sweet (sıfat) Tatlı There is no one who does not love her because she is a sweet person, she loves her very much.(Onu sevmeyen kimse yok çünkü o tatlı bir insan, herkes onu çok seviyor.) Everyone should have a sweet and friendly people in their life because such people make you feel good.(Herkesin hayatında tatlı ve güler yüzlü insanlar olmalı çünkü böyle insanlar kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor.) Student: What is the meaning of sweet?(Öğrenci: Sweet…

gam (isim) Balina avcılarının yaptıkları toplantı, denizde yapılan toplantı The meeting held by ancient whalers meeting at a port or on a ship is called “gam”. (Eski zamanlardaki balina avcılarının bir limanda ya da bir gemide buluşarak yaptıkları toplantıya “gam” denmektedir.) When my father was a sailor, he often attended gams. (Babam denizciyken sık sık balina avcılarının toplantılarına katılırdı.) (Argo) Kadın bacağı When a man saw a pair of gams, all his attention would be…

fair (isim) Panayır, fuar, festival I am so excited to go to the fair tonight.(Bu gece panayıra gitmek için çok heyecanlıyım.)Jacob said he will be at a fair this weekend.(Jacob bu haftasonu bir festivalde olacağını söyledi.)The children want to be at fair on this month.(Çocuklar bu ay fuarda olmak istiyor.)Our company has a great role in the upcoming fair. We all should be careful.(Önümüzdeki fuarda firmamızın büyük bir rolü var. Hepimiz dikkatli olmalıyız.) fair (sıfat)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!