idealist (isim) İdealist, mefkureci, ülkücü An idealist must be capable of facing the results of his/her actions. (Bir idealist, yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşebilir olmalıdır.) The idealists gained power in the party after the congress. (Kongre’den sonra idealistler partide güç kazandı.) Diligence is the most important character trait in the eyes of an idealist. (Çalışkanlık bir idealistin gözünde en önemli karakter özelliğidir.) Plato is the most important thinker of idealist philosophy. (Plato idealist felsefenin en önemli düşünürüdür.)…

yes (zarf) Evet (onaylamak, anlaşmaya varmak) Do you agree with me? – Yes, I agree. (Bana katılıyor musun?) – Evet, katılıyorum. Evet (bir karşıtlığı tasdiklemek) Don’t go that way. – Yes, I will. (O taraftan gitme. – Evet gideceğim.) Evet (seslenişe cevap vermek) Excuse me? – Yes mam. (Pardon bakar mısınız? – Evet hanımefendi.) Evet (kabul oyu ) *aye kelimesi de kullanılır hay hay, elbette Do you want go to lunch with me? – Yes…

always (zarf) Hep, her zaman, daima My mom has always taken care of us. (Annem hep bize baktı.) I always pictured myself living away from the city. (Kendimi her zaman şehirden uzakta yaşarken hayal ettim.) Jack’s grandmother said to him “Be always honest.”. (Jack’in babaannesi, ona “Her zaman dürüst ol.” dedi.) Is this place always like this? (Bu mekan her zaman böyle midir?) Amy always liked living on the edge. (Amy hep sınırlarda yaşamayı sevdi.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!