in (zarf) İçeri, içinde, iç, dahili Henry insisted I go in and drink a cup of coffee, I couldn’t say no to him. (Henry içeri girip bir fincan kahve içmem için ısrar etti, ona hayır diyemedim.) My friend Andy and Martin couldn’t believe their eyes when they saw what was going on in the house. (Arkadaşım Andy ve Martin içeride neler olduğunu gördüklerinde gözlerine inanamadılar.) In their house, every day was like a carnival. (Onların…

paint (fiil/isim) Boya, boyamak, portresini yapmak, resmetmek, resim yapmak The artist paints a portrait at the lakeside.(Sanatçı göl kenarında bir portre çiziyor.) We’ll take care of everything, including the paint job.(Boya işi dahil her şeyle biz ilgileneceğiz.) Paint is all over the place, who is responsible for this mess?(Boya her yere bulaşmış, bu karmaşadan kim sorumlu?) I will rent a house but it should be painted like a new.(Yeni bir ev kiralayacağım ama yeni gibi…

This Türkçe ne demek? This (sıfat) Bu, yakın geleceğe/geçmişe ait, işbu, buradaki, şu, malum, bu kadar, bunu Our lesson this week has been a very fun and instructive one.(Bu haftaki dersimiz oldukça eğlenceli ve öğretici bir ders oldu.) I really can’t believe you told me this lie for years, didn’t you really feel so sorry for me?(Yıllardır bana bu yalanı söylediğine gerçekten inanamıyorum, gerçekten benim için üzülmedin mi?) This is our home.(Burası bizim evimiz.) You…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!