never (zarf) Asla, hiç, katiyen, hiçbir suretle, taş çatlasa, ömrü billah You can tell me anything but never tell me to quit! (Bana her şeyi söyle ama asla vazgeçmemi söyleme!) You should never say never because you never know what life will bring to you. (Asla yapmam dememelisin çünkü hayatın karşına ne çıkaracağını asla bilemezsin.) If you want to achieve success, never give up on your goal. (Başarıya ulaşmak istiyorsanız, asla hedefinizden vazgeçmeyin.) If I…

work (fiil) Çalışmak, meslek icra etmek He works in TOFAS car factory in Bursa. (O, Bursa’da bulunan TOFAŞ araba fabrikasında çalışıyor.) She works as an engineer in the iron steel industry (O, demir çelik endüstrisinde mühendis olarak çalışıyor.) İş yapmak, uğraşmak My grandfather worked all day in his farm. (Büyükbabam bütün gün boyunca tarlasında çalışmış.) Working with plants and flowers is very hard but also very relaxing. (Bitkilerle çalışmak oldukça zor ve bir o kadar…

soft (sıfat) Yumuşak, cıvık, hoş I love using soft towels, they have a refreshing feel.(Yumuşak havluları kullanmayı seviyorum, ferahlatıcı bir his veriyorlar.) Her voice is so soft, I can listen to her songs all day.(Onun çok yumuşak bir sesi var, tüm gün şarkılarını dinleyebilirim.) How many times have I told you, I do not like to eat soft eggs.(Sana kaç kez söyledim, cıvık yumurta yemeyi sevmiyorum.) Student: What is the meaning of soft?(Öğrenci: Soft ne…