live (fiil) Yaşamak, ikamet etmek, ömür geçirmek, naklen, zinde They live in a two-story, blue-colored detached house. (Onlar iki katlı, mavi renkte olan müstakil bir evde yaşıyorlar.) Did you know that tortoises can live up to 200 years old? (Kara kaplumbağalarının 200 yaşına kadar yaşayabildiklerini biliyor muydun?) live (sıfat) Canlı, canlı yayın It is necessary to be extremely careful in live animal markets due to the risk of infectious diseases. (Canlı hayvan pazarlarında bulaşıcı hastalık…

art (isim) Sanat, beceri, maharet, ustalık He is an art professor at Boston University(O, Boston Üniversitesi’nde sanat profesörüdür.) My father’s art collection is unique and very valuable.(Babamın sanat koleksiyonu eşsiz ve çok değerlidir.) Nobody understood Van Gogh’s art in his time, but he is now one of the most famous painters in the world.(Van Gogh’un sanatını kendi döneminde kimse anlamamıştı, ancak o artık dünyanın en ünlü ressamlarından biri.) Student: What is the meaning of art?(Öğrenci:…

İngilizce Öğrenmenin En Etkili Yolları: Hızla ve Verimli Dil Öğrenme Stratejileri İngilizce öğrenmek, globalleşen dünyada en önemli becerilerden biridir. Hem kariyerinizdeki fırsatları artırır hem de sosyal yaşamda daha geniş bir etkileşim alanı sağlar. Peki, İngilizce öğrenmek artık daha kolay ve verimli hale geldi. Bu yazıda, İngilizceyi hızla öğrenmek için kullanılan en etkili dil öğrenme yöntemlerini keşfedecek, konuşma pratiği ve günlük çalışma rutinleri ile nasıl ilerleyeceğinizi öğreneceksiniz. 1. Günlük Pratik: İngilizceyi Konuşarak Öğrenin Dil öğrenmenin en…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!