Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan
İngilizce

Evde İngilizce Çalışma Programı: Sıfırdan Başlayanlara Hafta Hafta Plan

Sıfırdan başlayanlar için evde uygulanabilir İngilizce çalışma programı: günlük 30 dakikalık düzen, haftalık tablo, aşama aşama yol haritası ve aksatınca ne yapılacağı.

Devamını Oku
40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber
İngilizce

40 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenilir mi? Yetişkinler İçin Gerçekçi Rehber

30, 40 ya da 50 yaşından sonra İngilizce öğrenilir mi? Yaşın gerçekten neyi değiştirdiği, sık yapılan 5 hata ve dolu bir hayata sığan çalışma düzeni.

Devamını Oku
Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?
İngilizce

Online İngilizce Kursu mu, Yüz Yüze Kurs mu? Nasıl Seçilir?

Online kurs, yüz yüze kurs, özel ders ve kendi hızında program yan yana. Konuşma süresi, toplam maliyet ve kayıttan önce sorman gereken 7 soru.

Devamını Oku

Believe Türkçe ne demek? believe (fiil) inanmak, kanmak, inancı olmak, yemek, sanmak, zannetmek If you don’t believe my excuse, then listen the voicemail that I lefted at your machine 2 days ago.(Mazeretime inanmıyorsan, 2 gün önce çağrı cihazına bıraktığım sesli mesajı dinle.) When you truly believe something, there are no difficulties and glitches that can stop you.(Bir şeye gerçekten inandığınızda, sizi durdurabilecek zorluklar ve aksaklıklar yoktur.) I really believed the lie that he went on…

İngilizce dil bilgisi ve kullanımı içerisinde bazı kalıplaşmış cümle yapıları yer almaktadır. Bir şeye sahip olduğunuzu belirtmek istediğinizde “have” kalıbı ile cümleler kurarken, bir şeyin var olduğunu belli etmek için “there is/there are” kullanımı yapılmaktadır. Konuyu anlayabilmeniz için ilk olarak kelime anlamının doğru bir şekilde oturması gerekmektedir. Herhangi bir şey için var anlamında bir cümle kurmak istediğinizde there is ya da there are kalıbını kullanmanız gerekmektedir. Sizler için hazırladığımız bu yazımızda, İngilizce gramatik yapıyı, soru…

sorry (sıfat) Üzgün, pişman, üzüntülü I am very sorry to hear that you are moving to Boston. (Boston’a taşındığını duyduğuma üzüldüm.) She was very sorry about her grandfather’s funeral. (O, büyükbabasının cenazesinden dolayı çok üzgündü.) Peter failed the exam, I am sorry about his result. (Peter sınavdan geçemedi, onun sınav sonuçlarına üzüldüm.) İzin isteme, ricada bulunma Sorry, may I enter the class? (Pardon, sınıfa girebilir miyim?) Sorry, can you give me tissue? (Kusura bakmayın, bana…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar