flood (isim) Sel, taşkın, tufan, su baskını The flood destroyed the levee and messed up the town. (Taşkın, seti yıktı ve tüm kasabayı alt üst etti.) Last year approximately these days, it has rained almost 2 days without a break and flood ruined our farm. (Geçen yıl yaklaşık bu zamanlar, yağmur aralıksız olarak iki gün yağdı ve sel çiftliğimizi mahvetti.) flood (fiil) Basmak, su basmak The water flooded everywhere! Who has blocked the bath? (Banyoyu…

remove (fiil) Kaldırmak, sökmek, çıkarmak Dylan removed his jacket and put it on the couch. (Dylan ceketini çıkartıp koltuğa koydu.) You should carefully remove your bandage. (Sargını yavaşça çıkarmalısın.) She yelled him to remove his hand. (Elini kaldırması için bağırdı.) Ortadan kaldırmak, sona erdirmek Please clean the kitchen after you remove the plants. (Lütfen bitkileri ortadan kaldırdıktan sonra mutfağı temizle.) The show was removed after last night’s episode. (Dün geceki bölümden sonra dizi sona erdirildi.)…

fake (fiil) Numara yapmak, kandırmak When I was little and I didn’t want to go to school, I fake to be a sick person. (Küçükken okula gitmek istemediğimde hasta olmuş gibi davranırdım.) He is a complete phoney, he fake up all of this. (O tam bir sahtekar, tüm bunları uyduruyor.) fake (isim / sıfat) Sahte, taklit This is just a fake account, you don’t need to take it’s comments seriously. (Bu sadece sahte bir hesap,…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!