flow (isim) Akış, cereyan, akım, akıntı The flow of energy between two sides was obvious. (İki taraf arasındaki enerji akışı açıkça görülebiliyordu.) When we left the party, we sat by the river until the water flow stopped. (Partiden çıktıktan sonra su akıntısı durana kadar nehrin yanında oturduk.) It is very difficult to try to swim against the flow. (Akıntıya karşı yüzmeye çalışmak çok zordur.) flow (fiil) Akmak, akmaya başlamak When I saw her, my tears…

unisex (sıfat) Üniseks, her iki cinsiyete de uygun Unisex bathrooms are gaining popularity day by day. (Üniseks tuvaletler gün be gün popülarite kazanıyor.) This shop sells unisex clothings in general. (Bu mağaza genel olarak her iki cinsiyete de uygun kıyafetler satıyor.) Turkish is a language which has unisex personal pronouns. (Türkçe, üniseks kişi zamirlerinin bulunduğu bir dildir.) Unlike the common perception, every color is unisex. (Genel kanının aksine, her renk iki cinsiyete de uygundur.) Some…

yummy (sıfat) Lezzetli, nefis, harika, çok çekici, tadı güzel When you go to the market, you should not fill your basket with yummy treats.(Markete gittiğinizde sepetinizi lezzetli ikramlarla doldurmamalısınız.) Mom, dinner looks great! When will we eat this yummy meal?(Anne, akşam yemeği harika gözüküyor! Ne zaman bu nefis yemeği yiyeceğiz?) The dish on your plate looks yummy, can I have a bite?(Tabağınızdaki yemek nefis görünüyor, bir ısırık alabilir miyim?) The Italian restaurant at the corner,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!