invalid (sıfat) Geçersiz, yararsız, hasta, malul, sakat Don’t treat me like an invalid or a child, I am a grown man.(Bana sakat ya da çocuk muamelesi yapma, ben yetişkin bir adamım.) The municipal council election was declared invalid.(Belediye meclisi seçimi geçersiz ilan edildi.) This passport seems invalid, please renew your passport.(Bu pasaport geçersiz görünüyor, lütfen pasaportunuzu yenileyin.) I can’t play football or basketball, my legs are invalid, please help me!(Futbol veya basketbol oynayamam, bacaklarım sakat,…

Nothing Türkçe ne demek? nothing (zarf) Hiçbir şey It’s very interesting how she still pretends that nothing happened despite all that happened.(Olanlara rağmen hiçbir şey olmamış gibi davranması çok ilginç.) Nothing will prevent me from taking this exam, I will enter and win.(Bu sınava girmemi hiçbir şey engelleyemez, gireceğim ve kazanacağım.) I don’t want anything in this world as much as that university scholarship.(Bu dünyadaki hiç bir şeyi o üniversite bursu kadar istemiyorum.) Nothing is…

Kind Türkçe ne demek? kind (isim) çeşit, tür, cins I like that kind of candy(Bu şeker türünü seviyorum.) We looked at just about every kind of flooring before deciding which to use in the kitchen(Mutfakta hangisini kullanacağınıza karar vermeden önce, neredeyse her türden zemin kaplamasına baktık.) Jonathan said you were taking him to some kind of horse race tomorrow.(Jonathan yarın one bir çeşit at yarışına götüreceğini söyledi.) Maybe they knew what kind of bait to…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!