High Türkçe ne demek? High (sıfat, fiil, isim) Yüksek, zirve, ulu, muhteşem, üst, direnmek, kabarmak, dolgun(ücret), asil If you want to reach a high position in the company, you have to work hard and win the boss’s favor.(Şirkette yüksek bir pozisyona ulaşmak istiyorsanız, çok çalışmanız ve patronun gözüne girmeniz gerekiyor.) The mountain we climbed was so high that after a while we could see the clouds from above.(Tırmandığımız dağ o kadar yüksekti ki bir süre…

allow (fiil) İzin vermek, müsaade etmek, kabul etmek Allow me to give you an example for this situation. (İzin verirseniz bu durum için size bir örnek vereyim.) You have to allow your son attend some school parties otherwise he would go without your permission. (Oğlunun okuldaki bazı partilere katılmasına izin vermelisin, aksi takdirde senin iznin olmadan gidecektir.) Would you allow me in? I’m too late. (İçeri girmeme izin verir misin? Çok geç kaldım.) My father…

Bugün, yeni İngilizce kelime öğrenme çalışmalarınızın daha kolay ve eğlenceli hale gelebilmesi için en etkili İngilizce kelime ezberleme teknikleri hangileridir birlikte inceleyeceğiz. İngilizce Kelime Ezberleme ve Öğrenme Teknikleri Yeni bir dilde hakimiyet kazanmak imkansız bir görev gibi görünebilir, özellikle bu dil İngilizce kadar karmaşık olduğunda. Yeni kelimeleri ezberlemek, yeni bir dil öğrenmenin büyük bir parçasıdır ve hal böyleyken başarmak da çok zor gibi görünüyor. Fakat paylaşacağımız İngilizce kelime ezberleme teknikleri ile umarız yeni İngilizce kelime öğrenme süreciniz…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!