alone (sıfat) Yalnız, kimsesiz I was alone in the dark street and it was very frightening. (Karanlık sokakta tek başımaydım ve bu çok korkutucuydu.) It’s sad to see him so alone in that crowded friend group. (Onu o kalabalık arkadaş grubunda bu kadar yalnız görmek üzücü.) You can sit because I don’t want to eat alone tonight. (Oturabilirsin çünkü bu akşam yalnız yemek istemiyorum.) Rakipsiz She was alone in the Statistics class in almost the…

pride (isim – fiil) Gurur, haysiyet, övünç, şeref (isim) I may have no wealth but I still have my pride. (Servetim olmayabilir hala gururum var.) My son is the pride of the family. (Oğlum, ailemizin gururudur.) His mother has too much pride. (Onun annesi çok gururludur.) Gurur duymak, iftihar etmek, övünç duymak I take pride in my niece. (Yiğenimle gurur duyuyorum.) Josh’s parents are hurting his pride with their accusations in these days. (Josh’ın ailesi…

Swordsman Türkçe ne demek? Swordsman (isim) İyi kılıç kullanan kimse, silahşör, kılıç ustası, savaşçı The swordsman lifted a sword from the ground and quickly attacked his opponent.(Kılıç ustası yerden bir kılıcı kaldırdı ve hızla rakibine saldırdı.) He was the finest swordsman in the army, and possessed that daring recklessness which is the most useful quality of leadership against Asiatics.(Ordudaki en iyi kılıç ustasıydı ve Asyalılara karşı liderliğin en yararlı niteliği olan bu cüretkar pervasızlığa sahipti.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!