invalid (sıfat) Geçersiz, yararsız, hasta, malul, sakat Don’t treat me like an invalid or a child, I am a grown man.(Bana sakat ya da çocuk muamelesi yapma, ben yetişkin bir adamım.) The municipal council election was declared invalid.(Belediye meclisi seçimi geçersiz ilan edildi.) This passport seems invalid, please renew your passport.(Bu pasaport geçersiz görünüyor, lütfen pasaportunuzu yenileyin.) I can’t play football or basketball, my legs are invalid, please help me!(Futbol veya basketbol oynayamam, bacaklarım sakat,…

province (isim) Vilayet, il, saha, taşra, yetki alanı, ülkenin idari bölümlerinden biri, eyalet My uncle was the governor of this province for 15 years. (Benim amcam 15 yıl bu ilin valiliğini yaptı.) A curfew was declared throughout the province due to Covid-19. (Covid- 19 nedeniyle il genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.) This is the most famous cafe in this province. (Bu eyaletteki en ünlü kafe burasıdır.) All my memories take place in this province…

senorita (isim) Bayan, genç, kadın Senorita Martin goes to her woman meetings. (Bayan Martin, kadınlar toplantısına gidiyor.) What do you want Senorita? (Ne yapmak istersiniz bayan?) Today is a big day. The Senoritas will make a big decision for their future. (Bugün büyük gün. Kadınlar kendi gelecekleri için büyük bir karar alacaklar.) Could you give me your name Senorita? (İsminizi söyler misiniz hanımefendi?) Genç kadın, bekar Do you have a plan for tomorrow? Senoritas will…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!