alone (sıfat) Yalnız, kimsesiz I was alone in the dark street and it was very frightening. (Karanlık sokakta tek başımaydım ve bu çok korkutucuydu.) It’s sad to see him so alone in that crowded friend group. (Onu o kalabalık arkadaş grubunda bu kadar yalnız görmek üzücü.) You can sit because I don’t want to eat alone tonight. (Oturabilirsin çünkü bu akşam yalnız yemek istemiyorum.) Rakipsiz She was alone in the Statistics class in almost the…

Would; İngilizcede oldukça sık kullanılan yardımcı fiillerden biri olan (auxiliary verb) “Will” ifadesinin geçmiş zaman halidir. Would’un kelime anlamları birden fazladır ve bunlar “bir talepte bulunmak, istemek, sormak” olarak sıralanabilir. Çeşitli kullanımları olan would’un cümle yapısına ve yanına gelen kelimelere göre anlamı değişmektedir. Would kelimesinin kullanım amaçlarına geçmeden önce, ingilizce cümle kurma dersimizi okuyarak cümle türlerine göre would kullanımlarını daha iyi anlayabilirsiniz. Would Kullanım Alanları Would’un çokça kullanım alanı bulunmaktadır. Bunlara kısaca örnek verecek olursak,…

always (zarf) Hep, her zaman, daima My mom has always taken care of us. (Annem hep bize baktı.) I always pictured myself living away from the city. (Kendimi her zaman şehirden uzakta yaşarken hayal ettim.) Jack’s grandmother said to him “Be always honest.”. (Jack’in babaannesi, ona “Her zaman dürüst ol.” dedi.) Is this place always like this? (Bu mekan her zaman böyle midir?) Amy always liked living on the edge. (Amy hep sınırlarda yaşamayı sevdi.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!