country (isim) Ülke, memleket I love my country and if necessary, I would die for it willingly. (Ülkemi çok seviyorum ve gerekirse onun için seve seve ölürüm.) She is a traveler. She has seen almost 100 countries around the world. (O bir gezgin. Dünya üzerinde neredeyse 100 tane ülke gördü.) Every country has a different culture and a different history. (Her ülke farklı bir kültüre ve farklı bir tarihe sahiptir.) Taşra, kırsal kesim You live…

İngilizce güzel, anlamlı ve kısa sözler oluşturulurken İngilizce dilinde bulunan bir milyon kelime arasından seçilen kelimeler uyumlu bir şekilde bir araya getirilmiştirBöylesine zengin bir dilin anlam dünyası içerisinde gerek konuşma dili, gerekse edebi dilde kendine yer edinmiş, insanların duygu ve düşünce dünyalarını etkileyen sayısız söz ve deyiş bulunmaktadırBu sözlerin kaynağı kimi zaman anonim bir halk kahramanı, kimi zaman bir atasözü ve kimi zamanda ünlü bir yazar, düşünür veya bilim insanı İngilizce anlamlı sözler söyleyebilir.Her söz…

crush (fiil) Kıracak ya da şekline zarar verecek kadar bastırmak, ezmek, izdiham yaratmak To get the oil out you will have to crush the seeds. (Yağı çıkarmak için tohumları ezmen gerekecek.) The giant shark crushed the boat and cut it in half. (Dev köpek balığı, tekneyi ezdi ve ortadan ikiye böldü.) crusher (isim) Ezici, kırıcı, parçalayıcı, öğütücü Let’s throw the garbage into the crusher. (Çöpleri öğütücüye atalım.) crushed (sıfat) Ezilmiş, ezik, parçalanmış, bastırılmış Women shouldn’t…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!