crush (fiil) Kıracak ya da şekline zarar verecek kadar bastırmak, ezmek, izdiham yaratmak To get the oil out you will have to crush the seeds. (Yağı çıkarmak için tohumları ezmen gerekecek.) The giant shark crushed the boat and cut it in half. (Dev köpek balığı, tekneyi ezdi ve ortadan ikiye böldü.) crusher (isim) Ezici, kırıcı, parçalayıcı, öğütücü Let’s throw the garbage into the crusher. (Çöpleri öğütücüye atalım.) crushed (sıfat) Ezilmiş, ezik, parçalanmış, bastırılmış Women shouldn’t…

For Türkçe ne demek? for (sıfat / bağlaç) için, doğru, zarfında, dair, beri, adına, yüzünden, namına, göre, karşı, amacıyla It really exhausts me that you still treat me like this despite all the risks I took for you.(Senin için aldığım onca riske rağmen bana hala böyle davranıyor olman beni gerçekten çok yoruyor.)Aunt Alice has a bag full of chocolate reserved for her children.(Alice Teyze’nin çocukları için ayırdığı çikolata dolu bir çantası var.)In case of for…

senorita (isim) Bayan, genç, kadın Senorita Martin goes to her woman meetings. (Bayan Martin, kadınlar toplantısına gidiyor.) What do you want Senorita? (Ne yapmak istersiniz bayan?) Today is a big day. The Senoritas will make a big decision for their future. (Bugün büyük gün. Kadınlar kendi gelecekleri için büyük bir karar alacaklar.) Could you give me your name Senorita? (İsminizi söyler misiniz hanımefendi?) Genç kadın, bekar Do you have a plan for tomorrow? Senoritas will…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!