talk (fiil) Konuşmak, sohbet etmek I saw your mother in the shopping mall yesterday and we talked about you and our sad broke up.(Dün alışveriş merkezinde anneni gördüm ve senden ve üzücü ayrılığımızdan konuştuk.) Do you remember night that we talked about everything whole night without a break.(Seninle sabaha kadar her şey hakkında, hiç ara vermeden konuştuğumuz geceyi hatırlıyor musun?) Student: What is the meaning of talk?(Öğrenci: Talk ne demek?)Teacher: Talk means to speak.(Öğretmen: Talk…

oral (sıfat – isim) Ağız, ağızdan söylenen, sözel When Andy gets sick, his doctor always gives him oral medicine because he is afraid of syringe. (Andy hasta olduğunda doktoru ona ağız yoluyla alınan ilaçlar veriyor çünkü o iğneden çok korkuyor.) My uncle is an orthodontist. His job is to ensure the oral health of people. (Amcam bir ortodontisttir. Onun işi insanların ağız sağlığını sağlamaktır.) Şifahi, sözlü yapılan, sözel Frank made an oral agreement and now…

Believe Türkçe ne demek? believe (fiil) inanmak, kanmak, inancı olmak, yemek, sanmak, zannetmek If you don’t believe my excuse, then listen the voicemail that I lefted at your machine 2 days ago.(Mazeretime inanmıyorsan, 2 gün önce çağrı cihazına bıraktığım sesli mesajı dinle.) When you truly believe something, there are no difficulties and glitches that can stop you.(Bir şeye gerçekten inandığınızda, sizi durdurabilecek zorluklar ve aksaklıklar yoktur.) I really believed the lie that he went on…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!