vip (isim) Çok önemli kimse, büyük şahsiyet I felt like a VIP because of the high quality service. (Yüksek hizmet kalitesi yüzünden kendimi VIP gibi hissettim.) We couldn’t go there because it is the VIP entrance. (Oradan gidemedik çünkü orası VIP girişi idi.) A SEAL team has landed in Afghanistan for a VIP rescue mission. (Bir SEAL takımı VIP kurtarma görevi için Afganistan’a indi.) A VIP convoy has just passed us and it blocked the…

ex (isim) Eski sevgili My ex called me but I didn’t answer it. (Eski sevgilim beni aradı fakat ben telefonu açmadım.) I saw my ex with a new guy, and she saw me as well. (Eski sevgilimi yanında biriyle gördüm, o da beni gördü.) ex (ön ek) Eski, önceki, sabık My ex-wife and I are staying in touch for the kids. (Eski karım ve ben çocuklar için iletişimi kesmiyoruz.) Ex-president gave a speech which criticizes…

nirvana (isim) Nirvana, hırslardan arınılarak ulaşılan salt mutluluk Last year I went to Nepal for reaching Nirvana with other Buddhist monks. (Geçen yaz diğer Budist rahiplerle birlikte Nirvana’ya ulaşmak için Nepal’e gittim.) Probably he reached the Nirvana because when I talk to him I saw the Dalai Lama in front of me. (Muhtemelen o Nirvana’ya ulaşmıştı çünkü onunla konuşurken karşımda Dalai Lama’yı gördüm.) I heard Buddhist monks eat only rice mush for months in order…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!