allow (fiil) İzin vermek, müsaade etmek, kabul etmek Allow me to give you an example for this situation. (İzin verirseniz bu durum için size bir örnek vereyim.) You have to allow your son attend some school parties otherwise he would go without your permission. (Oğlunun okuldaki bazı partilere katılmasına izin vermelisin, aksi takdirde senin iznin olmadan gidecektir.) Would you allow me in? I’m too late. (İçeri girmeme izin verir misin? Çok geç kaldım.) My father…

vinegar (isim) Sirke This shop sells handmade apple vinegar and it’s very high quality. (Bu dükkan el yapımı elma sirkesi satıyor ve çok oldukça kaliteli.) In a nostalgic Turkish movie, a married couple gets divorced over a debate about whether pickles will taste better when made with vinegar or lemon juice. (Nostaljik bir Türk filmimde, evli bir çift turşunun sirkeyle mi yoksa limon suyuyla mı yapıldığında daha lezzetli olacağı hakkında bir tartışma yüzünden boşanır.) I…

Lingusta ile Dil Öğrenme: Kendi Hızınızda, Her Yerden ve Her Zaman Dil öğrenme süreci, her birey için farklıdır. Kimi insanlar, sınıflarda ders alarak öğrenmeyi tercih ederken, kimileri de evde, kendi hızında ve istediği zaman dil bilgilerini geliştirmek ister. Eğer siz de evde İngilizce öğrenmek istiyor ve hızınızı kendiniz belirlemek istiyorsanız, Lingusta tam size göre! Lingusta, dil öğrenme sürecini hem kişisel hem de verimli hale getiren bir mobil uygulamadır. Herhangi bir sınıfa, kursa ya da yoğun…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!