feel (fiil) Hissetmek, sezmek I asked Jacob how he felt like but he didn’t answer. (Jacob’a nasıl hissettiğini sordum fakat cevap vermedi.) I feel like this is not a good idea. (Bunun iyi bir fikir olmadığını seziyorum.) Josephine is feeling sad since Bellamy has left the village. (Bellamy köyü terk ettikten beri Josephine üzgün hissediyor.) Dokunmak, ellemek, el sürmek I don’t like feeling silk shirts. (İpek gömleklere dokunmayı sevmem.) feel (isim) His, duygu There was…

İngilizce, dünyada en çok öğrenilmeye çalışılan ikinci dildir. Bu yüzden sizinde İngilizce öğrenmek istiyorum dediğinizi duyar gibiyim. Fakat İngilizce nasıl öğrenilir sorusu burada daha önemli bir kısmı oluşturmaktadır. Evde İngilizce öğrenmek daha mantıklı geliyorsa veya öyle olması gerekiyorsa, sonuçlara giden en kolay yol hangisidir? Bu eksiksiz kılavuzda, adım adım tavsiyeleri bir araya getirdik. Hızlı ve Kolay İngilizce Öğrenme İçin 14 İpucu: Ağırdan Alın Bir öğretmenin yardımı olmadan İngilizce öğrenmeye karar verdiyseniz, işleri yavaşça yapmanız gerekir.…

oral (sıfat – isim) Ağız, ağızdan söylenen, sözel When Andy gets sick, his doctor always gives him oral medicine because he is afraid of syringe. (Andy hasta olduğunda doktoru ona ağız yoluyla alınan ilaçlar veriyor çünkü o iğneden çok korkuyor.) My uncle is an orthodontist. His job is to ensure the oral health of people. (Amcam bir ortodontisttir. Onun işi insanların ağız sağlığını sağlamaktır.) Şifahi, sözlü yapılan, sözel Frank made an oral agreement and now…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!