real (sıfat) Gerçek Those things that I saw were real. (Gördüğüm o şeyler gerçekti.) He is a real professional in butchery. (O kasaplıkta gerçek bir profesyonel.) This novel has been adapted from real experiences. (Bu roman gerçek tecrübelerden uyarlanmış.) This necklace is made of real emerald. (Bu kolye gerçek zümrütten yapılmış.) You should notice the real world. (Gerçek dünyanın farkına varmalısın.) Doğru dürüst Looks like the things you suffered from made you a real person.…

Focus Türkçe ne demek? focus (isim / fiil) odaklanmak, fokuslanmak, odaklamak, merkezlemek, odak, merkez I’m focused on something right now, can you please leave me alone?(Şu anda bir şeye odaklanıyorum, lütfen beni yalnız bırakır mısın?)Now we will focus on the matches going forward, we cannot be tied to the past.(Şimdi önümüzdeki maçlara odaklanacağız, geçmişe bağlı kalamayız.)I tried to focus on my exams, but my mind was full of questions about my parents divorcing process.(Sınavlarıma odaklanmaya…

look (fiil) Bakmak, aramak Let’s go and look at the ducks by the pond. (Hadi gidip göletin kıyısındaki kurbağalara bakalım.) I was looking for you everywhere! (Her yerde seni arıyordum!) Görünmek I think you look so beautiful in that dress. (Bence o elbise içinde çok güzel görünüyorsun.) He is trying to look brave but you can see tears in his eyes. (Cesur görünmeye çalışıyor ama gözlerindeki yaşları görebiliyorsun. Beklemek, ümit etmek I am looking forward…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!