paradise (isim) Cennet I knew that it wouldn’t end well when I realized I was in love with him, then I wept like the angels in paradise.(Ona aşık olduğumu anladığımda bunun iyi bitmeyeceğini biliyordum, sonra cennetteki melekler gibi ağladım.) When I was a kid, I thought this garden was paradise.(Küçükken bu bahçenin cennet olduğunu düşünürdüm.) Mountains and forests, according to Josephine, were paradise. He felt very happy in nature.(Dağlar ve ormanlar, Josephine’a göre cennetti. Doğada…

Lingusta ücretsiz İngilizce dersleri online, pratik ve öğretici Eğer İngilizce seviyenizi geliştirmek istiyor fakat yoğun olduğunuz için İngilizce dersleri ile ilgili çalışmaya zaman bulamıyorsanız, doğru yerdesiniz. Blogumuzda yer alan ücretsiz İngilizce dersleri online olarak istediğiniz zaman çalışmaya başlayabilirsiniz. Lingusta ile İngilizceyi nasıl öğrenebilirim diye düşünmeyin. Eş zamanlı olarak çalışabileceğiniz her iki tipte, metin ve işitsel tabanlı ücretsiz İngilizce dersleri online, pratik ve oldukça öğreticidir. Lingusta ücretsiz İngilizce dersleri online olarak hep yanınızda İstediğiniz yerde istediğiniz zaman İngilizce öğrenmek için…

other (sıfat) Öteki, başka, diğer In other words, it’s none of my business. So, I don’t care. (Başka bir deyişle, bunların hiçbiri beni ilgilendirmez. Yani, umurumda değil.) Why do you care what others think about you? (Neden diğerlerinin senin hakkında ne düşündüğünü önemsiyorsun?) Jonathan didn’t like the other children. That’s why he never played with them. (Jonathan öteki çocukları sevmedi. Bu yüzden onlarla hiç oynamadı.) Can we go to other place, please? I didn’t like…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Kasım Fırsatı Başladı! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Kasım Fırsatı Başladı! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!