nope (zarf) Hayır (konuşma dilinde) Nope, it’s none of my concern. (Hayır, bu benim sorunum değil.) “Are you going out?” Jacob asked. Jennifer answered, “Nope.”. (Jacob, “Dışarı mı çıkıyorsun?” diye sordu. Jessica, “Hayır” diye cevapladı.) Nope, it’s not right. (Hayır, bu doğru değil.) When I asked him if he finished the book, he answered “Nope.”. (Ona kitabı bitirip bitirmediğini sorduğumda “Hayır.” diye cevapladı.) Nope, I can’t go to movies with you. (Hayır, seninle sinemaya gidemem.)…

team (isim) Takım, ekip I am sure that our basketball team will win the final match.(Basketbol takımımızın final maçını kazanacağına eminim.) Don’t forget that Elizabeth is a part of our team. Please be nice to her.(Elizabeth’in takımımızın bir parçası olduğunu unutmayın. Ona kibar davranın.) team (fiil) Takım halinde yapmak, ekip kurmak, takım oluşturmak If we want to be successful on this project, we should team up.(Eğer bu projede başarılı olmak istiyorsak takım oluşturmalıyız.)It is not…

trap (isim/fiil) Kapan, tuzak, set çekmek, aldatmak, pusuya düşürmek, ağız, oyuna getirmek, sifon, darağacı We set up traps in various parts of the house to catch mice.(Fare yakalamak için evin çeşitli yerlerine kapan kurduk.) The reason they went bankrupt was because they were stuck in a huge debt trap.(Onların iflas etmiş olmalarının sebebi büyük bir borç batağına saplanmış olmalarıydı.) That boy was so smart he had a mind sharp as a steel trap.(O çocuk o…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!