Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan
İngilizce

Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan

Sıfırdan başlayanlar için evde uygulanabilir İngilizce çalışma programı: günlük 30 dakikalık düzen, haftalık tablo, aşama aşama yol haritası ve aksatınca ne yapılacağı.

Devamını Oku
40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber
İngilizce

40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber

30, 40 ya da 50 yaşından sonra İngilizce öğrenilir mi? Yaşın gerçekten neyi değiştirdiği, sık yapılan 5 hata ve dolu bir hayata sığan çalışma düzeni.

Devamını Oku
Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?
İngilizce

Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?

Online kurs, yüz yüze kurs, özel ders ve kendi hızında program yan yana. Konuşma süresi, toplam maliyet ve kayıttan önce sorman gereken 7 soru.

Devamını Oku

beach (isim) Sahil, kumsal, plaj, kıyı, kara When we went to the beach we saw that many jellyfish had hit the shore. (Plaja gittiğimizde birçok denizanasının sahile vurmuş olduğunu gördük.) Beach volleyball is my favorite sport and we play beach volleyball every summer. (Plaj voleybolu en sevdiğim spordur ve biz her yaz plaj voleybolu oynarız.) Next time you go to the beach, don’t forget to take your sunscreen with you. (Bir dahaki sefere sahile gittiğinizde,…

vinegar (isim) Sirke This shop sells handmade apple vinegar and it’s very high quality. (Bu dükkan el yapımı elma sirkesi satıyor ve çok oldukça kaliteli.) In a nostalgic Turkish movie, a married couple gets divorced over a debate about whether pickles will taste better when made with vinegar or lemon juice. (Nostaljik bir Türk filmimde, evli bir çift turşunun sirkeyle mi yoksa limon suyuyla mı yapıldığında daha lezzetli olacağı hakkında bir tartışma yüzünden boşanır.) I…

pride (isim – fiil) Gurur, haysiyet, övünç, şeref (isim) I may have no wealth but I still have my pride. (Servetim olmayabilir hala gururum var.) My son is the pride of the family. (Oğlum, ailemizin gururudur.) His mother has too much pride. (Onun annesi çok gururludur.) Gurur duymak, iftihar etmek, övünç duymak I take pride in my niece. (Yiğenimle gurur duyuyorum.) Josh’s parents are hurting his pride with their accusations in these days. (Josh’ın ailesi…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar