daddy (isim) Baba, babacığım I don’t know why I thought that everything would be okay when daddy came. (Babam geldiğinde neden her şeyin yoluna gireceğini düşündüğümü bilmiyorum.) Daddy says I look just like mommy. (Babacığım tıpkı anneciğime benzediğimi söylüyor.) Lessie needs to ask for permission from her daddy before going out. (Lessie’nin dışarı çıkmadan önce babasından izin istemesi gerekir.) The little girl was crying because her daddy went to job. (Küçük kız, babası işe gittiği…

Dijital Eğitim Pazarı 2025: Bilimsel Temelli Dil Öğrenme Yöntemleri ve Lingusta’nın Yeri Dil öğrenme süreci, yıllar içinde büyük bir değişim geçirdi. Özellikle dijital eğitim pazarı, yeni metodolojiler ve bilimsel temelli yaklaşımlar ile her geçen yıl daha etkili ve verimli hale geliyor. 2025 yılı itibarıyla, dil öğrenme trendleri, beyin temelli öğrenme yöntemleri ve konuşarak öğrenme gibi bilimsel araştırmalarla desteklenen içeriklerle şekilleniyor. Peki, dijital eğitim pazarı hangi yeni fırsatlarla büyümeye devam ediyor ve Lingusta bu pazarda nasıl…

alone (sıfat) Yalnız, kimsesiz I was alone in the dark street and it was very frightening. (Karanlık sokakta tek başımaydım ve bu çok korkutucuydu.) It’s sad to see him so alone in that crowded friend group. (Onu o kalabalık arkadaş grubunda bu kadar yalnız görmek üzücü.) You can sit because I don’t want to eat alone tonight. (Oturabilirsin çünkü bu akşam yalnız yemek istemiyorum.) Rakipsiz She was alone in the Statistics class in almost the…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

SON GÜN! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
SON GÜN! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!