break (fiil/isim) Kopmak, kırmak, bozmak, parçalamak He breaks every toy we buy for him, so we don’t buy any more toys.(Onun için aldığımız her oyuncağı kırıyor, bu yüzden artık ona oyuncak almıyoruz.) She was very upset when the chain of her favorite necklace broke.(En sevdiği kolyesinin zinciri koptuğunda çok üzüldü.) Once a heart is broken it is very difficult to compensate.(Bir kalp kırıldığında bunu telafi etmek çok zordur.) Student: What is the meaning of break?(Öğrenci:…

İngilizce sıfatlar, tıpkı Türkçede olduğu gibi isimlere nitelik ve nicelik kazandıran kelimelerdir. İngilizcede sıfatlar nitelik, belirtme ve iyelik olmak üzere üç ana grupta incelenir. İngilizcede sıfatlar, niteledikleri ismin tekillik/çoğulluk durumuna göre değişmezler. Örnek: This college has clever students. (Bu üniversitenin zeki öğrencileri var)              clever: zeki https://youtu.be/PFKpY-KYmDM İngilizce Niteleme Sıfatları Niteleme sıfatları nicelik olarak en kalabalık sıfatlar grubunu oluşturmaktadır. Türkçedeki gibi isme nitelik kazandırırlar ve ismin gerek somut gerekse soyut özelliklerini ifade ederler. Niteleme…

cut (fiil) Kesmek, biçmek, makas vurmak, doğramak I accidentally cut my hand yesterday while walking through the woods.(Dün ormanda yürürken kazara elimi kestim.) A master tailor knows very well where to cut the fabric.(Usta bir terzi, kumaşı nereden keseceğini çok iyi bilir.) Nature is dying every day with these cutted trees.(Doğa bu kesilmiş ağaçlarla beraber her gün ölüyor.) Tailors are using special cutting methods and using the scissors like an artist(Terziler özel kesme yöntemleri kullanıyor…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!