intro (isim) Giriş, intro, tanıtım When the intro music started playing, everyone in the hall started to look at the screen. (Giriş müziği çalmaya başladığında salondaki herkes ekrana bakmaya başladı.) I love the intro of this TV series, I watch it whenever I see it. (Bu dizinin tanıtımını çok seviyorum, her gördüğümde izliyorum.) The original intro was a bit boring but with the plan changes it became quite funny. (Orijinal intro biraz sıkıcıydı ancak yapılan…

soft (sıfat) Yumuşak, cıvık, hoş I love using soft towels, they have a refreshing feel.(Yumuşak havluları kullanmayı seviyorum, ferahlatıcı bir his veriyorlar.) Her voice is so soft, I can listen to her songs all day.(Onun çok yumuşak bir sesi var, tüm gün şarkılarını dinleyebilirim.) How many times have I told you, I do not like to eat soft eggs.(Sana kaç kez söyledim, cıvık yumurta yemeyi sevmiyorum.) Student: What is the meaning of soft?(Öğrenci: Soft ne…

men (isim) Erkekler, adamlar Three men talking to each other at the bar but I can’t hear them.(Barda üç adam birbirleriyle konuşuyor ama onları duyamıyorum.) It is cliché to think that all men love football.(Tüm erkeklerin futbolu sevdiğini düşünmek klişe.) They should explain why men are more likely to become aggressive when drunk.(Erkeklerin sarhoş olduklarında neden daha agresif olduğunu açıklamalılar.) Nancy thinks all men love her. I think she is right because she is so…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!