partisan (isim) Tarafgir, taraftar, yandaş The partisan media behave like there are no problems in the country and even the only problem in country is the opposition. (Yandaş medya ülkede hiçbir problem yokmuş ve hatta ülkedeki tek sorun muhalefetmiş gibi davranıyor.) We couldn’t win the elections because of our party’s partisans. (Partimizin tarafgirleri yüzünden seçimi kazanamadık.) Almost all newspapers has become partisan of the nationalist party. (Hemen hemen tüm gazeteler milliyetçi partinin partizanı oldular.) Gerilla,…

İngilizce cümle kurmak, dil öğrencileri için oldukça zorlu bir konu olmasına rağmen aslen dilimizde düzenli ve anlamlı cümleler kurmaktan çok da farklı değildir. Pek çok açıdan benzer özellikleri de bulunan İngilizce ve Türkçe cümle yapıları, bazı dilbilgisi kurallarında bağdaşır. Dolayısı ile İngilizcede zorlanılan bir konuyu daha iyi kavramak adına Türkçedeki kurallar ile karşılaştırabilir, ezberlemeden fakat bağdaştırarak kavramaya çalışabiliriz. Örnek olarak İngilizcedeki gerund infinitive konularını ele alalım. Kurallı ve basit bir cümle normal şartlarda özne nesne…

look (fiil) Bakmak, aramak Let’s go and look at the ducks by the pond. (Hadi gidip göletin kıyısındaki kurbağalara bakalım.) I was looking for you everywhere! (Her yerde seni arıyordum!) Görünmek I think you look so beautiful in that dress. (Bence o elbise içinde çok güzel görünüyorsun.) He is trying to look brave but you can see tears in his eyes. (Cesur görünmeye çalışıyor ama gözlerindeki yaşları görebiliyorsun. Beklemek, ümit etmek I am looking forward…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!