elegant (sıfat) Şık, zarif I bought a very elegant dress from my best clothing store for the wedding.(Düğün için en sevdiğim kıyafet dükkanından çok şık bir elbise aldım.) Honey oh my God, these earrings are so elegant where did you buy them please tell me.(Aman tarım tatlım bu küpeler çok zarif nerden aldın, lütfen söyle bana.) All the clothes shown at the fashion show were very elegant.(Defilede gösterilen bütün kıyafetler çok zarifti.) You dress casual.…

month (isim) Ay This month our cafe made so much profit that I can pay all my bills. (Bu ay kafemiz o kadar çok kar elde etti ki tüm faturalarımı ödeyebilirim.) April is my favorite month because I am a spring person and April is the best month to feel the spring. (Nisan benim en sevdiğim aydır çünkü ilkbahara bayılırım ve Nisan ayı ilkbaharı en iyi hissedebileceğiniz aydır.) A human pregnancy lasts for nine months…

loser (isim) Kaybeden kişi, mağlup Our high school football team is always a loser this year. (Bu sene lise futbol takımımız hep kaybeden oluyor.) I think the president will be the loser on the next elections. (Bence başkan gelecek seçimde kaybeden bir kişi olacak.) Ezik kimse, başarısız kimse, beceriksiz kimse Don’t waste your time with that loser, you should break up with him. (O ezikle vaktini kaybetme, ondan ayrılmalısın.) I was a loser in highschool…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!