date (isim) Tarih, zaman 10 June 1988 is the date of my brother’s birth. (10 Haziran 1988 ağabeyimin doğum tarihidir.) On the date of 1881, Mustafa Kemal Atatürk was born. (1881 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk doğmuştur.) The start date of the school is October the 3rd. (Okulun başlama tarihi 3 Ekim’dir.) Randevu, buluşma The first date with her was awesome. (Onunla ilk randevu olağanüstüydü.) I will ask her out on a date. (Ona buluşma teklifi…

dry (sıfat) Kuru, susuz I will give my suit to a dry cleaner, I haven’t cleaned that for 2 years. (Takım elbisemi kuru temizlemeye vermem lazım, onu 2 senedir temizlemedim.) Keep your hands dry and don’t let them slide. (Ellerinizi kuru tutun ve onların elinizden kaymasına izin vermeyin.) Kurak, çorak Who can say that these dry lands were a slice of heaven in the past. (Bu kurak bölgenin bir zamanlar cennetten bir köşe olduğunu kim…

sunshine (isim) Gün, günışığı, güneş ışığı The sun came up and sunshine looked so bright and felt so warm that it was enough to wake us all.(Güneş doğdu ve günışığı çok parlak göründü ve çok sıcak hissettirdi ki hepimizi uyandırmaya yetti.) Let’s make a camp this weekend because I want to watch to feel the sunshine when sun born.(Hadi bu hafta sonu kamp yapalım çünkü güneş doğduğunda güneş ışığını hissetmek istiyorum.) The solar panels of…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!