live (fiil) Yaşamak, ikamet etmek, ömür geçirmek, naklen, zinde They live in a two-story, blue-colored detached house. (Onlar iki katlı, mavi renkte olan müstakil bir evde yaşıyorlar.) Did you know that tortoises can live up to 200 years old? (Kara kaplumbağalarının 200 yaşına kadar yaşayabildiklerini biliyor muydun?) live (sıfat) Canlı, canlı yayın It is necessary to be extremely careful in live animal markets due to the risk of infectious diseases. (Canlı hayvan pazarlarında bulaşıcı hastalık…

yes (zarf) Evet (onaylamak, anlaşmaya varmak) Do you agree with me? – Yes, I agree. (Bana katılıyor musun?) – Evet, katılıyorum. Evet (bir karşıtlığı tasdiklemek) Don’t go that way. – Yes, I will. (O taraftan gitme. – Evet gideceğim.) Evet (seslenişe cevap vermek) Excuse me? – Yes mam. (Pardon bakar mısınız? – Evet hanımefendi.) Evet (kabul oyu ) *aye kelimesi de kullanılır hay hay, elbette Do you want go to lunch with me? – Yes…

Evde İngilizce Öğrenmek Hayal Değil: İşe Yarayan Yöntemler ve Lingusta’nın Farkı Birçoğumuzun içinde aynı düşünce dönüp duruyor:”Keşke zamanım olsa da bir kursa yazılsam…”Ama gerçek şu: Kursa gitmeden de İngilizce öğrenmek mümkün. Hem de etkili bir şekilde. Pandemi sonrası birçok kişi uzaktan çalışmaya başladı. Peki neden uzaktan İngilizce öğrenmeyelim?Bu yazıda, evde İngilizce öğrenmenin gerçekten işe yarayan yollarını ve bu süreci kolaylaştıran Lingusta Metodu’nu anlatacağız. Evde İngilizce Öğrenmenin Zorlukları Öncelikle dürüst olalım. Evde tek başına İngilizce öğrenmek…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!