other (sıfat) Öteki, başka, diğer In other words, it’s none of my business. So, I don’t care. (Başka bir deyişle, bunların hiçbiri beni ilgilendirmez. Yani, umurumda değil.) Why do you care what others think about you? (Neden diğerlerinin senin hakkında ne düşündüğünü önemsiyorsun?) Jonathan didn’t like the other children. That’s why he never played with them. (Jonathan öteki çocukları sevmedi. Bu yüzden onlarla hiç oynamadı.) Can we go to other place, please? I didn’t like…

love (isim) Sevda, aşk, sevgi Love is not a game, so don’t you ever try to play with somebody’s heart.(Aşk bir oyun değildir bu yüzden asla birinin kalbiyle oynamaya çalışma.) Samuel thinks that friendship is more important than love.(Samuel arkadaşlığın aşktan daha önemli olduğunu düşünür.) Sevgili, yar I like to call my boyfriend ‘’love’’.(Erkek arkadaşıma ‘’sevgilim’’ diye hitap etmeyi severim.) Student: What is the meaning of love?(Öğrenci: Love ne demek?)Teacher: Love means valentine.(Öğretmen: Love sevgili…

Reported speech, yada Türkçe adıyla dolaylı anlatım, bir kişinin söylediği bir sözün bir başka kişiye dolaylı bir şekilde aktarılması şeklinde karşımıza çıkan bir konudur. Bunun yanında, x kişisinin söylediği bir sözü y kişisine anlatmanın diğer yolu da doğrudan anlatımdır. Doğrudan ve dolaylı anlatımı (Direct Speech-Reported Speech) daha iyi idrak etmeniz için bunu birer örnekle izah edebiliriz. Örneğin, “Tom bana dün pizza yediğini söyledi.” veya “Tom “dün pizza yedim” dedi.” işte gördüğünüz gibi, tıpkı Türkçede olduğu…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!