Leave Türkçe ne demek? leave (fiil) Bırakmak, ayrılmak, terk etmek, gitmek, unutmak, caymak, kalkmak(taşıt) My father knew that my mother wouldn’t leave him over something that happened before they got engaged.(Babam, nişanlanmadan önce olan bir şey yüzünden annemin onu terk etmeyeceğini biliyordu.) Whatever she couldn’t get into it, she would simply have to leave behind.(Ne yaşarsak yaşayalım, seni geride bırakmam.) I was just getting ready to leave the house.(Evi terk etmeye hazırlanıyordum.) Ever since Alice…

invalid (sıfat) Geçersiz, yararsız, hasta, malul, sakat Don’t treat me like an invalid or a child, I am a grown man.(Bana sakat ya da çocuk muamelesi yapma, ben yetişkin bir adamım.) The municipal council election was declared invalid.(Belediye meclisi seçimi geçersiz ilan edildi.) This passport seems invalid, please renew your passport.(Bu pasaport geçersiz görünüyor, lütfen pasaportunuzu yenileyin.) I can’t play football or basketball, my legs are invalid, please help me!(Futbol veya basketbol oynayamam, bacaklarım sakat,…

day (isim) Gün, gündüz, zaman, dönem, devir I don’t even know what day today is. (Bugünün hangi gün olduğunu bile bilmiyorum.) That was the day I married your mother. (İşte o gün, annenizle evlendiğim gündü.) An average of 8 hours of sleep a day is the ideal sleep time for the human body. (Günde ortalama 8 saat uyku, insan vücudu için ideal uyku süresidir.) Mark goes to school during the day, his school ends at…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!