dry (sıfat) Kuru, susuz I will give my suit to a dry cleaner, I haven’t cleaned that for 2 years. (Takım elbisemi kuru temizlemeye vermem lazım, onu 2 senedir temizlemedim.) Keep your hands dry and don’t let them slide. (Ellerinizi kuru tutun ve onların elinizden kaymasına izin vermeyin.) Kurak, çorak Who can say that these dry lands were a slice of heaven in the past. (Bu kurak bölgenin bir zamanlar cennetten bir köşe olduğunu kim…

book (fiil) Ayırtmak, rezervasyon yaptırmak I booked a dinner for both of us at the best restaurant in the city. (Şehrin en iyi restoranında ikimiz için bir akşam yemeği rezervasyonu yaptırdım.) I booked that shoe I wanted 3 months ago. (İstediğim o ayakkabıyı 3 ay önce ayırttım.) book (isim) Kitap, defter Clair is excitedly reading her new book in her room, I think it’s a page-turner. (Clair odasında heyecanla yeni kitabını okuyor, sanırım kitap çok…

Küçük İngilizce diyaloglar aslında “küçük” değildir. Hava durumu gibi basit bir şey hakkında sohbet edebilmek önemli görünmeyebilir, ancak bir dil öğreniyorsanız sahip olmanız gereken temel bir beceridir. Gün içinde ana dilinizde kaç kez diyaloga girdiğinizi düşünün. İngilizce diyalog kurmak size şu konularda yardımcı olabilir: Garip sessizliklerden kaçınmaYeni birini kolayca tanımaDaha dostça görünmeTanıdıklarınız ve iş arkadaşlarınızla daha yakın olmaAna dili İngilizce olan birine daha çok benzeme Siz ve bir kişi (veya birkaç) başka bir yerde toplandığınızda,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
Sevgililer Gününe Özel İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!