premium (isim) İkramiye, prim Health care premiums have increased this year but it still isn’t enough. (Sağlık hizmetleri primleri bu yıl arttı ama yine de yeterli değil.) We can pay a premium for the best location for our new hotel. (Yeni otelimiz için en iyi konuma ikramiye ödeyebiliriz.) premium (sıfat) Yüksek kaliteli, ayrıcalıklı Astrid prefers to drink premium coffee. (Astrid yüksek kaliteli kahve içmeyi tercih ediyor.) Jake is a premium member of our society. (Jake,…

nude (sıfat) Çıplak Nude sunbathing is usually not allowed in beaches. (Çıplak güneşlenmek genelde plajlarda izin verilmez.) I think she is so brave for her nude poses we saw in a magazine. (Bir dergide gördüğümüz çıplak pozları için çok cesur olduğunu düşünüyorum.) nude (isim) Çıplak insan vücudu, çıplaklık, çıplak kimse I don’t feel comfortable seeing nude in the photograph exhibition. (Fotoğraf sergisinde çıplaklık görmek beni rahatsız ediyor.) Children shouldn’t see nude in TVs. (Çocuklar televizyonda…

Conjunctions yani Türkçe anlamıyla bağlaçlar, her dilde bulunan ve sözcükler, cümleler ve kalıplar arasında bağlantı kurarken kullanılan yapılardır. Türkçe’de kullanılırken geniş bir literatür sunan bağlaçlar, İngilizce kullanımında da size büyük bir çeşitlilik sunarken aynı zamanda İngilizce sınavlarında da oldukça etkili bir şekilde yardımcı olmakta ve alınacak puanı arttırabilmektedir. Zira bağlaç kullanımı, akademik dil öğrenimi ve gelişimi açısından oldukça elzemdir. Önemli İngilizce yeterlilik sınavları olan IELTS ve TOEFL gibi sınavlarda da gereken yerlerde doğru bağlaç kullanılması,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!