alone (sıfat) Yalnız, kimsesiz I was alone in the dark street and it was very frightening. (Karanlık sokakta tek başımaydım ve bu çok korkutucuydu.) It’s sad to see him so alone in that crowded friend group. (Onu o kalabalık arkadaş grubunda bu kadar yalnız görmek üzücü.) You can sit because I don’t want to eat alone tonight. (Oturabilirsin çünkü bu akşam yalnız yemek istemiyorum.) Rakipsiz She was alone in the Statistics class in almost the…

sunshine (isim) Gün, günışığı, güneş ışığı The sun came up and sunshine looked so bright and felt so warm that it was enough to wake us all.(Güneş doğdu ve günışığı çok parlak göründü ve çok sıcak hissettirdi ki hepimizi uyandırmaya yetti.) Let’s make a camp this weekend because I want to watch to feel the sunshine when sun born.(Hadi bu hafta sonu kamp yapalım çünkü güneş doğduğunda güneş ışığını hissetmek istiyorum.) The solar panels of…

Bugün, Present Perfect Tense konu anlatımı ve Present Perfect Tense örnek cümleleri üzerinde duracağız. Present Perfect Tense, çok karıştırılan ve anlaşılması biraz zor olan bir konudur. Türkçe’de tam olarak bir zaman karşılığı olmaması, bu kalıbı öğrenmeyi daha zor hale getiriyor. Simple Past Tense ile sık sık karıştırılan bu kalıbın kurallarını iyice öğrenip, kullanım alanlarını bilirsek karışıklığı engellemiş oluruz. Present Perfect Tense Nedir, Present Perfect Tense kullanım alanları, Present Perfect Tense olumlu cümleler, Present Perfect Tense…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!