de facto (sıfat) Resmi olmamak ile birlikte fiili After the civil war, a de facto government was established in the country. (İç savaştan sonra ülkede fiili bir hükümet kuruldu.) De facto actually not depends on legality. (Fiili aslında yasallığa bağlı değildir.) He became the de facto leader of the movement. (O hareketin fiili lideri oldu.) Gerçekte, fiilen, genel geçer Some goverments acted de facto due to disagreements. (Bazı devletler anlaşmazlıklar nedeniyle fiilen hareket etmiştir.) Countries…

over (zarf) Üstüne, üzerine, üzerinde, üzerinden, aşkın, fazla There were over 500 participants at this year’s meeting. (Bu yılki toplantıda 500’ü aşkın katılımcı vardı.) My father jumped over the fence to enter the house. (Babam eve girmek için çitlerin üzerinden atladı.) Üst üste, art arda, sürekli Alice called me over and over tonight. (Alice bu gece beni defalarca kez aradı.) Öbür tarafında, karşı yakasında My sister lives just over the river. (Kız kardeşim nehrin karşı…

never (zarf) Asla, hiç, katiyen, hiçbir suretle, taş çatlasa, ömrü billah You can tell me anything but never tell me to quit! (Bana her şeyi söyle ama asla vazgeçmemi söyleme!) You should never say never because you never know what life will bring to you. (Asla yapmam dememelisin çünkü hayatın karşına ne çıkaracağını asla bilemezsin.) If you want to achieve success, never give up on your goal. (Başarıya ulaşmak istiyorsanız, asla hedefinizden vazgeçmeyin.) If I…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!