boss (isim) Patron, işveren Hey James,I want to introduce you my new boss, James Smith. (Selam James, seni yeni işverenim James Smith’le tanıştırmak isterim.) You are not the boss, so stop acting like that. (Sen patron değilsin, bu yüzden böyle davranmayı bırak.) I hope my boss won’t get mad at me for being late. (Umarım geç kaldığım için patronum bana kızmaz.) boss (fiil) Patronluk yapmak, otoriter olmak, yönetmek Can you stop bossing me around? I…

really (zarf) Gerçekten, hakikaten, cidden I went to the hospital and it was really crowded. Public health is not good at all. (Hastaneye gittim ve gerçekten kalabalıktı. Halk sağlığı hiç iyi durumda değil.) I made a turkey sandwich yesterday with an avocado and sweet onion sauce and it was really delicious. (Dün avokado ve tatlı soğan sosuyla bir hindili sandviç yaptım ve hakikaten çok lezzetli oldu.) The girl I met in the librarywas really pretty…

Evet arkadaşlar bugün sizlere İngilizce’nin temel taşlarından birisi olan Simple Past Tense yani Türkçedeki geçmiş zamanı anlatacağız. Simple Past Tense İngilizce öğrenmek isteyenlerin mutlaka çok iyi bilmesi gereken konulardan birisidir. Çünkü geçmiş zamanla ilgili konuşmaların nerdeyse hepsinde Simple Past Tense’i kullanırız. Bu konuyu öğrenmek için belirli başlı kuralları kafanızda oturtmanız gerekir. Bu kurallara dikkat ettiğiniz sürece İngilizce geçmiş zamanı iyice kavrayıp doğru cümleler kurabilirsiniz. Şimdi Simple Past Tense konu anlatımını örnekler vererek açıklayalım. Kuralları tek…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!