feel (fiil) Hissetmek, sezmek I asked Jacob how he felt like but he didn’t answer. (Jacob’a nasıl hissettiğini sordum fakat cevap vermedi.) I feel like this is not a good idea. (Bunun iyi bir fikir olmadığını seziyorum.) Josephine is feeling sad since Bellamy has left the village. (Bellamy köyü terk ettikten beri Josephine üzgün hissediyor.) Dokunmak, ellemek, el sürmek I don’t like feeling silk shirts. (İpek gömleklere dokunmayı sevmem.) feel (isim) His, duygu There was…

vinegar (isim) Sirke This shop sells handmade apple vinegar and it’s very high quality. (Bu dükkan el yapımı elma sirkesi satıyor ve çok oldukça kaliteli.) In a nostalgic Turkish movie, a married couple gets divorced over a debate about whether pickles will taste better when made with vinegar or lemon juice. (Nostaljik bir Türk filmimde, evli bir çift turşunun sirkeyle mi yoksa limon suyuyla mı yapıldığında daha lezzetli olacağı hakkında bir tartışma yüzünden boşanır.) I…

Ginger Türkçe ne demek? ginger (isim / fiil) dürtmek, canlandırmak, teşvik etmek, kışkırtmak, hız vermek He knew his dad was very aggressive so he gingered him every time.(Babasının çok agresif olduğunu biliyordu, bu yüzden onu her seferinde kışkırtıyordu.)In times of crisis, the state uses various means to ginger the market.(Kriz zamanlarında devlet, piyasayı güçlendirmek için çeşitli yöntemler kullanır.) Student: What does ginger means?(Öğrenci: Ginger ne demek?)Teacher: Ginger means to boost.(Öğretmen: Ginger hızlandırmak demektir.) kızıl saçlı,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!