men (isim) Erkekler, adamlar Three men talking to each other at the bar but I can’t hear them.(Barda üç adam birbirleriyle konuşuyor ama onları duyamıyorum.) It is cliché to think that all men love football.(Tüm erkeklerin futbolu sevdiğini düşünmek klişe.) They should explain why men are more likely to become aggressive when drunk.(Erkeklerin sarhoş olduklarında neden daha agresif olduğunu açıklamalılar.) Nancy thinks all men love her. I think she is right because she is so…

us (zamir) Bize (biz zamirinin nesne versiyonu) No one can split us because we have a family with very strong ties. (Hiç kimse bizi ayıramaz çünkü biz çok güçlü bağları olan bir aileyiz.) Do you want to come to the cinema this evening with us? (Bizimle bu akşam sinemaya gelmek ister misin?) My mom said she needs to see us immediately because she wants to speak with us. (Annem bizi hemen görmek istediğini söyledi çünkü…

Fix Türkçe ne demek? fix (fiil) Düzeltmek, onarmak, tamir etmek, hile karıştırmak, şike yapmak I have been receiving reports that horse racing competitions were fixed.(At yarışı müsabakalarına hile karıştırıldığına dair raporlar alıyorum.) I don’t want it, if you really want it, go ahead and fix something.(İstemiyorum, eğer gerçekten istiyorsan, devam et ve bir şeyi düzelt.) You can’t fix a war that’s been on for hundreds of thousands of years.(Yüzbinlerce yıldır devam eden bir savaşı düzeltemezsiniz.)…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!