loser (isim) Kaybeden kişi, mağlup Our high school football team is always a loser this year. (Bu sene lise futbol takımımız hep kaybeden oluyor.) I think the president will be the loser on the next elections. (Bence başkan gelecek seçimde kaybeden bir kişi olacak.) Ezik kimse, başarısız kimse, beceriksiz kimse Don’t waste your time with that loser, you should break up with him. (O ezikle vaktini kaybetme, ondan ayrılmalısın.) I was a loser in highschool…

really (zarf) Gerçekten, hakikaten, cidden I went to the hospital and it was really crowded. Public health is not good at all. (Hastaneye gittim ve gerçekten kalabalıktı. Halk sağlığı hiç iyi durumda değil.) I made a turkey sandwich yesterday with an avocado and sweet onion sauce and it was really delicious. (Dün avokado ve tatlı soğan sosuyla bir hindili sandviç yaptım ve hakikaten çok lezzetli oldu.) The girl I met in the librarywas really pretty…

İngilizce organlar resimleri ve örnekleri ile İngilizce olarak vücudun farklı bölümlerini bu yazımızda sizler için hazırladık. İngilizce kelime dağarcığınızı artırmak için vücut organlarının adlarını öğrenin. Örneğin, İngilizce konuşulan bir ülkede olduğunuzu ve bir doktora görünmeniz gerektiğini hayal edin. Konuşmanız gereken en önemli şeylerden biri, problemin vücudunuzun neresinde olduğu olacaktır. Bu nedenle, farklı organlarınızın veya problem hissettiğiniz organın adını İngilizce olarak doktora doğru bir şekilde söylemeniz çok önemlidir. Bu sadece tıbbi bir durumda değil, aynı zamanda…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!