female (sıfat) Kadınsal, kadın cinsine özgü, dişi Female lions are the hunters of the entire clan while alpha male protects the clan. (Erkek aslanlar sürüyü korumakla görevliyken, dişi aslanlar sürünün avcılığını üstlenir.) I hate this floor of the faculty because female bathrooms are always crowded. (Fakültenin bu katından nefret ediyorum çünkü kadınlar tuvaleti her zaman kalabalık.) The university administration decided to ban trans students to use female bathrooms (Üniversite yönetimi trans öğrencilerin kadınlar tuvaletini kullanmasını…

private (sıfat) Mahrem, özel, kişisel Eric knocked the door while we were having a private conversation. (Biz kişisel bir konuşma yaparken Eric kapıyı tıklattı.) This is private property. You can’t walk in whenever you want. (Bu özel bir mülk. Canın her istediğinde gelemezsin.) If you hunt on private land without permission again, I will call the police. (Eğer özel bölgede izin olmadan bir daha avlanırsanız, polisi ararım.) You shouldn’t stare at people’s private parts, it’s…

remove (fiil) Kaldırmak, sökmek, çıkarmak Dylan removed his jacket and put it on the couch. (Dylan ceketini çıkartıp koltuğa koydu.) You should carefully remove your bandage. (Sargını yavaşça çıkarmalısın.) She yelled him to remove his hand. (Elini kaldırması için bağırdı.) Ortadan kaldırmak, sona erdirmek Please clean the kitchen after you remove the plants. (Lütfen bitkileri ortadan kaldırdıktan sonra mutfağı temizle.) The show was removed after last night’s episode. (Dün geceki bölümden sonra dizi sona erdirildi.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!