trend (isim)

  1. Akım, moda
  • Hot colours is the new trend in fashion.

(Sıcak renkler şimdi yeni moda.)

  • The new trends in public health had shown up after the pandemic.

(Pandemiden sonra halk sağlığı alanında yeni akımlar ortaya çıkmaya başladı.)

  • Posting childhood photos became a new trend in social media.

(Çocukluk fotoğraflarını paylaşmak sosyal medyada yeni bir trend haline geldi.)

  1. Yönelim, meyil
  • The trend of the valley reach out toward the coastline.

(Vadinin yönelimi sahil şeridine kadar uzanmaktadır.)

trend (ekonomi)

  1. İndeks, eğilim
  • The oil prices are in an increasing trend.

(Petrol fiyatları yükselme eğiliminde.)

trend (fiil)

  1. Eğilim göstermek
  • Opinions of Europeans are trending to shift to the right wing.

(Avrupalıların siyasi görüşleri sağ kanada kayma eğilimi gösteriyor.)

  • The oil prices are trending an increase.

(Petrol fiyatları yükselme eğilimi gösteriyor.)

  1. Meyletmek
  • The valley trends towards the coastline.

(Vadi kıyı şeridine doğru meyletmektedir.)

Trend İçin Eş Anlamlı Kelimeler

  • Direction
  • Drift
  • Tendency
  • Buzz
  • Incline
  • Tend

Akıcı İngilizce Konuşmaya Hazır Mısın? 3 Ayda İngilizce Öğren!
57 SAATTE AKICI İNGİLİZCE