country (isim) Ülke, memleket I love my country and if necessary, I would die for it willingly. (Ülkemi çok seviyorum ve gerekirse onun için seve seve ölürüm.) She is a traveler. She has seen almost 100 countries around the world. (O bir gezgin. Dünya üzerinde neredeyse 100 tane ülke gördü.) Every country has a different culture and a different history. (Her ülke farklı bir kültüre ve farklı bir tarihe sahiptir.) Taşra, kırsal kesim You live…

İş İngilizcesi Artık Bir Seçenek Değil, Zorunluluk: İş Yerinde Akıcı Konuşmak için Neden Lingusta Metodu? Bugün iş dünyasında yalnızca işi bilmek yetmiyor. Kendinizi doğru ifade edebilmeniz, toplantılarda söz almanız, sunum yapabilmeniz ve uluslararası iletişim kurabilmeniz gerekiyor. Peki bunu Türkçe ile yapamıyorsanız? İşte burada “İş İngilizcesi” devreye giriyor. Ve hayır, bu klasik bir dil kursu yazısı değil. Bu, iş hayatında gerçekten fark yaratmak isteyenler için yazıldı. Neden İş İngilizcesi? Kariyerinde yükselmek isteyen hemen herkesin karşılaştığı bir…

like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!