alone (sıfat) Yalnız, kimsesiz I was alone in the dark street and it was very frightening. (Karanlık sokakta tek başımaydım ve bu çok korkutucuydu.) It’s sad to see him so alone in that crowded friend group. (Onu o kalabalık arkadaş grubunda bu kadar yalnız görmek üzücü.) You can sit because I don’t want to eat alone tonight. (Oturabilirsin çünkü bu akşam yalnız yemek istemiyorum.) Rakipsiz She was alone in the Statistics class in almost the…

over (zarf) Üstüne, üzerine, üzerinde, üzerinden, aşkın, fazla There were over 500 participants at this year’s meeting. (Bu yılki toplantıda 500’ü aşkın katılımcı vardı.) My father jumped over the fence to enter the house. (Babam eve girmek için çitlerin üzerinden atladı.) Üst üste, art arda, sürekli Alice called me over and over tonight. (Alice bu gece beni defalarca kez aradı.) Öbür tarafında, karşı yakasında My sister lives just over the river. (Kız kardeşim nehrin karşı…

Örneklerle Simple Present Tense Konu Anlatımı – İngilizce Geniş Zaman Basitçe Simple Present Tense için İngilizce Geniş Zaman diyebiliriz. Cümle kurulumları oldukça kolaydır. Simple Present Tense zamanı, ne zaman ve nasıl kullanılır gelin örnekler üzerinden öğrenelim. 1. Tekrarlanan veya düzenli yapılan eylemlerden bahsederken: Every morning, I go to work by car. / Her sabah işe arabayla giderim. She sleeps seven hours every night. / O her gece yedi saat uyur. The train to Ankara leaves every hour. / Ankara…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!