norm (isim) Kaide, düstur, kural Sometimes, some people’s life styles don’t fit with the society’s norms. (Bazen bazı insanların hayat tarzları toplumun kaidelerine uymaz.) Some Jewish, Christian and Muslim people have very strict norms. (Bazı Yahudi, Hristiyan ve Müslüman insanların oldukça katı kuralları vardır.) Journalism norms have been broken commonly in these days. (Gazetecilik kaideleri bugünlerde oldukça sıklıkla çiğneniyor.) The norms of this tribe are very interesting. (Bu kabilenin kuralları oldukça ilginç.) Standard, model Universal…

fine (sıfat) İyi, hoş At first I thought she was a fine person but then I realized that she is very selfish about everything and she makes fun of people. (İlk başta onun iyi bir insan olduğunu düşündüm, ama daha sonra onun her şeyde çok bencil olduğunu ve insanlarla dalga geçtiğini fark ettim.) Although he had a very serious accident, his condition was fine. (Çok ciddi bir kaza geçirmesine rağmen durumu iyiydi.) She is a…

Spot Türkçe ne demek? spot (isim/fiil) leke, benek, nokta, sivilce, reklam, peşin Did you saw my old bag? It was a green bag, with a red spot on it.(Eski çantamı gördün mü? Üzerinde kırmızı nokta olan yeşil bir çantaydı.) There is always a spot on my glasses and it drives me crazy.(Gözlüklerimde her zaman bir leke oluyor ve bu beni deli ediyor.) fark etmek, görmek, ayırt etmek, saçmak, atamak, yerini saptamak I spotted Carl came…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!