beach (isim) Sahil, kumsal, plaj, kıyı, kara When we went to the beach we saw that many jellyfish had hit the shore. (Plaja gittiğimizde birçok denizanasının sahile vurmuş olduğunu gördük.) Beach volleyball is my favorite sport and we play beach volleyball every summer. (Plaj voleybolu en sevdiğim spordur ve biz her yaz plaj voleybolu oynarız.) Next time you go to the beach, don’t forget to take your sunscreen with you. (Bir dahaki sefere sahile gittiğinizde,…

Reported speech, yada Türkçe adıyla dolaylı anlatım, bir kişinin söylediği bir sözün bir başka kişiye dolaylı bir şekilde aktarılması şeklinde karşımıza çıkan bir konudur. Bunun yanında, x kişisinin söylediği bir sözü y kişisine anlatmanın diğer yolu da doğrudan anlatımdır. Doğrudan ve dolaylı anlatımı (Direct Speech-Reported Speech) daha iyi idrak etmeniz için bunu birer örnekle izah edebiliriz. Örneğin, “Tom bana dün pizza yediğini söyledi.” veya “Tom “dün pizza yedim” dedi.” işte gördüğünüz gibi, tıpkı Türkçede olduğu…

you (kişi zamiri) Sen, seni, sana, siz, sizleri You are my favorite person and I love you. (Sen benim kendime en yakın bulduğu insansın ve seni seviyorum.) I want to stay with you forever my darling. (Sonsuza kadar seninle birlikte kalmak istiyorum canım.) What do you want from me exactly? (Benden tam olarak ne istiyorsun?) You are so young and pretty, just like me forty years ago. (Tıpkı benim kırk yıl önceki halim gibi çok…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!