true (sıfat/fiil/isim) Hakiki, gerçek, doğru, doğrultmak, nihai gerçeklik, meşru To tell you the truth, he doesn’t want to be friends with you.(Doğrusunu söylemek gerekirse, seninle arkadaş olmak istemiyor.) In the story of the lying shepherd, even if the Shepherd told the truth for the last time, no one believed that he was telling the truth because of his previous lies.(Yalancı çoban hikâyesinde, çoban son kez doğruyu söylese bile, önceki yalanlarından dolayı doğruyu söylediğine kimse inanmıyordu.)…

art (isim) Sanat, beceri, maharet, ustalık He is an art professor at Boston University(O, Boston Üniversitesi’nde sanat profesörüdür.) My father’s art collection is unique and very valuable.(Babamın sanat koleksiyonu eşsiz ve çok değerlidir.) Nobody understood Van Gogh’s art in his time, but he is now one of the most famous painters in the world.(Van Gogh’un sanatını kendi döneminde kimse anlamamıştı, ancak o artık dünyanın en ünlü ressamlarından biri.) Student: What is the meaning of art?(Öğrenci:…

İngilizce kendini tanıtma aşamalarından birisi de İngilizce aile ve İngilizce aile bireyleri hakkında bilgi sahibi olmaktır. Bir dili öğrenirken kendini ve aile üyelerini tanıtmak özellikle başlangıç aşamasında önemli bir rol almaktadır. Türk aile yapısı ile birebir örtüşmese de İngilizce olarak aile üyelerimizi rahatça belirtmek ve tanıtmak için sizin için hazırladığımız yazıya göz atabilirsiniz. Mother: AnneFather: BabaSister: Kız kardeşBrother: Erkek kardeşGrandmother: Nine (Anneanne – Babaanne)Grandfather: DedeGreat grandmother: Büyük nineGreat grandfather: Büyük dedeAunt: Teyze – Hala -…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!