change (fiil/isim) Değişmek, değiştirmek, takas etmek, bozdurmak I changed my tires last week when the weather got worse.(Geçen hafta hava kötüleştiğinde lastiklerimi değiştirdim.) She had just changed the battery of her watch, but the watch was still not working.(O, saatinin pilini yeni değiştirmişti ama saat hala çalışmıyordu.) If you want to be healty; Don’t try the change your life, try the change yourself(Eğer sağlıklı olmak istiyorsan; Hayatını değiştirmeyi deneme, kendini değiştirmeyi dene!) Student: What is…

smile (fiil) Gülümsemek, tebessüm etmek I fell in love with her because she took my breath away from me when she smiled.(Ona aşık oldum çünkü o güldüğünde nefesimi benden aldı.) You smile so cute and your smile looks just like your mother, child.(Çok sevimli gülüyorsun ve gülüşün aynı annene benziyor çocuğum.) When i was 6 years old, i had a very cute dog and it was alway smile.(Ben 6 yaşındayken, çok şirin bir köpeğim vardı…

İş İngilizcesi Artık Bir Seçenek Değil, Zorunluluk: İş Yerinde Akıcı Konuşmak için Neden Lingusta Metodu? Bugün iş dünyasında yalnızca işi bilmek yetmiyor. Kendinizi doğru ifade edebilmeniz, toplantılarda söz almanız, sunum yapabilmeniz ve uluslararası iletişim kurabilmeniz gerekiyor. Peki bunu Türkçe ile yapamıyorsanız? İşte burada “İş İngilizcesi” devreye giriyor. Ve hayır, bu klasik bir dil kursu yazısı değil. Bu, iş hayatında gerçekten fark yaratmak isteyenler için yazıldı. Neden İş İngilizcesi? Kariyerinde yükselmek isteyen hemen herkesin karşılaştığı bir…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!