fake (fiil) Numara yapmak, kandırmak When I was little and I didn't want to go to school, I fake to…
feed (fiil) Beslemek After the death of my uncle, I feed the six chickens and five roosters in our coop.…
flow (isim) Akış, cereyan, akım, akıntı The flow of energy between two sides was obvious. (İki taraf arasındaki enerji akışı…
fury (isim) Hiddet, öfke Please stay calm my friend, this fury will harm you and me in a very bad…
gam (isim) Balina avcılarının yaptıkları toplantı, denizde yapılan toplantı The meeting held by ancient whalers meeting at a port or…
in (zarf) İçeri, içinde, iç, dahili Henry insisted I go in and drink a cup of coffee, I couldn't say…
junior (isim) Küçük, iki şeyden küçüğü, çocuk, kıdemsiz I have 2 sons. The junior one is 12 and the older…
kit (isim) Takım, alet, araç, aygıt takımı, eşya dizisi Always keep spare blankets, water, first aid kits and bandages in…
like (fiil) Hoşlanmak, sevmek Footbal is the only thing that I like in this life. (Futbol bu hayatta sevdiğim tek…
live (fiil) Yaşamak, ikamet etmek, ömür geçirmek, naklen, zinde They live in a two-story, blue-colored detached house. (Onlar iki katlı,…