norm (isim) Kaide, düstur, kural Sometimes, some people’s life styles don’t fit with the society’s norms. (Bazen bazı insanların hayat tarzları toplumun kaidelerine uymaz.) Some Jewish, Christian and Muslim people have very strict norms. (Bazı Yahudi, Hristiyan ve Müslüman insanların oldukça katı kuralları vardır.) Journalism norms have been broken commonly in these days. (Gazetecilik kaideleri bugünlerde oldukça sıklıkla çiğneniyor.) The norms of this tribe are very interesting. (Bu kabilenin kuralları oldukça ilginç.) Standard, model Universal…

İngilizce öğrenme noktasında dil öğrencilerinin en çok problem yaşadığı alan kelimelerin yazılış ve okunuşlarını öğrenmektir. Zira İngilizce kelimelerin okunuşu yazılışından, yazılışı okunuşundan farklıdır. Buna karşılık ortografik (yazıldığı gibi okunan) bir dil olan Türkçede ufak ses ve vurgu değişiklikleri haricinde her şey alfabeye uygundur. Örneğin “t” harfi “tekerleme” kelimesinde de “satır” kelimesinde de aynı sesi verir. “e” harfi “ver” kelimesinde ve “el” kelimesinde aynı şekilde okunur, fakat incelik-kalınlık farkı vardır. Peki anadili Türkçe olan biri, yazılışı…

low (sıfat) Alçak, az, düşük, alt, ucuz She bought this skirt at a low price. (O bu eteği düşük bir fiyata satın aldı.) This chair is too low for her. (Bu sandalye onun için çok alçak.) I saw this computer at the mall. The price tag was not low. (Bu bilgisayarı alışveriş merkezinde gördüm. Fiyat etiketi düşük değildi.) Zayıf, güçsüz, kısa The battery is low that’s why the laptop doesn’t work. (Batarya zayıf bu yüzden…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

SON GÜN! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!
SON GÜN! İngilizce Eğitimde NET %50 İNDİRİM!