skill (isim) Yetenek, maharet, beceri, vasıf, hüner Survival skills are so high that she can live alone.(Hayatta kalma becerileri o kadar yüksek ki yalnız yaşayabilir.) She climbed the career ladder one by one due to her professional skills.(Mesleki becerilerinden dolayı kariyer basamaklarını tek tek tırmandı.) Summer holidays are perfect times to learn new hobbies and develop skills.(Yaz tatilleri, yeni hobiler öğrenmek ve beceriler geliştirmek için mükemmel zamanlardır.) Children who have the skill to play piano…

beach (isim) Sahil, kumsal, plaj, kıyı, kara When we went to the beach we saw that many jellyfish had hit the shore. (Plaja gittiğimizde birçok denizanasının sahile vurmuş olduğunu gördük.) Beach volleyball is my favorite sport and we play beach volleyball every summer. (Plaj voleybolu en sevdiğim spordur ve biz her yaz plaj voleybolu oynarız.) Next time you go to the beach, don’t forget to take your sunscreen with you. (Bir dahaki sefere sahile gittiğinizde,…

future (isim) Gelecek People who want to have a good job in the future should work hard without giving up.(Gelecekte iyi bir meslek sahibi olmak isteyen insanlar pes etmeden çok çalışmalılar.) I can’t live these ages well because I think too much about the past and the future.(Geçmiş ve gelecek hakkında çok fazla düşündüğüm için bu yaşlarımı iyi yaşayamıyorum.) I want to be an architect in the future so I decided to prepare for the…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!