month (isim) Ay This month our cafe made so much profit that I can pay all my bills. (Bu ay kafemiz o kadar çok kar elde etti ki tüm faturalarımı ödeyebilirim.) April is my favorite month because I am a spring person and April is the best month to feel the spring. (Nisan benim en sevdiğim aydır çünkü ilkbahara bayılırım ve Nisan ayı ilkbaharı en iyi hissedebileceğiniz aydır.) A human pregnancy lasts for nine months…

busy (sıfat) Meşgul, başı kalabalık Tonight I am very busy because the deadline of the project has arrived. (Bu gece oldukça meşgulüm çünkü projenin teslim tarihi geldi.) Mr. Mcgill is very busy right now but you can leave a message if you want. (Bay McGill şu an çok meşgul fakat isterseniz bir mesaj bırakabilirsiniz.) Recently he is very busy with all of the homeworks, exams and work. (O şu sıralar ödevlerle, sınavlarla ve işle oldukça…

feel (fiil) Hissetmek, sezmek I asked Jacob how he felt like but he didn’t answer. (Jacob’a nasıl hissettiğini sordum fakat cevap vermedi.) I feel like this is not a good idea. (Bunun iyi bir fikir olmadığını seziyorum.) Josephine is feeling sad since Bellamy has left the village. (Bellamy köyü terk ettikten beri Josephine üzgün hissediyor.) Dokunmak, ellemek, el sürmek I don’t like feeling silk shirts. (İpek gömleklere dokunmayı sevmem.) feel (isim) His, duygu There was…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!