dry (sıfat) Kuru, susuz I will give my suit to a dry cleaner, I haven’t cleaned that for 2 years. (Takım elbisemi kuru temizlemeye vermem lazım, onu 2 senedir temizlemedim.) Keep your hands dry and don’t let them slide. (Ellerinizi kuru tutun ve onların elinizden kaymasına izin vermeyin.) Kurak, çorak Who can say that these dry lands were a slice of heaven in the past. (Bu kurak bölgenin bir zamanlar cennetten bir köşe olduğunu kim…

Leave Türkçe ne demek? leave (fiil) Bırakmak, ayrılmak, terk etmek, gitmek, unutmak, caymak, kalkmak(taşıt) My father knew that my mother wouldn’t leave him over something that happened before they got engaged.(Babam, nişanlanmadan önce olan bir şey yüzünden annemin onu terk etmeyeceğini biliyordu.) Whatever she couldn’t get into it, she would simply have to leave behind.(Ne yaşarsak yaşayalım, seni geride bırakmam.) I was just getting ready to leave the house.(Evi terk etmeye hazırlanıyordum.) Ever since Alice…

do (yardımcı fiil) İngilizce’de olumsuz cümle oluşturmak ve soru sormak için, diğer fiillere yardımcı fiil olarak kullanılır. Geçmiş zaman halleri “did” ve “done”dır. Where do you work?(Nerede çalışıyorsun?)Don’t speak to me like that.(Benimle bu şekilde konuşma.)Do you want something to drink?(İçecek bir şey ister misin?)You don’t understand me, do you?(Ben anlamıyorsun, değil mi?) do (fiil) Yapmak I’ve never said that you can’t do it yourself.(Bunu kendi başına yapamayacağını asla söylemedim.)What have you done to Josephine?…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!