team (isim) Takım, ekip I am sure that our basketball team will win the final match.(Basketbol takımımızın final maçını kazanacağına eminim.) Don’t forget that Elizabeth is a part of our team. Please be nice to her.(Elizabeth’in takımımızın bir parçası olduğunu unutmayın. Ona kibar davranın.) team (fiil) Takım halinde yapmak, ekip kurmak, takım oluşturmak If we want to be successful on this project, we should team up.(Eğer bu projede başarılı olmak istiyorsak takım oluşturmalıyız.)It is not…

history (isim) Tarih The history is written by the winners. (Tarihi kazananlar yazar.) History will write about the sacrifices you have made for this nation, and your children, our grandchildren, will be proud of you. (Tarih bu ulus için yaptığınız fedakarlıkları yazacak ve çocuklarınız, torunlarımız sizinle gurur duyacak.) I study history, especially the German millitary history. –Wow, you must be very knowledgeable and cultured. (Tarih ile, özellikle Alman askeri tarihi ile ilgileniyorum.– Vay, çok bilgili…

serenity (isim) Sukünet, sakinlik, huzur, dinginlik When you find serenity and happiness, everything will be fine.(Huzur ve mutluluğu bulduğunda her şey yoluna girecek.)Inside the cafe, there was a feeling of serenity.(Kafenin içinde bir dinginlik hissi vardı.)Serenity of mind and heart is important more than anything in the world.(Aklın ve kalbin suküneti dünyadaki her şeyden daha önemlidir.)Your soulmate should give you serenity.(Ruh eşiniz size huzur vermeli.)I love going to he mountains every weekend for serenity.(Sakinlik için…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!