sadist (isim) Sadist, elezer, acı çektimekten (özellikle cinsel anlamda) hoşlanan kişi Lily has a psychological disorder named sadism. She gets pleasure from hurting people around her. (Lily’in sadizm denilen psikolojik bir rahatsızlığı var. O, etrafındaki insanlara acı çektirmekten keyif alıyor.) My grandfather was a sadist person and he was literally torturing my grandmother. (Büyük babam sadist bir insandı ve büyükanneme resmen eziyet ederdi.) Alan’s sister is sadist but she still can’t accept it. (Alan’ın kız…

kit (isim) Takım, alet, araç, aygıt takımı, eşya dizisi Always keep spare blankets, water, first aid kits and bandages in your room in case of an earthquake. (Deprem ihtimaline karşın odanızda daima yedek battaniye, su, ilk yardım çantası ve bandaj bulundurun.) You should always carry a repair kit in the trunk of your car in case your tire blows. (Lastiğinizin patlaması ihtimaline karşı, aracınızın bagajında her zaman bir tamir kiti taşımalısınız.) Soldiers have to keep…

Happy Türkçe ne demek? happy (sıfat) Mutlu, sevinçli, çakırkeyif, kutlu, sevindirici, bahtiyar, şad, mesut, iyi The whole family hopes you two will be happy together for many years.(Bütün aile, ikinizin uzun yıllar birlikte mutlu olmanızı umuyor.) It made us all very happy to see Mr Smith among us today.(Bay Smith’i bugün aramızda görmek hepimizi çok mutlu etti.) Maybe she wasn’t happy with the way her parents lived.(Belki de ailesinin yaşama biçiminden memnun değildi) To be…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!