Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan
İngilizce

Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan

Sıfırdan başlayanlar için evde uygulanabilir İngilizce çalışma programı: günlük 30 dakikalık düzen, haftalık tablo, aşama aşama yol haritası ve aksatınca ne yapılacağı.

Devamını Oku
40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber
İngilizce

40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber

30, 40 ya da 50 yaşından sonra İngilizce öğrenilir mi? Yaşın gerçekten neyi değiştirdiği, sık yapılan 5 hata ve dolu bir hayata sığan çalışma düzeni.

Devamını Oku
Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?
İngilizce

Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?

Online kurs, yüz yüze kurs, özel ders ve kendi hızında program yan yana. Konuşma süresi, toplam maliyet ve kayıttan önce sorman gereken 7 soru.

Devamını Oku

cool (sıfat) Serin, soğuk It was a beautiful, cool weather yesterday. (Dün güzel, serin bir hava vardı.) Havalı, sakin He is a cool guy that doesn’t care about anything. (O hiçbir şeyi umursamayan, havalı bir çocuk.) How can you look so cool in such a stressful sitation like this? (Nasıl böyle bir stresli durumda sakin gözükmeyi beceriyorsun?) cool (isim) Serinlik I love the cool of the early morning in October. (Ekim ayındaki sabahların serinliğini çok…

Up ne demek? up (zarf) yukarı Don’t put these glasses up on the top shelf. I can’t even reach them.(Bu bardakları yukarı, üst rafa koymayın. Onlara ulaşamıyorum bile.)When see saw Jeff after a long time, Josephine started jumping up and down because of happiness.(Uzun bir süre sonra Jeff’i gördüğünde, Josephine mutluluktan yukarı aşağı zıplamaya başladı.) Student: What does up means?(Öğrenci: Up ne demek?)Teacher: Up means upward.(Öğretmen: Up yukarı demektir.) up (fiil) yükseltmek, artırmak If we…

Leave Türkçe ne demek? leave (fiil) Bırakmak, ayrılmak, terk etmek, gitmek, unutmak, caymak, kalkmak(taşıt) My father knew that my mother wouldn’t leave him over something that happened before they got engaged.(Babam, nişanlanmadan önce olan bir şey yüzünden annemin onu terk etmeyeceğini biliyordu.) Whatever she couldn’t get into it, she would simply have to leave behind.(Ne yaşarsak yaşayalım, seni geride bırakmam.) I was just getting ready to leave the house.(Evi terk etmeye hazırlanıyordum.) Ever since Alice…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar