PC (isim) Kişiye özel bilgisayar (personal computer) I don’t have a powerful PC but it is very useful for me. (Çok güçlü bir kişisel bilgisayarım yok ancak benim için gayet kullanışlı.) My daughter passed the university exam so it is time to buy a PC for her. (Kızım üniversite sınavını geçti yani şimdi ona bir kişisel bilgisayar alma zamanı.) There are many PCs in our highschool library. (Lisemizin kütüphanesinde bir sürü kişisel bilgisayar mevcuttur.) The…

PR (isim) (Public Relations); halkla ilişkiler, şirket tanıtımını içeren kamu ilişkileri yardımı PR is important in the movie industry because every movie needs to have good publicity. (PR, film endüstrisinde önemlidir çünkü her film, iyi bir tanıtıma ihtiyaç duyar.) When I told him my ideas, he suggested that I get in touch with a PR consultant. (Fikirlerimi ona anlattığımda bir PR danışmanı ile iletişime geçmemi önerdi.) (Personal Record); kişisel rekor Some contestants ran their PR…

nirvana (isim) Nirvana, hırslardan arınılarak ulaşılan salt mutluluk Last year I went to Nepal for reaching Nirvana with other Buddhist monks. (Geçen yaz diğer Budist rahiplerle birlikte Nirvana’ya ulaşmak için Nepal’e gittim.) Probably he reached the Nirvana because when I talk to him I saw the Dalai Lama in front of me. (Muhtemelen o Nirvana’ya ulaşmıştı çünkü onunla konuşurken karşımda Dalai Lama’yı gördüm.) I heard Buddhist monks eat only rice mush for months in order…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!