sunshine (isim) Gün, günışığı, güneş ışığı The sun came up and sunshine looked so bright and felt so warm that it was enough to wake us all.(Güneş doğdu ve günışığı çok parlak göründü ve çok sıcak hissettirdi ki hepimizi uyandırmaya yetti.) Let’s make a camp this weekend because I want to watch to feel the sunshine when sun born.(Hadi bu hafta sonu kamp yapalım çünkü güneş doğduğunda güneş ışığını hissetmek istiyorum.) The solar panels of…

draw (fiil) Çizmek She draws very beautiful paintings. (O çok güzel tablolar çiziyor.) An architect draws building plans. (Bir mimar bina planları çizer.) Çekmek (nesneyi) Draw the table from behind the wall. (Masayı duvarın arkasından çek.) Çekmek (cezbetmek) Male sparrows sing in order to draw the female ones. (Erkek serçeler, dişileri kendilerine çekmek için öterler.) Çekmek (mekana) The World Cup will draw thousands of tourists to France. (Dünya Kupası, Fransa’ya binlerce turist çekecek.) draw (isim)…

İngilizce kelimeler ve anlamları günlük yaşantımız esnasında en çok kullanılan kelimeler ile birlikte sık sık karşımıza çıkmaktadır. Yeni bir dil öğrenirken kelime dağarcığımızı geliştirmemiz gerekir. İngilizce dilinde bir milyon civarında ingilizce kelime olduğu bilinmektedir. Ancak gerek konuşma dilinde gerekse edebi ve akademik dilde sıkça kullanılan kelime sayısı birkaç bini geçmemektedir. Bu sayfada yer alan ilk bin kelime ise yaklaşık olarak basılı materyallerdeki kelimeler toplamının %80’ini oluşturuyor. Günlük konuşma dilinde ise kitap, dergi ve gazete gibi basılı…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!