dark (isim/sıfat) Kara, karanlık, koyu, belirsiz, izbe, ışıksız Come home before it gets dark, I need to talk to you about an important issue. (Hava kararmadan eve gel, seninle önemli bir konu hakkında konuşmalıyım.) When Alex disappeared in the forest, she was terrified of the dark and wild animals. (Alex ormanda kaybolduğunda karanlıktan ve vahşi hayvanlardan çok korkmuştu.) Dark clouds covered the sky, I guess it will rain. (Kara bulutlar gökyüzünü kapladı, sanırım yağmur yağacak.)…

sister (isim) Kız kardeş, bacı, abla My sister has a big farm upstate. (Ablamın taşrada büyük bir çiftliği var.) When I grow up, I want to work in my sister’s company. (Büyüdüğümde ablamın şirketinde çalışmak istiyorum.) Sophie’s sister is agressive but she still admires her. (Sophie’nin ablası çok agresif ama o hala ablasına hayran oluyor.) Hemşire, hastabakıcı, rahibe Tell me sister, will my brother survive? (Söyle bana hemşire, ağabeyim yaşayacak mı?) Florence Nightingale was a…

Press ne demek? press (fiil) basmak, bastırmak, baskı yapmak Don’t press every button you see. It might be dangerous.(Gördüğünüz her düğmeye basmayın. Tehlikeli olabilir.)Jeff pressed his face against the window of the bus.(Jeff yüzünü otobüsün penceresine bastırdı / dayadı.)Student: What is the meaning of press?(Öğrenci: Press ne demek?)Teacher: Press means to urge.(Öğretmen: Press zorlamak demektir.) baskı yapmak, zorlamak The police pressed him for more information.(Polis, daha fazla bilgi için ona baskı yaptı.) suyunu çıkarmak, ezmek Can…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!