premium (isim) İkramiye, prim Health care premiums have increased this year but it still isn’t enough. (Sağlık hizmetleri primleri bu yıl arttı ama yine de yeterli değil.) We can pay a premium for the best location for our new hotel. (Yeni otelimiz için en iyi konuma ikramiye ödeyebiliriz.) premium (sıfat) Yüksek kaliteli, ayrıcalıklı Astrid prefers to drink premium coffee. (Astrid yüksek kaliteli kahve içmeyi tercih ediyor.) Jake is a premium member of our society. (Jake,…

Bu sayfada birbirinden ayırması zor gibi gözüken ama aslında gayet basit bir konu olan Comparative and Superlative konusunu anlatacağız. İsimleri birbiriyle kıyaslamaya yarayan bu İngilizce gramer konusunu örneklerle açıklayıp daha iyi kavramanıza yardımcı olacağız. O halde ilk konumuz olan “Comparative” ile yazımıza başlayalım. Comparative Ne Demektir ve Nasıl Kullanılır https://youtu.be/f2On3a-Cmd8 Comparative kelimesinin kökü Compare fiilinden gelmektedir. Compare karşılaştırma demektir ve gramer olarak karşımıza “Comparative Adjectives” yani “Karşılaştırma Sıfatları” adıyla çıkar. Bir ismin herhangi bir niceliği…

in (zarf) İçeri, içinde, iç, dahili Henry insisted I go in and drink a cup of coffee, I couldn’t say no to him. (Henry içeri girip bir fincan kahve içmem için ısrar etti, ona hayır diyemedim.) My friend Andy and Martin couldn’t believe their eyes when they saw what was going on in the house. (Arkadaşım Andy ve Martin içeride neler olduğunu gördüklerinde gözlerine inanamadılar.) In their house, every day was like a carnival. (Onların…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!