yummy (sıfat) Lezzetli, nefis, harika, çok çekici, tadı güzel When you go to the market, you should not fill your basket with yummy treats.(Markete gittiğinizde sepetinizi lezzetli ikramlarla doldurmamalısınız.) Mom, dinner looks great! When will we eat this yummy meal?(Anne, akşam yemeği harika gözüküyor! Ne zaman bu nefis yemeği yiyeceğiz?) The dish on your plate looks yummy, can I have a bite?(Tabağınızdaki yemek nefis görünüyor, bir ısırık alabilir miyim?) The Italian restaurant at the corner,…

Chill (isim) Soğukluk, serinlik Kelly was wearing a thick coat against a chill weather when it’s snowing.(Kelly kar yağıyorken, soğuk havaya karşı kalın bir ceket giyiyordu.) When we get back to Ankara it was so chill we couldn’t go anywhere.(Ankara’ya döndüğümüzde hava öyle soğuktu ki hiçbir yere gidemedik.) Student: What is the meaning of chill?(Öğrenci: Chill ne demek?)Teacher: Chill means cool.(Öğretmen: Chill serin demektir.) Üşüme, titreme New York was so cold. I felt chill when…

over (zarf) Üstüne, üzerine, üzerinde, üzerinden, aşkın, fazla There were over 500 participants at this year’s meeting. (Bu yılki toplantıda 500’ü aşkın katılımcı vardı.) My father jumped over the fence to enter the house. (Babam eve girmek için çitlerin üzerinden atladı.) Üst üste, art arda, sürekli Alice called me over and over tonight. (Alice bu gece beni defalarca kez aradı.) Öbür tarafında, karşı yakasında My sister lives just over the river. (Kız kardeşim nehrin karşı…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Şubat Ayına Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Şubat Ayına Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!