busy (sıfat) Meşgul, başı kalabalık Tonight I am very busy because the deadline of the project has arrived. (Bu gece oldukça meşgulüm çünkü projenin teslim tarihi geldi.) Mr. Mcgill is very busy right now but you can leave a message if you want. (Bay McGill şu an çok meşgul fakat isterseniz bir mesaj bırakabilirsiniz.) Recently he is very busy with all of the homeworks, exams and work. (O şu sıralar ödevlerle, sınavlarla ve işle oldukça…

skill (isim) Yetenek, maharet, beceri, vasıf, hüner Survival skills are so high that she can live alone.(Hayatta kalma becerileri o kadar yüksek ki yalnız yaşayabilir.) She climbed the career ladder one by one due to her professional skills.(Mesleki becerilerinden dolayı kariyer basamaklarını tek tek tırmandı.) Summer holidays are perfect times to learn new hobbies and develop skills.(Yaz tatilleri, yeni hobiler öğrenmek ve beceriler geliştirmek için mükemmel zamanlardır.) Children who have the skill to play piano…

loser (isim) Kaybeden kişi, mağlup Our high school football team is always a loser this year. (Bu sene lise futbol takımımız hep kaybeden oluyor.) I think the president will be the loser on the next elections. (Bence başkan gelecek seçimde kaybeden bir kişi olacak.) Ezik kimse, başarısız kimse, beceriksiz kimse Don’t waste your time with that loser, you should break up with him. (O ezikle vaktini kaybetme, ondan ayrılmalısın.) I was a loser in highschool…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!