junior (isim) Küçük, iki şeyden küçüğü, çocuk, kıdemsiz I have 2 sons. The junior one is 12 and the older one is 18 years old. (Benim 2 oğlum var. Küçük olan 12, büyük olan ise 18 yaşında.) John is one of the junior partners in our law firm. (John, hukuk şirketimizin kıdemsiz ortaklarından biridir.) When Sarah was in high school, she was playing basketball in the junior league. (Sarah lisedeyken küçükler liginde basketbol oynuyordu.) Junior…

Bugün sizlere belki de herkesin İngilizce’ye başlarken ilk öğrendiği gramer konusu olan “Simple Present Tense” konusunu anlatacağız. Türkçedeki geniş zamana tekabül eden bu zaman, her şeyin temelidir. Hadi gelin bu gramer konusuna detaylı bir göz atalım ve hem eğlenceli hem öğretici hem de bol örnekli yazımıza başlayalım. Simple Present Tense ile basitçe cümleler türetebiliriz. Belki de bu yüzden bize ilk öğretilen İngilizce zaman konusu budur. Sadece özne ve yüklem ile başarılı bir şekilde konuşabilirsiniz. Mesela…

Baby ne demek? baby (isim) bebek The baby is just learning to sit up, so be careful.(Bebek oturmayı yeni öğreniyor, yani dikkatli ol.)The baby was asleep in her cradle, and he must not make a noise and waken her.(Bebek beşiğinde uyuyordu ve ses çıkarmamalı ve onu uyandırmamalıdır.)How could anyone love the baby the way she could?(Kim bebeği onun sevdiği kadar sevebilirdi ki?)Student: What does baby means?(Öğrenci: Baby ne demek?)Teacher: Baby means babe.(Öğretmen: Baby bebek demektir.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!