.) Gündelik (iş) After six months of unemployment, finally I could found a casual job in a restaurant. (Altı ay boyunca süren bir işsizlik sonrasında, sonunda bir lokantada gündelik bir iş bulabildim. Günlük (giysi) Most of the time I like to wear casual clothes. (Çoğu zaman günlük kıyafetler giymeyi…

adios (ünlem) Güle güle, allahaısmarladık, hoşçakal, elveda It was like saying adios to an old friend to stop eating fast food and start a healthy diet. (Fast food yemeyi bırakıp sağlıklı bir diyete başlamak eski bir arkadaşa veda etmek gibiydi.) My grandfather says adios every time he leaves the house. (Büyükbabam evden her çıkışında hoşcakal der.) This is not the end, we are not saying adios to each other, this is a new beginning. (Bu…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!