Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan
İngilizce

Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan

Sıfırdan başlayanlar için evde uygulanabilir İngilizce çalışma programı: günlük 30 dakikalık düzen, haftalık tablo, aşama aşama yol haritası ve aksatınca ne yapılacağı.

Devamını Oku
40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber
İngilizce

40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber

30, 40 ya da 50 yaşından sonra İngilizce öğrenilir mi? Yaşın gerçekten neyi değiştirdiği, sık yapılan 5 hata ve dolu bir hayata sığan çalışma düzeni.

Devamını Oku
Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?
İngilizce

Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?

Online kurs, yüz yüze kurs, özel ders ve kendi hızında program yan yana. Konuşma süresi, toplam maliyet ve kayıttan önce sorman gereken 7 soru.

Devamını Oku

İngilizce yönler, yer tarifi yaparken bilmemiz gereken kelime gruplarından birisidir. Kendimizin veya bir yerin konumunu tarif etmek istediğimiz zaman İngilizce yön tarifi yapmayı bilmemiz gerekiyor. Sizin için hazırladığımız ana ve ara yönlerin Türkçe karşılıkları. İngilizce Yönler North = KuzeySouth = GüneyEast = DoğuWest = Batı Bu yönlere ek olarak daha net yön tarifi yapabilmemiz için ara yönler kullanılmaktadır. Northeast = KuzeydoğuNorthwest = KuzeybatıSoutheast = GüneydoğuSouthwest = Güneybatı İngilizce Yönlerin Kısaltmaları North (Kuzey) = NSouth (Güney)…

old (sıfat/fiil/isim) Eski, yaşlı, ihtiyar Alice’s parents are very old and kind people.(Alice’in anne ve babası oldukça yaşlı ve kibar insanlar.) I donated my old shoes to charity, I hope it goes to someone in need.(Eski ayakkabılarımı hayır kurumuna bağışladım, umarım ihtiyacı olan birine gider.) The professor was touched because she remembered the old times.(Profesör, eski günleri hatırladığı için duygulandı.) Old people should be carefull about Covid-19, Coronavirus is effect them badly according to younger.(Yaşlı…

book (fiil) Ayırtmak, rezervasyon yaptırmak I booked a dinner for both of us at the best restaurant in the city. (Şehrin en iyi restoranında ikimiz için bir akşam yemeği rezervasyonu yaptırdım.) I booked that shoe I wanted 3 months ago. (İstediğim o ayakkabıyı 3 ay önce ayırttım.) book (isim) Kitap, defter Clair is excitedly reading her new book in her room, I think it’s a page-turner. (Clair odasında heyecanla yeni kitabını okuyor, sanırım kitap çok…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar