really (zarf) Gerçekten, hakikaten, cidden I went to the hospital and it was really crowded. Public health is not good at all. (Hastaneye gittim ve gerçekten kalabalıktı. Halk sağlığı hiç iyi durumda değil.) I made a turkey sandwich yesterday with an avocado and sweet onion sauce and it was really delicious. (Dün avokado ve tatlı soğan sosuyla bir hindili sandviç yaptım ve hakikaten çok lezzetli oldu.) The girl I met in the librarywas really pretty…

you (kişi zamiri) Sen, seni, sana, siz, sizleri You are my favorite person and I love you. (Sen benim kendime en yakın bulduğu insansın ve seni seviyorum.) I want to stay with you forever my darling. (Sonsuza kadar seninle birlikte kalmak istiyorum canım.) What do you want from me exactly? (Benden tam olarak ne istiyorsun?) You are so young and pretty, just like me forty years ago. (Tıpkı benim kırk yıl önceki halim gibi çok…

Chill (isim) Soğukluk, serinlik Kelly was wearing a thick coat against a chill weather when it’s snowing.(Kelly kar yağıyorken, soğuk havaya karşı kalın bir ceket giyiyordu.) When we get back to Ankara it was so chill we couldn’t go anywhere.(Ankara’ya döndüğümüzde hava öyle soğuktu ki hiçbir yere gidemedik.) Student: What is the meaning of chill?(Öğrenci: Chill ne demek?)Teacher: Chill means cool.(Öğretmen: Chill serin demektir.) Üşüme, titreme New York was so cold. I felt chill when…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!