live (fiil) Yaşamak, ikamet etmek, ömür geçirmek, naklen, zinde They live in a two-story, blue-colored detached house. (Onlar iki katlı, mavi renkte olan müstakil bir evde yaşıyorlar.) Did you know that tortoises can live up to 200 years old? (Kara kaplumbağalarının 200 yaşına kadar yaşayabildiklerini biliyor muydun?) live (sıfat) Canlı, canlı yayın It is necessary to be extremely careful in live animal markets due to the risk of infectious diseases. (Canlı hayvan pazarlarında bulaşıcı hastalık…

Nature Türkçe ne demek? nature (isim) doğa, tabiat I go to hiking with my girlfriend almost every month because we love being in nature(Neredeyse her ay kız arkadaşımla doğa yürüyüşüne çıkıyoruz çünkü doğada olmayı çok seviyoruz.) My wife just found an hotel where is the middle of the Finland’s nature.(Karım Finlandiya doğasının göbeğinde bulunan bir otel buldu.) I think the most beautiful thing about Switzerland is its nature.(Bence İsviçre ile ilgili en güzel şey oranın…

GM (Good Morning) (ünlem) Günaydın, iyi Sabahlar Good morning Mr. Brown, did you sleep well last nigth? (Günaydın Bay Brown, dün gece iyi uyuyabildiniz mi?) She text me “gm” but I didn’t understand it. I researched it and realized that it means “good morning”. (O bana “gm” diye mesaj attığında ne demek istediğini anlamadım ve araştırdım. Ve görünen o ki “Günaydın” demekmiş.) Good morning my dear friend, were you sleeping? (Günaydın sevgili arkadaşım, hala uyuyor…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!