null (sıfat) Hükümsüz, geçersiz The contract was declared null. (Sözleşme geçersiz ilan edildi.) The elections should be null. (Seçimler geçersiz olmalı.) İşe yaramaz, değersiz, önemsiz This marriage was null for him. (Bu evlilik onun için değersizdi.) null (isim) Sıfır No matter how many times we calculated, the result was always null. (Kaç kere hesaplamamıza rağmen sonuç hep sıfırdı.) null (fiil) Geçersiz kılmak, iptal etmek After she learned her husband cheated on her, she decided to…

lounge (isim) Bekleme salonu, lobi I waited a few hours in lounge of American Airlines at John F. Kennedy Airport.(John F. Kennedy Havalimanı’nda bulunan Amerikan Havayolları lobisinde birkaç saat beklemiştim.) I saw the lounge of the new hospital, which was quite modern and brightly decorated.(Yeni hastanenin bekleme salonunu gördüm ki oldukça modern ve aydınlık bir şekilde dekore edilmişti.) I only have one client left so you can wait in lounge for a moment then we…

Focus Türkçe ne demek? focus (isim / fiil) odaklanmak, fokuslanmak, odaklamak, merkezlemek, odak, merkez I’m focused on something right now, can you please leave me alone?(Şu anda bir şeye odaklanıyorum, lütfen beni yalnız bırakır mısın?)Now we will focus on the matches going forward, we cannot be tied to the past.(Şimdi önümüzdeki maçlara odaklanacağız, geçmişe bağlı kalamayız.)I tried to focus on my exams, but my mind was full of questions about my parents divorcing process.(Sınavlarıma odaklanmaya…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!