trip (isim/fiil) Seyahat, gezi, yolculuk, hafif adımlarla dans etmek, çelmek I hope you enjoy your trip comfortably, our only desire is to serve you well.(Umarım seyahatinizi rahat geçirirsiniz, tek arzumuz size iyi bir şekilde hizmet etmektir.) Classmates tripped John and they knocked her down.(Sınıf arkadaşları John’a çelme taktı ve onu yere serdiler.) On our last trip, we traveled across the continent with my wife.(Son seyahatimizde eşimle birlikte tüm kıtayı dolaştık.) Have a good trip, take…

over (zarf) Üstüne, üzerine, üzerinde, üzerinden, aşkın, fazla There were over 500 participants at this year’s meeting. (Bu yılki toplantıda 500’ü aşkın katılımcı vardı.) My father jumped over the fence to enter the house. (Babam eve girmek için çitlerin üzerinden atladı.) Üst üste, art arda, sürekli Alice called me over and over tonight. (Alice bu gece beni defalarca kez aradı.) Öbür tarafında, karşı yakasında My sister lives just over the river. (Kız kardeşim nehrin karşı…

Düzenli Çalışmanın Gücü: Eğitim Sezonunda İngilizceyi Hızla Öğrenin Eğitim sezonu, yalnızca okula dönüş anlamına gelmiyor; kendini geliştirmek ve yeni hedefler koymak için de çok güçlü bir başlangıç noktası. Eğer bu dönem hedefiniz İngilizceyi hızla öğrenmek ise, doğru yerdesiniz. Çünkü dil öğrenmede mucize formül yok; ama bilimsel olarak bildiğimiz bir gerçek var: düzenli ve planlı çalışma, dağınık ve düzensiz çalışmadan her zaman daha etkili. Bu yazıda, eğitim sezonunu akıllıca kullanarak nasıl istikrarlı bir İngilizce çalışma düzeni…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!