mental (isim)

  1. Kaçık, akıl hastası, deli
  • He was acting like a mental last night so I called his mother to come get him.
    (O dün gece akıl hastası gibi davranıyordu, ben de gelip onu alması için annesini aradım.)

mental (sıfat)

  1. Ruhsal
  • The man was treated for mental illness last year.
    (Adam geçen yıl ruhsal bozukluk / akıl hastalığı için tedavi edildi.)
  • She was taking some speacial medication for her mental problems.
    (O ruhsal problemleri için bazı özel ilaçlar alıyordu.)
  1. Akılsal, zihinsel
  • Mental exercise is very  important for children.
    (Zihinsel egzersiz çocuklar için çok önemlidir.)
  • Mental games are very necessary for children of growing age.
    (Büyüme çağındaki çocuklar için akılsal oyunlar çok gereklidir.)

Mental Sıfatı İle Birlikte Sık Kullanılan Kalıplar

  • Lose mental balance: Akli dengesini kaybetmek
  • Mental institution: Akıl hastanesi
  • Mental illness: Ruhsal bozukluk, akıl hastalığı
  • Mental age: Akıl yaşı
  • People with mental disabilities: Zihinsel engelli insanlar
  • Go mental: Kafayı sıyırmak
  • Mental health: Akıl sağlığı

Mental için Eş Anlamlı Kelimeler

  • Inner
  • Internal
  • Interior
  • Psychological