the (edat) Kendinden sonra gelen ismin belirli bir isim olduğunu ya da daha öncesinde bahsedilmiş bir isim olduğunu belirtmek için kullanılır. I have a cat. The cat’s name is Melanie. (Benim bir kedim var. Kedinin ismi Melanie.) Kendinden sonra gelen ismin emsalsiz ya da grubunun özel bir üyesi olduğunu belirtmek için kullanılır. Donald J. Trump, the President of United States of America. (Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı.) Doğal fenomenlerin başına ya da yönlerin başına…

loser (isim) Kaybeden kişi, mağlup Our high school football team is always a loser this year. (Bu sene lise futbol takımımız hep kaybeden oluyor.) I think the president will be the loser on the next elections. (Bence başkan gelecek seçimde kaybeden bir kişi olacak.) Ezik kimse, başarısız kimse, beceriksiz kimse Don’t waste your time with that loser, you should break up with him. (O ezikle vaktini kaybetme, ondan ayrılmalısın.) I was a loser in highschool…

go (fiil) Gitmek, haraket etmek, seyahat etmek Be careful and don’t go fast. (Dikkatli ol ve hızlı gitme.) I offered to go with Stacy to the cinema. (Stacy’le sinemaya gitmeyi teklif ettim.) We go to Paris every year. (Her sene Paris’e seyahat ederiz.) Ölmek Everybody wants to go peacefully in their sleep. (Herkes uykusunda huzurla ölmek ister.) Uzanmak (bir yerden bir yere) This road goes to Ankara. (Bu yol Ankara’ya uzanıyor.) Olmak I am afraid…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!