fast (sıfat) Süratli, hızlı Jack bought a fast car and he is very proud of it. (Jack hızlı bir araba aldı ve bununla gurur duyuyor.) Luna is a really fast Olympic swimmer. (Luna gerçekten hızlı bir olimpik yüzücü.) fast (zarf) Çabuk, hızlı You should act fast if you want to get the job. (Eğer işi almak istiyorsan, hızlı davranmalısın.) Come on, we need to buy concert tickets right now. The seats are filling up fast.…

norm (isim) Kaide, düstur, kural Sometimes, some people’s life styles don’t fit with the society’s norms. (Bazen bazı insanların hayat tarzları toplumun kaidelerine uymaz.) Some Jewish, Christian and Muslim people have very strict norms. (Bazı Yahudi, Hristiyan ve Müslüman insanların oldukça katı kuralları vardır.) Journalism norms have been broken commonly in these days. (Gazetecilik kaideleri bugünlerde oldukça sıklıkla çiğneniyor.) The norms of this tribe are very interesting. (Bu kabilenin kuralları oldukça ilginç.) Standard, model Universal…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!