never (zarf) Asla, hiç, katiyen, hiçbir suretle, taş çatlasa, ömrü billah You can tell me anything but never tell me to quit! (Bana her şeyi söyle ama asla vazgeçmemi söyleme!) You should never say never because you never know what life will bring to you. (Asla yapmam dememelisin çünkü hayatın karşına ne çıkaracağını asla bilemezsin.) If you want to achieve success, never give up on your goal. (Başarıya ulaşmak istiyorsanız, asla hedefinizden vazgeçmeyin.) If I…

de facto (sıfat) Resmi olmamak ile birlikte fiili After the civil war, a de facto government was established in the country. (İç savaştan sonra ülkede fiili bir hükümet kuruldu.) De facto actually not depends on legality. (Fiili aslında yasallığa bağlı değildir.) He became the de facto leader of the movement. (O hareketin fiili lideri oldu.) Gerçekte, fiilen, genel geçer Some goverments acted de facto due to disagreements. (Bazı devletler anlaşmazlıklar nedeniyle fiilen hareket etmiştir.) Countries…

crush (fiil) Kıracak ya da şekline zarar verecek kadar bastırmak, ezmek, izdiham yaratmak To get the oil out you will have to crush the seeds. (Yağı çıkarmak için tohumları ezmen gerekecek.) The giant shark crushed the boat and cut it in half. (Dev köpek balığı, tekneyi ezdi ve ortadan ikiye böldü.) crusher (isim) Ezici, kırıcı, parçalayıcı, öğütücü Let’s throw the garbage into the crusher. (Çöpleri öğütücüye atalım.) crushed (sıfat) Ezilmiş, ezik, parçalanmış, bastırılmış Women shouldn’t…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!