forever (zarf) Daima, ilelebet, ebediyen, sonsuza kadar, sonsuza dek, her zaman Human beings can not live forever.(İnsanlar sonsuza kadar yaşayamaz.) Susan and Jim are going to be best friends forever.(Susan ve Jim sonsuza dek en yakın arkadaş olarak kalacaklar.) Jane told her only secret to Sean and Sean promised her to keep his secret forever.(Jane, Sean’a tek sırrını söyledi, Sean ise Jean’in sırrını ilelebet saklayacağına söz verdi.) If you don’t want to lose him forever,…

like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek şeydir.) I like eating junk foods while watching movies and TV series. (Dizi veya film izlerken abur cubur yemek hoşuna gidiyor.) This flower doesn’t like too much water so don’t water it too often. (Bu çiçek çok suyu sevmez bu yüzden onu çok sık sulamazsan iyi olur.) İstemek (would ile birlikte kullanıldığında) Would you like…

Nail Türkçe ne demek? nail (isim) tırnak My nails are very neglected so I will go to the hairdresser.(Tırnaklarım çok bakımsız olduğu için kuaföre gideceğim.) Because of I play the violin, I always have to keep my nails short.(Keman çaldığım için tırnaklarımı her zaman kısa tutmak zorundayım.) Because her nails are so long, I’m afraid she’ll take your eye out.(Tırnakları çok uzun olduğu için, gece gözünü çıkaracak diye korkuyorum.) çivi A nail stuck in the…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!