vinegar (isim) Sirke This shop sells handmade apple vinegar and it’s very high quality. (Bu dükkan el yapımı elma sirkesi satıyor ve çok oldukça kaliteli.) In a nostalgic Turkish movie, a married couple gets divorced over a debate about whether pickles will taste better when made with vinegar or lemon juice. (Nostaljik bir Türk filmimde, evli bir çift turşunun sirkeyle mi yoksa limon suyuyla mı yapıldığında daha lezzetli olacağı hakkında bir tartışma yüzünden boşanır.) I…

Ezberliyorsun Ama Konuşamıyorsun: Sorun İngilizce Değil, Yöntem “Yazılı İngilizceyi anlıyorum ama iş konuşmaya gelince yapamıyorum.” Eğer bu cümle sana tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin.Hatta bu, İngilizce öğrenmeye çalışan yetişkinlerin en sık yaşadığı problemlerden biri. Kelime biliyorsun.Gramer kurallarını hatırlıyorsun.Okuduğunu büyük ölçüde anlıyorsun. Ama sıra konuşmaya geldiğinde…Duruyorsun. Cümle kuramıyorsun. Ses çıkmıyor. Buradaki iyi haber şu:Sorun sende değil. Sorun, bugüne kadar öğrendiğin yöntemde olabilir. Neden “İngilizce Konuşamıyorum” Hissi Bu Kadar Yaygın? Çünkü çoğumuz İngilizceyi yıllarca şu şekilde öğrendik: Kelime…

movie (isim) Film, sinema, sinema filmi, video The movie we watched last night was so boring that I fell asleep before half. (Dün gece izlediğimiz film o kadar sıkıcıydı ki yarısından önce uyuyakaldım.) The biggest fear of filmmakers is that the movie will not be viewed at the expected level. (Film yapımcılarının en büyük korkusu, filmin beklenen düzeyde izlenmemesidir.) Clint Eastwood was the leading role of my favorite movie when I was little. (Küçükken en…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!