Rare Türkçe ne demek? rare (sıfat) nadir, eşsiz, benzersiz Even among the prize-winning roses, this one is a rare beauty.(Ödüllü güller arasında bile bu gül nadir bir güzelliğe sahip.) Rare specialty wools, such as cashmere, prized for their fineness, lightness and exceptional warmth.(Kaşmir gibi nadir özelliklere sahip yünler, incelikleri, hafiflikleri ve olağanüstü sıcaklıklarıyla çok değerlidirler.) The table was decorated with rare and beautiful plants and flowers.(Masa, nadir ve güzel bitkiler ve çiçeklerle süslenmişti.) I have…

live (fiil) Yaşamak, ikamet etmek, ömür geçirmek, naklen, zinde They live in a two-story, blue-colored detached house. (Onlar iki katlı, mavi renkte olan müstakil bir evde yaşıyorlar.) Did you know that tortoises can live up to 200 years old? (Kara kaplumbağalarının 200 yaşına kadar yaşayabildiklerini biliyor muydun?) live (sıfat) Canlı, canlı yayın It is necessary to be extremely careful in live animal markets due to the risk of infectious diseases. (Canlı hayvan pazarlarında bulaşıcı hastalık…

boss (isim) Patron, işveren Hey James,I want to introduce you my new boss, James Smith. (Selam James, seni yeni işverenim James Smith’le tanıştırmak isterim.) You are not the boss, so stop acting like that. (Sen patron değilsin, bu yüzden böyle davranmayı bırak.) I hope my boss won’t get mad at me for being late. (Umarım geç kaldığım için patronum bana kızmaz.) boss (fiil) Patronluk yapmak, otoriter olmak, yönetmek Can you stop bossing me around? I…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!