great (sıfat) Harika, müthiş, mükemmel I had a great history teacher back in highschool. (Lisede harika bir tarih öğretmenim vardı.) You are the greatest mother of the world. (Sen dünyanın en mükemmel annesisin.) I hope we will make a great profit this year. (Bu yıl müthiş bir kâr elde edeceğimizi umuyorum.) Büyük, fazla, çok There are two types of crates in garage, the small ones and the great ones (Garajda küçük ve büyük olmak üzere…

İngilizce temel bilgilerinde nereden geldiğiniz, nereli olduğunuz gibi bilgileri söylemek ve bunları sormak kendinizi tanıtırken oldukça önemlidir. Özellikle İngilizce ülkeler ve milletler konusunda kendinizi ifade edebilmek için doğru soru kalıplarını ve cevapları bilmenizde fayda olacaktır. Herhangi bir ülkeye gittiğinizde ülke ve milliyet sormak için ilk olarak “from” ifadesine yoğunlaşmak gerekmektedir. From, tek başına kullanıldığında -den/-dan anlamı vermektedir. Ancak milliyet ve ülke sorularında ise zorunlu bir kullanımı söz konusudur. İngilizce Ülkeler ve Milletler Nasıl Sorulur? İngilizce…

casual (sıfat) Raslantısal, rastgele, tesadüfî Today, I attended a casual meeting which I hadn’t got any preparations. (Bugün hiç hazırlığımın olmadığı ve rastgele gerçekleşen bir toplantıya katıldım.) Gündelik (iş) After six months of unemployment, finally I could found a casual job in a restaurant. (Altı ay boyunca süren bir işsizlik sonrasında, sonunda bir lokantada gündelik bir iş bulabildim. Günlük (giysi) Most of the time I like to wear casual clothes. (Çoğu zaman günlük kıyafetler giymeyi…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!