junior (isim) Küçük, iki şeyden küçüğü, çocuk, kıdemsiz I have 2 sons. The junior one is 12 and the older one is 18 years old. (Benim 2 oğlum var. Küçük olan 12, büyük olan ise 18 yaşında.) John is one of the junior partners in our law firm. (John, hukuk şirketimizin kıdemsiz ortaklarından biridir.) When Sarah was in high school, she was playing basketball in the junior league. (Sarah lisedeyken küçükler liginde basketbol oynuyordu.) Junior…

Chill (isim) Soğukluk, serinlik Kelly was wearing a thick coat against a chill weather when it’s snowing.(Kelly kar yağıyorken, soğuk havaya karşı kalın bir ceket giyiyordu.) When we get back to Ankara it was so chill we couldn’t go anywhere.(Ankara’ya döndüğümüzde hava öyle soğuktu ki hiçbir yere gidemedik.) Student: What is the meaning of chill?(Öğrenci: Chill ne demek?)Teacher: Chill means cool.(Öğretmen: Chill serin demektir.) Üşüme, titreme New York was so cold. I felt chill when…

Suit Türkçe ne demek? suit (isim) dava Filed a suit against the company that had manufactured the faulty heater, claiming they were responsible for the fire.(Kusurlu ısıtıcıyı üreten şirkete yangının sorumlusu olduğu iddiasıyla dava açıldı.) Next morning I will go to the most important suit of my career so I have to go to bed and get up early.(Yarın sabah tüm kariyerimin en önemli davasına gideceğim yani uyuyup sabah erken kalkmak zorundayım.) takım elbise He…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!