rest (fiil) Dinlenmek, dinlendirmek, kalmak, mola vermek I’m so tired that all I want is to go home and rest. (O kadar yorgunum ki istediğim tek şey eve gidip dinlenmek.) Try to have a good rest, we have a long way to go. (İyi dinlenmeye çalışın, önümüzde uzun bir yol var.) rest (isim) Artık, kalan, kalıntı, duran, dinlenme yeri I gave my neighbor Jake the rest of my daughter’s birthday cake. (Komşum Jake’e kızımın doğum…

feel (fiil) Hissetmek, sezmek I asked Jacob how he felt like but he didn’t answer. (Jacob’a nasıl hissettiğini sordum fakat cevap vermedi.) I feel like this is not a good idea. (Bunun iyi bir fikir olmadığını seziyorum.) Josephine is feeling sad since Bellamy has left the village. (Bellamy köyü terk ettikten beri Josephine üzgün hissediyor.) Dokunmak, ellemek, el sürmek I don’t like feeling silk shirts. (İpek gömleklere dokunmayı sevmem.) feel (isim) His, duygu There was…

GM (Good Morning) (ünlem) Günaydın, iyi Sabahlar Good morning Mr. Brown, did you sleep well last nigth? (Günaydın Bay Brown, dün gece iyi uyuyabildiniz mi?) She text me “gm” but I didn’t understand it. I researched it and realized that it means “good morning”. (O bana “gm” diye mesaj attığında ne demek istediğini anlamadım ve araştırdım. Ve görünen o ki “Günaydın” demekmiş.) Good morning my dear friend, were you sleeping? (Günaydın sevgili arkadaşım, hala uyuyor…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!