on (edat) Üstünde I forgot my homework on my desk. Can I go to the clasroom and bring it to you? (Ödevimi sıramın üzerinde unutmuşum. Gidip onu size getirebilir miyim? This blackmail will stick on you, we have to do something about that immediately. (Bu iftira senin üzerine yapışacak, hemen bunun için bir şeyler yapmalıyız.) İle, beraber, yardımıyla, birlikte They went to the island on the ferry. (Feribot ile adaya gittiler.) My brother goes to…

PP (zarf) Adına, namına Please write me back as soon as possible. Sincerely, John Smith, pp Amy Evans. (Lütfen bana en kısa zamanda cevap yaz. Saygılarımla, John Smith, Amy Evans adına.) It has been a while since I heard from you. I miss you, my love. Yours affectionately, Jessica Turner, pp Blake Griffin. (Senden haber almayalı epey oldu. Seni özledim aşkım. Sevgilerimle, Jessica Turner, Blake Griffin adına.) PP – Pages (kısaltma) Sayfa The writer talks…

adios (ünlem) Güle güle, allahaısmarladık, hoşçakal, elveda It was like saying adios to an old friend to stop eating fast food and start a healthy diet. (Fast food yemeyi bırakıp sağlıklı bir diyete başlamak eski bir arkadaşa veda etmek gibiydi.) My grandfather says adios every time he leaves the house. (Büyükbabam evden her çıkışında hoşcakal der.) This is not the end, we are not saying adios to each other, this is a new beginning. (Bu…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!