smile (fiil) Gülümsemek, tebessüm etmek I fell in love with her because she took my breath away from me when she smiled.(Ona aşık oldum çünkü o güldüğünde nefesimi benden aldı.) You smile so cute and your smile looks just like your mother, child.(Çok sevimli gülüyorsun ve gülüşün aynı annene benziyor çocuğum.) When i was 6 years old, i had a very cute dog and it was alway smile.(Ben 6 yaşındayken, çok şirin bir köpeğim vardı…

Küçük İngilizce diyaloglar aslında “küçük” değildir. Hava durumu gibi basit bir şey hakkında sohbet edebilmek önemli görünmeyebilir, ancak bir dil öğreniyorsanız sahip olmanız gereken temel bir beceridir. Gün içinde ana dilinizde kaç kez diyaloga girdiğinizi düşünün. İngilizce diyalog kurmak size şu konularda yardımcı olabilir: Garip sessizliklerden kaçınmaYeni birini kolayca tanımaDaha dostça görünmeTanıdıklarınız ve iş arkadaşlarınızla daha yakın olmaAna dili İngilizce olan birine daha çok benzeme Siz ve bir kişi (veya birkaç) başka bir yerde toplandığınızda,…

love (isim) Sevda, aşk, sevgi Love is not a game, so don’t you ever try to play with somebody’s heart.(Aşk bir oyun değildir bu yüzden asla birinin kalbiyle oynamaya çalışma.) Samuel thinks that friendship is more important than love.(Samuel arkadaşlığın aşktan daha önemli olduğunu düşünür.) Sevgili, yar I like to call my boyfriend ‘’love’’.(Erkek arkadaşıma ‘’sevgilim’’ diye hitap etmeyi severim.) Student: What is the meaning of love?(Öğrenci: Love ne demek?)Teacher: Love means valentine.(Öğretmen: Love sevgili…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!