edge (isim) Kenar Don’t put the plates close to the edge of table, you may drop them. (Tabakları masanın kenarına yakın koyma, onları düşürebilirsin.) Buy the right perfume, there must be a black horse in its edge, be careful. (Doğru parfümü al, kenarında siyah bir at olmalı ona dikkat et.) Avantaj, üstünlük We have the edge boys be careful we took the lead! (Üstünlük bizde çocuklar, dikkatli olun öne geçtik.) You had the edge but…

restore (fiil) Yenileştirmek, restore etmek, onarmak, yerine koymak After the fire that damage Notre Dame Cathedral significantly, the French government started a charity campaign to restore the building.(Notre Dame Katedraline ciddi zarar veren yangından sonra Fransız hükümeti binayı restore etmek amacıyla bir yardım kampanyası başlattı.) Last night you broke her heart badly so if you want to be forgiven, you have to restore her feelings.(Dün gece onun kalbini fena bir şekilde kırdın bu yüzden affedilmek…

Örneklerle Simple Present Tense Konu Anlatımı – İngilizce Geniş Zaman Basitçe Simple Present Tense için İngilizce Geniş Zaman diyebiliriz. Cümle kurulumları oldukça kolaydır. Simple Present Tense zamanı, ne zaman ve nasıl kullanılır gelin örnekler üzerinden öğrenelim. 1. Tekrarlanan veya düzenli yapılan eylemlerden bahsederken: Every morning, I go to work by car. / Her sabah işe arabayla giderim. She sleeps seven hours every night. / O her gece yedi saat uyur. The train to Ankara leaves every hour. / Ankara…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!