trap (isim/fiil) Kapan, tuzak, set çekmek, aldatmak, pusuya düşürmek, ağız, oyuna getirmek, sifon, darağacı We set up traps in various parts of the house to catch mice.(Fare yakalamak için evin çeşitli yerlerine kapan kurduk.) The reason they went bankrupt was because they were stuck in a huge debt trap.(Onların iflas etmiş olmalarının sebebi büyük bir borç batağına saplanmış olmalarıydı.) That boy was so smart he had a mind sharp as a steel trap.(O çocuk o…

PC (isim) Kişiye özel bilgisayar (personal computer) I don’t have a powerful PC but it is very useful for me. (Çok güçlü bir kişisel bilgisayarım yok ancak benim için gayet kullanışlı.) My daughter passed the university exam so it is time to buy a PC for her. (Kızım üniversite sınavını geçti yani şimdi ona bir kişisel bilgisayar alma zamanı.) There are many PCs in our highschool library. (Lisemizin kütüphanesinde bir sürü kişisel bilgisayar mevcuttur.) The…

always (zarf) Hep, her zaman, daima My mom has always taken care of us. (Annem hep bize baktı.) I always pictured myself living away from the city. (Kendimi her zaman şehirden uzakta yaşarken hayal ettim.) Jack’s grandmother said to him “Be always honest.”. (Jack’in babaannesi, ona “Her zaman dürüst ol.” dedi.) Is this place always like this? (Bu mekan her zaman böyle midir?) Amy always liked living on the edge. (Amy hep sınırlarda yaşamayı sevdi.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!