tag (isim) Etiket Look! There’s a tag on the leash with the dog’s name on it.(Bak! Tasmanın üzerinde köpeğin isminin yazılı olduğu bir etiket var.) I will put a tag to all of my groceries and foods because my roommates always uses them without permission.(Eşyalarımın ve yemeklerimin üzerine etiket yapıştıracağım çünkü ev arkadaşlarım onları izin almadan kullanıyor.) I have to put a price tag on all the products until opening time.(Açılış saatine kadar bütün ürünlere…

look (fiil) Bakmak, aramak Let’s go and look at the ducks by the pond. (Hadi gidip göletin kıyısındaki kurbağalara bakalım.) I was looking for you everywhere! (Her yerde seni arıyordum!) Görünmek I think you look so beautiful in that dress. (Bence o elbise içinde çok güzel görünüyorsun.) He is trying to look brave but you can see tears in his eyes. (Cesur görünmeye çalışıyor ama gözlerindeki yaşları görebiliyorsun. Beklemek, ümit etmek I am looking forward…

Up ne demek? up (zarf) yukarı Don’t put these glasses up on the top shelf. I can’t even reach them.(Bu bardakları yukarı, üst rafa koymayın. Onlara ulaşamıyorum bile.)When see saw Jeff after a long time, Josephine started jumping up and down because of happiness.(Uzun bir süre sonra Jeff’i gördüğünde, Josephine mutluluktan yukarı aşağı zıplamaya başladı.) Student: What does up means?(Öğrenci: Up ne demek?)Teacher: Up means upward.(Öğretmen: Up yukarı demektir.) up (fiil) yükseltmek, artırmak If we…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!