PR (isim) (Public Relations); halkla ilişkiler, şirket tanıtımını içeren kamu ilişkileri yardımı PR is important in the movie industry because every movie needs to have good publicity. (PR, film endüstrisinde önemlidir çünkü her film, iyi bir tanıtıma ihtiyaç duyar.) When I told him my ideas, he suggested that I get in touch with a PR consultant. (Fikirlerimi ona anlattığımda bir PR danışmanı ile iletişime geçmemi önerdi.) (Personal Record); kişisel rekor Some contestants ran their PR…

rest (fiil) Dinlenmek, dinlendirmek, kalmak, mola vermek I’m so tired that all I want is to go home and rest. (O kadar yorgunum ki istediğim tek şey eve gidip dinlenmek.) Try to have a good rest, we have a long way to go. (İyi dinlenmeye çalışın, önümüzde uzun bir yol var.) rest (isim) Artık, kalan, kalıntı, duran, dinlenme yeri I gave my neighbor Jake the rest of my daughter’s birthday cake. (Komşum Jake’e kızımın doğum…

sunshine (isim) Gün, günışığı, güneş ışığı The sun came up and sunshine looked so bright and felt so warm that it was enough to wake us all.(Güneş doğdu ve günışığı çok parlak göründü ve çok sıcak hissettirdi ki hepimizi uyandırmaya yetti.) Let’s make a camp this weekend because I want to watch to feel the sunshine when sun born.(Hadi bu hafta sonu kamp yapalım çünkü güneş doğduğunda güneş ışığını hissetmek istiyorum.) The solar panels of…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!