nude (sıfat) Çıplak Nude sunbathing is usually not allowed in beaches. (Çıplak güneşlenmek genelde plajlarda izin verilmez.) I think she is so brave for her nude poses we saw in a magazine. (Bir dergide gördüğümüz çıplak pozları için çok cesur olduğunu düşünüyorum.) nude (isim) Çıplak insan vücudu, çıplaklık, çıplak kimse I don’t feel comfortable seeing nude in the photograph exhibition. (Fotoğraf sergisinde çıplaklık görmek beni rahatsız ediyor.) Children shouldn’t see nude in TVs. (Çocuklar televizyonda…

love (isim) Sevda, aşk, sevgi Love is not a game, so don’t you ever try to play with somebody’s heart.(Aşk bir oyun değildir bu yüzden asla birinin kalbiyle oynamaya çalışma.) Samuel thinks that friendship is more important than love.(Samuel arkadaşlığın aşktan daha önemli olduğunu düşünür.) Sevgili, yar I like to call my boyfriend ‘’love’’.(Erkek arkadaşıma ‘’sevgilim’’ diye hitap etmeyi severim.) Student: What is the meaning of love?(Öğrenci: Love ne demek?)Teacher: Love means valentine.(Öğretmen: Love sevgili…

country (isim) Ülke, memleket I love my country and if necessary, I would die for it willingly. (Ülkemi çok seviyorum ve gerekirse onun için seve seve ölürüm.) She is a traveler. She has seen almost 100 countries around the world. (O bir gezgin. Dünya üzerinde neredeyse 100 tane ülke gördü.) Every country has a different culture and a different history. (Her ülke farklı bir kültüre ve farklı bir tarihe sahiptir.) Taşra, kırsal kesim You live…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!