go (fiil) Gitmek, haraket etmek, seyahat etmek Be careful and don’t go fast. (Dikkatli ol ve hızlı gitme.) I offered to go with Stacy to the cinema. (Stacy’le sinemaya gitmeyi teklif ettim.) We go to Paris every year. (Her sene Paris’e seyahat ederiz.) Ölmek Everybody wants to go peacefully in their sleep. (Herkes uykusunda huzurla ölmek ister.) Uzanmak (bir yerden bir yere) This road goes to Ankara. (Bu yol Ankara’ya uzanıyor.) Olmak I am afraid…

sister (isim) Kız kardeş, bacı, abla My sister has a big farm upstate. (Ablamın taşrada büyük bir çiftliği var.) When I grow up, I want to work in my sister’s company. (Büyüdüğümde ablamın şirketinde çalışmak istiyorum.) Sophie’s sister is agressive but she still admires her. (Sophie’nin ablası çok agresif ama o hala ablasına hayran oluyor.) Hemşire, hastabakıcı, rahibe Tell me sister, will my brother survive? (Söyle bana hemşire, ağabeyim yaşayacak mı?) Florence Nightingale was a…

Enteresan ve anlamlı İngilizce güzel kelimeler Sosyal medya sitelerinden derlenmiş en çok beğenilen İngilizce güzel kelimeler listesi şöyle: 1. Aquiver – titreyen 2. Mellifluous – yumuşak (ses), tatlı, akıcı (konusma/ses/ müzik vb), bal gibi, bal gibi tatlı, kulağa hoş gelen 3. Ineffable – ağza alınmaz (kutsal), anlatılamaz, tanımlanmaz, söylenemez, betimlenemez, kelimelerle ifade edilemez, tarifsiz, sözü edilmez 4. Nefarious – kötü, alçak, çok kötü, menfur, alçakça, hain, çirkin, fena 5. Somnambulist – uyurgezer 6. Epoch -…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!