follow (fiil) Takip etmek, izlemek, peşinden gitmek I followed her but she noticed me. (Onu takip ettim fakat beni fark etti.) She thinks nobody is following her but she’s wrong. (Kimsenin onu takip etmediğini düşünüyor fakat yanılıyor.) Dinlemek, kavramak He answered every question correctly because he followed the lessons. (Her soruyu doğru cevapladı çünkü dersleri takip etti.) It was clear from his eyes that he followed me very carefully. (Beni dikkatle takip ettiği gözlerinden belliydi.)…

Handsome Türkçe ne demek? handsome (sıfat) yakışıklı Last week I was looking old photograph albums and saw that my grandfather was a really handsome man.(Geçen hafta eski fotoğraf albümlerine bakıyordum ve gördüm ki dedem gerçekten yakışıklı bir adammış.) I am very happy because yesterday I introduced my handsome boyfriend to my parents and they really liked him.(Çok mutluyum çünkü dün yakışıklı erkek arkadaşımı annem ve babama tanıştırdım ve onu gerçekten çok sevdiler.) Student: What does…

Sevgililer Günü geldi çattı! Kimileri için romantik bir akşam yemeği, kimileri için küçük bir hediye… Ama biz dil tutkunları için sevginin anlamı çok daha geniş: Kalpten kalbe kurulan o en güçlü köprü! Bu yıl sevdiklerinize olan hislerinizi sadece Türkçe değil, İngilizcenin büyülü dünyasıyla ifade etmeniz için size harika bir sürpriz hazırladık. ❤️ SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL DEV KAMPANYA! Yeni bir dile başlamanın tam zamanı! 14 Şubat’a özel tüm paketlerimizde %50 İNDİRİM sizi bekliyor. 🎫 İndirim Kodu:…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!