promise (fiil) Söz vermek, vadetmek, garanti etmek, taahhüt etmek My father promised me that when I turn 18, he will buy the car I want. (Babam bana 18 yaşıma girdiğimde istediğim arabayı alacağına söz verdi.) Ethical people stand behind their promises no matter what. (Ahlaklı insanlar, verdikleri sözlerin arkasında ne olursa olsun dururlar.) promise (isim) Söz, vaat He never forgot that promise of his uncle. (Amcasının o sözünü asla unutmadı.) What about your promise that…

mix (fiil/isim) Karışım, karıştırmak, katmak, kaynaşmak, karmak The wood of my wardrobe was a mix of dark oak and pine.(Gardırobumun ahşabı koyu meşe ve çam karışımıydı.) Olive oil and water never mix, the oil always stays on top and the water stays on the bottom.(Zeytinyağı ve su asla karışmaz, yağ her zaman üstte ve su altta kalır.) Rainbow is a mix in which colors are harmonious.(Gökkuşağı, renklerin uyumlu olduğu bir karışımdır.) The Atlantic and Pacific…

Auto ne demek? auto (isim) otomobil, araba German brands produce very high quality autos with decent prices.(Alman markaları iyi fiyatlara çok kaliteli otomobiller üretiyor.)How old were you when you learnt how to drive an auto?(Bir arabanın nasıl kullanılacağını öğrendiğinde kaç yaşındaydım?)We are finally seeing hybrid and fully electric autos on the roads.(Sonunda yollarda hibrit ve tam elektrikli arabalar görüyoruz.)This huge factory has very big production capacity as they produce 500 autos each day.(Bu büyük fabrika…

İngilizce Öğrenme Rehberiniz:
Güncel Yazılar, İpuçları ve Kaynaklar

İngilizce Seviyeni Hemen Ölç!
İngilizce Seviyeni Şimdi Test Et!