date (isim)

  1. Tarih, zaman
  • 10 June 1988 is the date of my brother’s birth.

(10 Haziran 1988 ağabeyimin doğum tarihidir.)

  • On the date of 1881, Mustafa Kemal Atatürk was born.

(1881 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk doğmuştur.)

  • The start date of the school is October the 3rd.

(Okulun başlama tarihi 3 Ekim’dir.)

  1. Randevu, buluşma
  • The first date with her was awesome.

(Onunla ilk randevu olağanüstüydü.)

  • I will ask her out on a date.

(Ona buluşma teklifi edeceğim.)

  1. Hurma
  • Date is an excellent substitute for sugar in healthy desserts..

(Hurma, sağlıklı tatlılarda şekerin yerine kullanılan mükemmel bir malzemedir.)

  • My grandmother brought lots of dates from Mecca.

(Büyükannem Mekke’den bir sürü hurma getirmiş.)

date (fiil)

  1. Tarihlendirmek
  • The sword dated on Medieval ages.

(Kılıç orta çağlardan gelmiştir.)

  • These rocks dated on permian period.

(Bu kayalar permiyen döneminden gelmiştir.)

  1. Çıkmak, romantik ilişki içinde olmak
  • He is dating with my best friend.

(O benim en iyi arkadaşımla çıkıyor.)

Date için Eş Anlamlı Kelimeler

  • Appointment
  • Rendezvous
  • Duration
  • Time
  • Go out
Akıcı İngilizce Konuşmaya Hazır Mısın? 3 Ayda İngilizce Öğren!
57 SAATTE AKICI İNGİLİZCE