province (isim) Vilayet, il, saha, taşra, yetki alanı, ülkenin idari bölümlerinden biri, eyalet My uncle was the governor of this province for 15 years. (Benim amcam 15 yıl bu ilin valiliğini yaptı.) A curfew was declared throughout the province due to Covid-19. (Covid- 19 nedeniyle il genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.) This is the most famous cafe in this province. (Bu eyaletteki en ünlü kafe burasıdır.) All my memories take place in this province…

smile (fiil) Gülümsemek, tebessüm etmek I fell in love with her because she took my breath away from me when she smiled.(Ona aşık oldum çünkü o güldüğünde nefesimi benden aldı.) You smile so cute and your smile looks just like your mother, child.(Çok sevimli gülüyorsun ve gülüşün aynı annene benziyor çocuğum.) When i was 6 years old, i had a very cute dog and it was alway smile.(Ben 6 yaşındayken, çok şirin bir köpeğim vardı…

try (fiil) Bir şeyi denemek, yapmaya çalışmak Would you please try this shirt?(Bu gömleği dener misiniz lütfen?) Try making sentences shorter when writing.(Yazı yazarken cümleleri daha kısa yapmayı dene.) Student: What is the meaning of try?(Öğrenci: Try ne demek?)Teacher: Try means to attempt to do something.(Öğretmen: Try bir şeyi yapmayı denemek demektir.) Bir şeyin başarısını, uygunluğunu veya sonucunu test etmek The new keyboard is great. You should try it.(Yeni klavye harika. Onu denemelisin.) They will…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

300.000+ Kişinin İngilizce Öğrendiği Metodu Şimdi Ücretsiz Dene
Hala Anlıyorum Ama Konuşamıyorum Mu Diyorsun? Bu Döngüyü Bugün Ücretsiz Kır!