follow (fiil) Takip etmek, izlemek, peşinden gitmek I followed her but she noticed me. (Onu takip ettim fakat beni fark etti.) She thinks nobody is following her but she’s wrong. (Kimsenin onu takip etmediğini düşünüyor fakat yanılıyor.) Dinlemek, kavramak He answered every question correctly because he followed the lessons. (Her soruyu doğru cevapladı çünkü dersleri takip etti.) It was clear from his eyes that he followed me very carefully. (Beni dikkatle takip ettiği gözlerinden belliydi.)…

female (sıfat) Kadınsal, kadın cinsine özgü, dişi Female lions are the hunters of the entire clan while alpha male protects the clan. (Erkek aslanlar sürüyü korumakla görevliyken, dişi aslanlar sürünün avcılığını üstlenir.) I hate this floor of the faculty because female bathrooms are always crowded. (Fakültenin bu katından nefret ediyorum çünkü kadınlar tuvaleti her zaman kalabalık.) The university administration decided to ban trans students to use female bathrooms (Üniversite yönetimi trans öğrencilerin kadınlar tuvaletini kullanmasını…

Relative Clauses, İngilizcede birbiriyle ilişkili iki cümleyi bağlamak için kullanılan bir gramer kuralıdır. Bu konu ilk başta karışık gibi gözükse de iyi kavrandığı takdirde öğrenciye özellikle cümle kurma konusunda büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu kuralı uygulamak için kullanılan kelimelere Relative Pronoun denir. Relative Pronoun sözcükleri, “who, whose, when which, where, that” şeklinde sıralanabilir. Bu kelimelerin çeşitli kullanım alanları vardır ve kullanım alanları cümlenin anlamına göre farklılık gösterir. Bu derste Relative Pronounların hangi durumlarda nasıl kullanıldıklarını örneklerle…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!