break (fiil/isim) Kopmak, kırmak, bozmak, parçalamak He breaks every toy we buy for him, so we don’t buy any more toys.(Onun için aldığımız her oyuncağı kırıyor, bu yüzden artık ona oyuncak almıyoruz.) She was very upset when the chain of her favorite necklace broke.(En sevdiği kolyesinin zinciri koptuğunda çok üzüldü.) Once a heart is broken it is very difficult to compensate.(Bir kalp kırıldığında bunu telafi etmek çok zordur.) Student: What is the meaning of break?(Öğrenci:…

Düzenli Çalışmanın Gücü: Eğitim Sezonunda İngilizceyi Hızla Öğrenin Eğitim sezonu, yalnızca okula dönüş anlamına gelmiyor; kendini geliştirmek ve yeni hedefler koymak için de çok güçlü bir başlangıç noktası. Eğer bu dönem hedefiniz İngilizceyi hızla öğrenmek ise, doğru yerdesiniz. Çünkü dil öğrenmede mucize formül yok; ama bilimsel olarak bildiğimiz bir gerçek var: düzenli ve planlı çalışma, dağınık ve düzensiz çalışmadan her zaman daha etkili. Bu yazıda, eğitim sezonunu akıllıca kullanarak nasıl istikrarlı bir İngilizce çalışma düzeni…

you (kişi zamiri) Sen, seni, sana, siz, sizleri You are my favorite person and I love you. (Sen benim kendime en yakın bulduğu insansın ve seni seviyorum.) I want to stay with you forever my darling. (Sonsuza kadar seninle birlikte kalmak istiyorum canım.) What do you want from me exactly? (Benden tam olarak ne istiyorsun?) You are so young and pretty, just like me forty years ago. (Tıpkı benim kırk yıl önceki halim gibi çok…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!