feel (fiil) Hissetmek, sezmek I asked Jacob how he felt like but he didn’t answer. (Jacob’a nasıl hissettiğini sordum fakat cevap vermedi.) I feel like this is not a good idea. (Bunun iyi bir fikir olmadığını seziyorum.) Josephine is feeling sad since Bellamy has left the village. (Bellamy köyü terk ettikten beri Josephine üzgün hissediyor.) Dokunmak, ellemek, el sürmek I don’t like feeling silk shirts. (İpek gömleklere dokunmayı sevmem.) feel (isim) His, duygu There was…

Reported speech, yada Türkçe adıyla dolaylı anlatım, bir kişinin söylediği bir sözün bir başka kişiye dolaylı bir şekilde aktarılması şeklinde karşımıza çıkan bir konudur. Bunun yanında, x kişisinin söylediği bir sözü y kişisine anlatmanın diğer yolu da doğrudan anlatımdır. Doğrudan ve dolaylı anlatımı (Direct Speech-Reported Speech) daha iyi idrak etmeniz için bunu birer örnekle izah edebiliriz. Örneğin, “Tom bana dün pizza yediğini söyledi.” veya “Tom “dün pizza yedim” dedi.” işte gördüğünüz gibi, tıpkı Türkçede olduğu…

province (isim) Vilayet, il, saha, taşra, yetki alanı, ülkenin idari bölümlerinden biri, eyalet My uncle was the governor of this province for 15 years. (Benim amcam 15 yıl bu ilin valiliğini yaptı.) A curfew was declared throughout the province due to Covid-19. (Covid- 19 nedeniyle il genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.) This is the most famous cafe in this province. (Bu eyaletteki en ünlü kafe burasıdır.) All my memories take place in this province…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!