has (fiil) Sahip olmak (have fiilinin 3. tekil şahıslar için kullanılan hali) The car has GPS navigation.(Araç GPS navigasyonuna sahip.)Jessica has a new puppy. You should see it, it is so cute.(Jessica’nın yeni bir köpeği var. Görmelisin, çok tatlı.)I can safely say that Jack has excellent taste.(Jack’in mükemmel bir zevke sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.)I don’t have to worry. After all, he has you.(Endişelenmeme gerek yok. Nihayetinde, sana sahip.)Student: What is the meaning of has?(Öğrenci: Has…

left (sıfat) Sol Bir kişinin ya da nesnenin kuzeye bakarken batıda olan bir şeyin üzerinde, ona doğru ya da onunla ilgili bir şeyi ifade etmesidir. His left arm was broken. (Onun sol kolu kırılmıştı.) Radikal, reformcu veya sosyalist görüşleri destekleyen bir kişi veya grupla ilgili de kullanılabilmektedir. He was very interested in left politics. (Sol siyaset ile oldukça ilgilenen bir insandı.) Bırakılan, bırakılmış, kalmış Is there any milk left in the refrigerator? (Buzdolabında hiç süt…

order (fiil) Emir vermek, emretmek My boss ordered me to finish this as soon as possible, otherwise he’ll fire me.(Patronum bu işi olabildiğince kısa bir sürede bitirmemi emretti aksi takdirde beni kovacak.) The battle was lost because the soldiers did not obey the order of the commanders.(Savaş kaybedildi çünkü askerler kumandanların emirlerine uymadı.) I am ordering you as your commander in chief.(Başkomutanın olarak sizlere emrediyorum.) Student: What is the meaning of order?(Öğrenci: Order ne demek?)Teacher:…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!