other (sıfat) Öteki, başka, diğer In other words, it’s none of my business. So, I don’t care. (Başka bir deyişle, bunların hiçbiri beni ilgilendirmez. Yani, umurumda değil.) Why do you care what others think about you? (Neden diğerlerinin senin hakkında ne düşündüğünü önemsiyorsun?) Jonathan didn’t like the other children. That’s why he never played with them. (Jonathan öteki çocukları sevmedi. Bu yüzden onlarla hiç oynamadı.) Can we go to other place, please? I didn’t like…

girl (isim) Kız, sevgili, kız arkadaş, hizmetçi kız When one of the girls in the class screamed, everyone started running towards there.(Sınıftaki kızlardan biri çığlık atınca herkes oraya doğru koşmaya başladı.) I’m an architect, my girlfriend Leslie is a banker and we live together.(Ben bir mimarım, kız arkadaşım Leslie bir bankacı ve biz birlikte yaşıyoruz.) The girl was crossing tge road and suddenly a car hit her.(Kız karşıdan karşıya geçiyordu ve aniden bir araba ona…

good night (ünlem) İyi geceler At 10 PM in our house, everyone says goodnight to each other and goes to their room. (Evimizde saat 22:00’de herkes birbirine iyi geceler der ve odasına gider.) After saying good night to her last night, I couldn’t sleep for a while and decided to read a book. (Dün gece ona iyi geceler dedikten sonra bir süre uyuyamadım ve kitap okumaya karar verdim.) When your loved one sends you a…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!