İngilizce sebzeler tıpkı İngilizce meyveler gibi çok sık ihtiyaç duymayacağımız ancak bilmemiz gereken kelime gruplarından birisidir. Dünya genelinde en popüler ve lezzetli sebzelerden bazıları soğan, mısır, patates, domates, havuç, patlıcan ve lahanadır. İngilizce Sebzeler Sebzelerin, Türkçe karşılıklarını ve telaffuzlarını harf sırasına göre bu başlık altında bulabilirsiniz. İngilizceTürkçeTelafuzBeanFasulyeBiinBroccoliBrokoliBrokoliBroad BeanBaklaBırod BiinGumboBamyaGumboPeaBezelyePiTomatoDomatesTomeytoMallowEbegümeciMelovArtichokeEnginarArtiçokCarrotHavuçKerıtSpinachIspanakSipiniçMarrowKabak (Yeşil)MarıvCauliflowerKarnabaharKaulıfılavırAsparagusKuşkonmazAsparagısCabbageLahanaKebıçLettuceMarulLetısCornMısırKornBeetPancarBiitPatatoPatatesPıteytoEggplantPatlıcanEkpılantLeekPırasaLiikGarlicSarımsakGarlikPurslaneSemizotuPursileynOnionSoğanOniınTurnipŞalgamTürnipCressTereKıresRadishTurpReydişBrussel SproutBrüksel LahanaBrusel SıprautCeleryKerevizSeleriyMushroomMantarMaşrum İngilizce Sebzelerin Resimleri ve Örnekleri Örnekler hiç şüphesiz ki öğrenme ve uygulama noktasında bizlere avantajlar sağlamakta. Örnek cümlelerimizi inceleyerek kelimelerin kullanımı ile…

dark (isim/sıfat) Kara, karanlık, koyu, belirsiz, izbe, ışıksız Come home before it gets dark, I need to talk to you about an important issue. (Hava kararmadan eve gel, seninle önemli bir konu hakkında konuşmalıyım.) When Alex disappeared in the forest, she was terrified of the dark and wild animals. (Alex ormanda kaybolduğunda karanlıktan ve vahşi hayvanlardan çok korkmuştu.) Dark clouds covered the sky, I guess it will rain. (Kara bulutlar gökyüzünü kapladı, sanırım yağmur yağacak.)…

go (fiil) Gitmek, haraket etmek, seyahat etmek Be careful and don’t go fast. (Dikkatli ol ve hızlı gitme.) I offered to go with Stacy to the cinema. (Stacy’le sinemaya gitmeyi teklif ettim.) We go to Paris every year. (Her sene Paris’e seyahat ederiz.) Ölmek Everybody wants to go peacefully in their sleep. (Herkes uykusunda huzurla ölmek ister.) Uzanmak (bir yerden bir yere) This road goes to Ankara. (Bu yol Ankara’ya uzanıyor.) Olmak I am afraid…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!