light (isim) Aydınlık, ışık Christopher reads a book to his daughter every night until she falls asleep and then he turns off the light. (Christopher her gece kızına, o uyuya kalana kadar kitap okur sonra da ışığı kapatır.) The sun is rising, you can see its light from the window. (Güneş doğuyor, ışığını pencereden görebilirsin.) light (sıfat) Açık (renk), hafif Samanta handed him a light blue shirt. (Samanta ona açık mavi bir gömlek verdi.) I…

in (zarf) İçeri, içinde, iç, dahili Henry insisted I go in and drink a cup of coffee, I couldn’t say no to him. (Henry içeri girip bir fincan kahve içmem için ısrar etti, ona hayır diyemedim.) My friend Andy and Martin couldn’t believe their eyes when they saw what was going on in the house. (Arkadaşım Andy ve Martin içeride neler olduğunu gördüklerinde gözlerine inanamadılar.) In their house, every day was like a carnival. (Onların…

Spell Türkçe ne demek? spell (isim/sıfat/fiil) Hecelemek, büyü, efsun, doğru yazmak, anlamına gelmek, imlasını yazmak This love spell lasts twenty four hours, but it definitely works.(Bu aşk büyüsü yirmi dört saat sürer ama kesinlikle işe yarar.) We were all overjoyed when my sister won the spelling contest in middle school.(Kız kardeşim ortaokulda heceleme yarışmasını kazanınca hepimiz çok sevinmiştik.) The spell was broken like a dropped mirror on a marble floor.(Büyü, mermer bir zemine düşen bir…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!