crush (fiil) Kıracak ya da şekline zarar verecek kadar bastırmak, ezmek, izdiham yaratmak To get the oil out you will have to crush the seeds. (Yağı çıkarmak için tohumları ezmen gerekecek.) The giant shark crushed the boat and cut it in half. (Dev köpek balığı, tekneyi ezdi ve ortadan ikiye böldü.) crusher (isim) Ezici, kırıcı, parçalayıcı, öğütücü Let’s throw the garbage into the crusher. (Çöpleri öğütücüye atalım.) crushed (sıfat) Ezilmiş, ezik, parçalanmış, bastırılmış Women shouldn’t…

sunset (isim) Gün batımı, güneş batışı The sunset is looking wonderful at the top of that cliff. (Gün batımı şu uçurumun tepesinde harika görünüyor.) We can finish our job because we have a couple of hours before the sunset. (İşimizi bitirebiliriz çünkü güneşin batımına kadar birkaç saatimiz daha var.) I have never watched the sunset with any of my partners until today. (Bugüne kadar hiçbir partnerimle gün batımını izlememiştim.) We are safe now until the…

Enteresan ve anlamlı İngilizce güzel kelimeler Sosyal medya sitelerinden derlenmiş en çok beğenilen İngilizce güzel kelimeler listesi şöyle: 1. Aquiver – titreyen 2. Mellifluous – yumuşak (ses), tatlı, akıcı (konusma/ses/ müzik vb), bal gibi, bal gibi tatlı, kulağa hoş gelen 3. Ineffable – ağza alınmaz (kutsal), anlatılamaz, tanımlanmaz, söylenemez, betimlenemez, kelimelerle ifade edilemez, tarifsiz, sözü edilmez 4. Nefarious – kötü, alçak, çok kötü, menfur, alçakça, hain, çirkin, fena 5. Somnambulist – uyurgezer 6. Epoch -…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!