soft (sıfat) Yumuşak, cıvık, hoş I love using soft towels, they have a refreshing feel.(Yumuşak havluları kullanmayı seviyorum, ferahlatıcı bir his veriyorlar.) Her voice is so soft, I can listen to her songs all day.(Onun çok yumuşak bir sesi var, tüm gün şarkılarını dinleyebilirim.) How many times have I told you, I do not like to eat soft eggs.(Sana kaç kez söyledim, cıvık yumurta yemeyi sevmiyorum.) Student: What is the meaning of soft?(Öğrenci: Soft ne…

ex (isim) Eski sevgili My ex called me but I didn’t answer it. (Eski sevgilim beni aradı fakat ben telefonu açmadım.) I saw my ex with a new guy, and she saw me as well. (Eski sevgilimi yanında biriyle gördüm, o da beni gördü.) ex (ön ek) Eski, önceki, sabık My ex-wife and I are staying in touch for the kids. (Eski karım ve ben çocuklar için iletişimi kesmiyoruz.) Ex-president gave a speech which criticizes…

Gelecek zaman, İngilizcede gerek yazı dilinde, gerekse konuşma dilinde en çok karşımıza çıkan zamanlardan biridir. İki farklı kullanım şekli olan gelecek zaman, cümleye -will ya da -be going to takısı eklenerek oluşturulur. Özellikle İngilizce öğrenmeye yeni başlayan öğrencilerin sıklıkla karıştırdıkları gelecek zamanı ve bununla beraber -will ve -be going to kalıplarının farklarını bu yazımızda bol örnek ve bol alıştırma eşliğinde öğreneceksiniz. İngilizce’de Gelecek Zaman (Future Tense) Her dilde olduğu gibi, İngilizce de gelecek zamanda olacak…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!