nude (sıfat) Çıplak Nude sunbathing is usually not allowed in beaches. (Çıplak güneşlenmek genelde plajlarda izin verilmez.) I think she is so brave for her nude poses we saw in a magazine. (Bir dergide gördüğümüz çıplak pozları için çok cesur olduğunu düşünüyorum.) nude (isim) Çıplak insan vücudu, çıplaklık, çıplak kimse I don’t feel comfortable seeing nude in the photograph exhibition. (Fotoğraf sergisinde çıplaklık görmek beni rahatsız ediyor.) Children shouldn’t see nude in TVs. (Çocuklar televizyonda…

yummy (sıfat) Lezzetli, nefis, harika, çok çekici, tadı güzel When you go to the market, you should not fill your basket with yummy treats.(Markete gittiğinizde sepetinizi lezzetli ikramlarla doldurmamalısınız.) Mom, dinner looks great! When will we eat this yummy meal?(Anne, akşam yemeği harika gözüküyor! Ne zaman bu nefis yemeği yiyeceğiz?) The dish on your plate looks yummy, can I have a bite?(Tabağınızdaki yemek nefis görünüyor, bir ısırık alabilir miyim?) The Italian restaurant at the corner,…

love (isim) Sevda, aşk, sevgi Love is not a game, so don’t you ever try to play with somebody’s heart.(Aşk bir oyun değildir bu yüzden asla birinin kalbiyle oynamaya çalışma.) Samuel thinks that friendship is more important than love.(Samuel arkadaşlığın aşktan daha önemli olduğunu düşünür.) Sevgili, yar I like to call my boyfriend ‘’love’’.(Erkek arkadaşıma ‘’sevgilim’’ diye hitap etmeyi severim.) Student: What is the meaning of love?(Öğrenci: Love ne demek?)Teacher: Love means valentine.(Öğretmen: Love sevgili…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!