match (isim) Maç I am so excited to watch the final match. (Final maçını izlemek için çok heyecanlıyım.) Nancy said she will be at a football match this weekend. (Nancy bu haftasonu bir futbol maçında olacağını söyledi.) We should need to win tomorrow’s qualifying match to go through the next round. (Bir sonraki aşamaya geçmemiz için yarınki eleme maçını yenmeliyiz.) Kibrit I don’t know why I have a box of matches with me. (Neden yanımda…

People Türkçe ne demek? people (isim) insanlar, toplum, ulus, insanlık Despite the horrors she witnessed, Anne Frank never lost her faith in people.(Tanık olduğu dehşetli olaylara rağmen, Anne Frank insanlığa karşı olan inancını hiçbir zaman kaybetmedi.) The 1920s to 1950s renderings of what people thought the future would look like are full of things like personal jetpacks and flying cars.(1920li yıllardan 1950’li yıllara kadarki dönemde insanların geleceğin neye benzeyeceği ile ilgili yorumlar tamamen uçan arabalar…

Handsome Türkçe ne demek? handsome (sıfat) yakışıklı Last week I was looking old photograph albums and saw that my grandfather was a really handsome man.(Geçen hafta eski fotoğraf albümlerine bakıyordum ve gördüm ki dedem gerçekten yakışıklı bir adammış.) I am very happy because yesterday I introduced my handsome boyfriend to my parents and they really liked him.(Çok mutluyum çünkü dün yakışıklı erkek arkadaşımı annem ve babama tanıştırdım ve onu gerçekten çok sevdiler.) Student: What does…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!