Press ne demek? press (fiil) basmak, bastırmak, baskı yapmak Don’t press every button you see. It might be dangerous.(Gördüğünüz her düğmeye basmayın. Tehlikeli olabilir.)Jeff pressed his face against the window of the bus.(Jeff yüzünü otobüsün penceresine bastırdı / dayadı.)Student: What is the meaning of press?(Öğrenci: Press ne demek?)Teacher: Press means to urge.(Öğretmen: Press zorlamak demektir.) baskı yapmak, zorlamak The police pressed him for more information.(Polis, daha fazla bilgi için ona baskı yaptı.) suyunu çıkarmak, ezmek Can…

you (kişi zamiri) Sen, seni, sana, siz, sizleri You are my favorite person and I love you. (Sen benim kendime en yakın bulduğu insansın ve seni seviyorum.) I want to stay with you forever my darling. (Sonsuza kadar seninle birlikte kalmak istiyorum canım.) What do you want from me exactly? (Benden tam olarak ne istiyorsun?) You are so young and pretty, just like me forty years ago. (Tıpkı benim kırk yıl önceki halim gibi çok…

Believe Türkçe ne demek? believe (fiil) inanmak, kanmak, inancı olmak, yemek, sanmak, zannetmek If you don’t believe my excuse, then listen the voicemail that I lefted at your machine 2 days ago.(Mazeretime inanmıyorsan, 2 gün önce çağrı cihazına bıraktığım sesli mesajı dinle.) When you truly believe something, there are no difficulties and glitches that can stop you.(Bir şeye gerçekten inandığınızda, sizi durdurabilecek zorluklar ve aksaklıklar yoktur.) I really believed the lie that he went on…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!