mix (fiil/isim) Karışım, karıştırmak, katmak, kaynaşmak, karmak The wood of my wardrobe was a mix of dark oak and pine.(Gardırobumun ahşabı koyu meşe ve çam karışımıydı.) Olive oil and water never mix, the oil always stays on top and the water stays on the bottom.(Zeytinyağı ve su asla karışmaz, yağ her zaman üstte ve su altta kalır.) Rainbow is a mix in which colors are harmonious.(Gökkuşağı, renklerin uyumlu olduğu bir karışımdır.) The Atlantic and Pacific…

İngilizce meyveler tıpkı ingilizce sebzeler gibi çok sık ihtiyaç duymayacağımız ancak bilmemiz gereken kelime gruplarından birisidir. Meyveler tohum ve çiçek içerir ve olgunlaştıktan sonra çiğ olarak yenebilirler. Dünya genelinde en popüler ve lezzetli meyvelerden bazıları ananas, muz, mango ve papaya gibi tropikal meyvelerdir. İngilizce Meyveler ve Türkçe Karşılıkları Apple: ElmaApricot: KayısıAvacado: AvakadoBanana: MuzBlackberry: BöğürtlenBlueberry: YabanmersiniCherry: KirazCoconut: Hindistan CeviziFig: İncirGrape: ÜzümGrapefruit: GreyfurtKiwi: KiviLemon: LimonLime: Misket LimonuMandarin: MandalinaMango: MangoMelon: KavunNectarine: NektarinOrange: PortakalPapaya: PapayaPassion fruit: Tutku meyvesiPeach: ŞeftaliPear:…

premium (isim) İkramiye, prim Health care premiums have increased this year but it still isn’t enough. (Sağlık hizmetleri primleri bu yıl arttı ama yine de yeterli değil.) We can pay a premium for the best location for our new hotel. (Yeni otelimiz için en iyi konuma ikramiye ödeyebiliriz.) premium (sıfat) Yüksek kaliteli, ayrıcalıklı Astrid prefers to drink premium coffee. (Astrid yüksek kaliteli kahve içmeyi tercih ediyor.) Jake is a premium member of our society. (Jake,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!