invalid (sıfat) Geçersiz, yararsız, hasta, malul, sakat Don’t treat me like an invalid or a child, I am a grown man.(Bana sakat ya da çocuk muamelesi yapma, ben yetişkin bir adamım.) The municipal council election was declared invalid.(Belediye meclisi seçimi geçersiz ilan edildi.) This passport seems invalid, please renew your passport.(Bu pasaport geçersiz görünüyor, lütfen pasaportunuzu yenileyin.) I can’t play football or basketball, my legs are invalid, please help me!(Futbol veya basketbol oynayamam, bacaklarım sakat,…

Serendipity Türkçe ne demek? Serendipity (isim) Mutlu tesadüf, aramazken bulmak, iyi şans My success in my garden is due mostly to serendipity.(Bahçemdeki başarım büyük ölçüde mutlu bir tesadüfe dayanıyor.) It was only through pure serendipity that I met my best friend!(En yakın arkadaşımla karşılaşmam gerçekten safi iyi şanstı.) I am hoping that serendipity will lead me to the right place.(Umuyorum ki iyi şans doğru yeri bulmamda bana liderlik edecek.)Or, through serendipity, we met with our soul mates.(Ya da,…

nope (zarf) Hayır (konuşma dilinde) Nope, it’s none of my concern. (Hayır, bu benim sorunum değil.) “Are you going out?” Jacob asked. Jennifer answered, “Nope.”. (Jacob, “Dışarı mı çıkıyorsun?” diye sordu. Jessica, “Hayır” diye cevapladı.) Nope, it’s not right. (Hayır, bu doğru değil.) When I asked him if he finished the book, he answered “Nope.”. (Ona kitabı bitirip bitirmediğini sorduğumda “Hayır.” diye cevapladı.) Nope, I can’t go to movies with you. (Hayır, seninle sinemaya gidemem.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!