in (zarf) İçeri, içinde, iç, dahili Henry insisted I go in and drink a cup of coffee, I couldn’t say no to him. (Henry içeri girip bir fincan kahve içmem için ısrar etti, ona hayır diyemedim.) My friend Andy and Martin couldn’t believe their eyes when they saw what was going on in the house. (Arkadaşım Andy ve Martin içeride neler olduğunu gördüklerinde gözlerine inanamadılar.) In their house, every day was like a carnival. (Onların…

Conjunctions yani Türkçe anlamıyla bağlaçlar, her dilde bulunan ve sözcükler, cümleler ve kalıplar arasında bağlantı kurarken kullanılan yapılardır. Türkçe’de kullanılırken geniş bir literatür sunan bağlaçlar, İngilizce kullanımında da size büyük bir çeşitlilik sunarken aynı zamanda İngilizce sınavlarında da oldukça etkili bir şekilde yardımcı olmakta ve alınacak puanı arttırabilmektedir. Zira bağlaç kullanımı, akademik dil öğrenimi ve gelişimi açısından oldukça elzemdir. Önemli İngilizce yeterlilik sınavları olan IELTS ve TOEFL gibi sınavlarda da gereken yerlerde doğru bağlaç kullanılması,…

PR (isim) (Public Relations); halkla ilişkiler, şirket tanıtımını içeren kamu ilişkileri yardımı PR is important in the movie industry because every movie needs to have good publicity. (PR, film endüstrisinde önemlidir çünkü her film, iyi bir tanıtıma ihtiyaç duyar.) When I told him my ideas, he suggested that I get in touch with a PR consultant. (Fikirlerimi ona anlattığımda bir PR danışmanı ile iletişime geçmemi önerdi.) (Personal Record); kişisel rekor Some contestants ran their PR…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!