partner (isim) Eş, ortak, arkadaş, şerik, paydaş, işbirlikçi Alan’s partner will not be with us tonight as she is very sick. (Alan’ın eşi, çok hasta olduğu için bu gece bizimle olamayacak.) Being your partner, you know that I have the authority to manage this company as much as you do, right? (Ortağın olarak, bu firmada seninle aynı oranda yönetim yetkisine sahip olduğumu biliyorsun değil mi?) The partners meeting to be held this week will determine…

future (isim) Gelecek People who want to have a good job in the future should work hard without giving up.(Gelecekte iyi bir meslek sahibi olmak isteyen insanlar pes etmeden çok çalışmalılar.) I can’t live these ages well because I think too much about the past and the future.(Geçmiş ve gelecek hakkında çok fazla düşündüğüm için bu yaşlarımı iyi yaşayamıyorum.) I want to be an architect in the future so I decided to prepare for the…

Ezberliyorsun Ama Konuşamıyorsun: Sorun İngilizce Değil, Yöntem “Yazılı İngilizceyi anlıyorum ama iş konuşmaya gelince yapamıyorum.” Eğer bu cümle sana tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin.Hatta bu, İngilizce öğrenmeye çalışan yetişkinlerin en sık yaşadığı problemlerden biri. Kelime biliyorsun.Gramer kurallarını hatırlıyorsun.Okuduğunu büyük ölçüde anlıyorsun. Ama sıra konuşmaya geldiğinde…Duruyorsun. Cümle kuramıyorsun. Ses çıkmıyor. Buradaki iyi haber şu:Sorun sende değil. Sorun, bugüne kadar öğrendiğin yöntemde olabilir. Neden “İngilizce Konuşamıyorum” Hissi Bu Kadar Yaygın? Çünkü çoğumuz İngilizceyi yıllarca şu şekilde öğrendik: Kelime…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!