match (isim) Maç I am so excited to watch the final match. (Final maçını izlemek için çok heyecanlıyım.) Nancy said she will be at a football match this weekend. (Nancy bu haftasonu bir futbol maçında olacağını söyledi.) We should need to win tomorrow’s qualifying match to go through the next round. (Bir sonraki aşamaya geçmemiz için yarınki eleme maçını yenmeliyiz.) Kibrit I don’t know why I have a box of matches with me. (Neden yanımda…

This Türkçe ne demek? This (sıfat) Bu, yakın geleceğe/geçmişe ait, işbu, buradaki, şu, malum, bu kadar, bunu Our lesson this week has been a very fun and instructive one.(Bu haftaki dersimiz oldukça eğlenceli ve öğretici bir ders oldu.) I really can’t believe you told me this lie for years, didn’t you really feel so sorry for me?(Yıllardır bana bu yalanı söylediğine gerçekten inanamıyorum, gerçekten benim için üzülmedin mi?) This is our home.(Burası bizim evimiz.) You…

fast (sıfat) Süratli, hızlı Jack bought a fast car and he is very proud of it. (Jack hızlı bir araba aldı ve bununla gurur duyuyor.) Luna is a really fast Olympic swimmer. (Luna gerçekten hızlı bir olimpik yüzücü.) fast (zarf) Çabuk, hızlı You should act fast if you want to get the job. (Eğer işi almak istiyorsan, hızlı davranmalısın.) Come on, we need to buy concert tickets right now. The seats are filling up fast.…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!