poser (isim) Poz veren kişi, model She is such a poser, look how she smiles to the cameras. (O tam bir poz veren, baksana kameralara nasıl da bakıyor.) Brad Pitt is a complete poser, he is looking good on TV. (Brad Pitt tam bir model, o televizonda çok iyi görünüyor) Yapmacık, şovmen, numaracı The definition of a poser is a person who pretends to be someone he is not, or a person who attempts to…

Ana dilimiz Türkçeyle birçok anlamda farklılık gösteren İngilizcede saatler de farklı şekillerde belirtilmektedir. AM ve PM kullanımı belirtmek istediğimiz saati daha rahat ifade etmemiz sağlar. Bu anlamda iki farklı zaman dilimi kullanılan İngilizcede bizde tam bir 24 saatle ifade edilen gün; 12’şer saatlik iki farklı yarıya bölünmüştür. https://youtu.be/r08k3DnHRXw Örneğin saat akşam 9’dan bahsederken 21.00 gibi bir kullanım İngilizcede yanlış olacaktır. Sabah 9’u akşam 9’dan ayırırken bu noktada devreye “AM’’ ve “PM’’ kalıpları girmektedir. Gerek günlük…

null (sıfat) Hükümsüz, geçersiz The contract was declared null. (Sözleşme geçersiz ilan edildi.) The elections should be null. (Seçimler geçersiz olmalı.) İşe yaramaz, değersiz, önemsiz This marriage was null for him. (Bu evlilik onun için değersizdi.) null (isim) Sıfır No matter how many times we calculated, the result was always null. (Kaç kere hesaplamamıza rağmen sonuç hep sıfırdı.) null (fiil) Geçersiz kılmak, iptal etmek After she learned her husband cheated on her, she decided to…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!