snob (isim, sıfat) Züppe, burnu havada kimse, snop She was living in a snob neighboorhood for a long time, she decided to move.(Uzun zamandır züppe bir mahallede yaşıyordu, taşınmaya karar verdi.) He always thinks that being a snob is a cool thing.(O her zaman burnu havada olmanın havalı bir şey olduğunu sanır.) The way their family act is so snob.(Onların ailesinin davranış tarzı çok burnu havada.) Jim tells he hates snob people. But his best…

İngilizce dili, dünyanın her yerinde konuşulan, birçok farklı coğrafyadan insanın iletişim kurmasını sağlayan, diğer bir adıyla “lingua franca” (ortak dil) olarak nitelendirilen bir dildir. İngilizce birçok farklı kültürde ve ülkede konuşulan bir dil olarak aslında kendi içerisinde çok büyük bir birikime sahiptir. İşte İngilizce dilini özel kılan hususlardan bir tanesi de dilin zengin bir kullanım şeklinin bulunmasıdır. Bu zengin kullanımlardan en bilineni ise deyimlerdir (idioms). İngilizce deyimler ile ilgili bir bilgi verelim. Deyimler, Türkçede olduğu…

Believe Türkçe ne demek? believe (fiil) inanmak, kanmak, inancı olmak, yemek, sanmak, zannetmek If you don’t believe my excuse, then listen the voicemail that I lefted at your machine 2 days ago.(Mazeretime inanmıyorsan, 2 gün önce çağrı cihazına bıraktığım sesli mesajı dinle.) When you truly believe something, there are no difficulties and glitches that can stop you.(Bir şeye gerçekten inandığınızda, sizi durdurabilecek zorluklar ve aksaklıklar yoktur.) I really believed the lie that he went on…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!